Yıldıray OĞUR
Atatürk’ün annesinin adı Zübeyde, Hz. Muhammed’in annesinin adı Amine. Yazdıktan 15 dakika sonra kontrol için tekrar baktım. Çocukluğunun en büyük travması okulda öğretmen sorduğunda bu adları karıştırıp hem dinden hem Atatürkçülükten çıkmak olanlar el kaldırsın?
Teşekkürler. İndirebilirsiniz.
Peki, kağnısıyla cepheye mermi taşıyan, taşıdığı top mermisi yağmurdan ıslanmasın diye bebeğin üzerindeki battaniyeyi alıp merminin üzerine örten, böylece de bebeğinin ölümüne neden olan ama örnek, fedakâr anamızı da hatırladık değil mi?
Harika. Normal bir Cumhuriyet çocuğu olmanıza kaldı Bir Çocuk Aleko.
Aleko yani Ali. Aslında o bir Türk çocuğu. Ama ülkesi işgal altında o yüzden Rum çocuğu gibi davranıyor. Türk arkadaşları ona hain gözüyle bakıyor, gizli gizli ağlıyor ama aldırmıyor. Bir amacı var çünkü. İngiliz cephaneliğine sızıyor. Sonra da üzerindeki bombayı...
Bu, El Kaide’nin Pakistan’daki okullarında okuttuğu bir intihar eylemcisi şehit çocuk hikâyesi değil. Laik Cumhuriyet’in her okul kütüphanesinde, minik çocuklara birkaç metre uzaklıkta öyle masum masum dizi dizi duran Ömer Seyfettin hikâyelerinden biri...
İnanmayanlar ve hatırlamayanlar için katarsis bölümü gelsin:
“Gülüyordu. Göğsü kabarıyordu. “Türk” lafını işiten kumandan ayağa kalkmıştı. Tercümandan Ali’nin ne söylediğini anlayınca yüzü kıpkırmızı oldu. Hiddetle bağırdı. Yaver, elindeki haritayı buruşturuyordu. Tercüman da sararmıştı:
- Ne cesaretle buraya geldin? Şimdi kurşuna dizileceksin.
- Beni kurşuna dizemeyeceksiniz.
Ali’nin gözleri büyüdü. Bir adım daha ileri yürüdü. Kumandan hemen cebinden bir rovelver çıkardı. Ali daha ziyade gülüyordu. Tercümana:
- Vakit dar, çabuk söyle. O beni öldüremeyecek, ben onu öldüreceğim, dedi.
Tercümanın çeneleri kilitlendi. Şaşkınlığından bu cümleyi İngilizce tekrarlamaya vakit kalmadı.
Türk tarassut mahallerinden, düşman siperlerinin gerisinde her tarafı sarsan büyük bir infilak gürültüsüyle beraber bir dumanın havaya yükseldiği görüldü.”
Eh böyle bir eğitim sisteminin yetiştireceği normal bir Cumhuriyet çocuğu, büyüyüp koskoca bir yazar olmasına rağmen fabrika çıkış ayarlarını değiştirmezse, aşk romanı yorganının altına saklanıp gizli gizli çocukluk aşkı Cumhuriyet’e ağıt yakar tabii.
Dünkü Hürriyet ’te son romanı Selanik’te Sonbahar’ı Ayşe Arman’a anlatan Tuna Kiremitçi şöyle diyordu: “Bizler, Atatürk Cumhuriyeti’ne yararlı olalım diye büyütüldük. Ama yararlı olabilecek hale gelene kadar her şey yıkıldı ve yeni bir cumhuriyet kuruldu. Bunu kuranların da bize değil, kendi yetiştirdikleri insanlara ihtiyacı vardı. Hatta, bizim ortalarda dolaşmamızdan hoşlanmıyorlardı. Selanik mektuplarını yazan paşa, bu gerçeği yaşayan herkesi temsil ediyor.”
Henüz piyasaya çıkmadığı için bulup okuyamadığım romanda Mustafa Kemal, uğradığı suikast girişimi sonucunda Samsun’a çıkamamış ve Selanik’te köşesinde çekilmiş bir Osmanlı paşası. Ayşe Arman “Bazı yerlerde kokain kullanarak yazdığını düşündüm :-) İnanılmaz bir yaratıcılık...” dediğine göre herhalde “Ahmetler George olurdu, babamız kim belli olmazdı”dan daha korkunç, yaratıcı ve kült bir Kemalist distopya ile karşı karşıyayız.
Kemalizm, zaten uzun süredir, biraz önce sokaktan geçen CHP minibüsünden çalan “Bir daha gel, gel Samsun’a, sarı saçlım mavi gözlüm” kıvamında bir arabesk edebiyata sarmış durumda. Bu arabesk Kemalizm’in Sarı Zeybek, Mustafa gibi acıklı ve damardan örneklerinden sonra bu roman da “Çöküş Dönemi Cumhuriyet Edebiyatı”nın otantik bir örneği gibi görünüyor.
Yazarın “Hepimiz Cumhuriyete yararlı birer yurttaş olalım diye büyütüldük. Tam bilimin aydınlık yolunda hiç yılmadan yürüyüp Cumhuriyetimize hizmet edecek hale geldik ki, ne görelim. Cumhuriyet attaya gitmiş” masumiyetinin kaynağı, ilkokuldan üniversiteye neredeyse aynı efsaneler ve kavramlarla öğretilebilen Kemalizm’in çocuksu bir ideoloji olması. “Bu romanın illa bir sorusu olacaksa ‘Atatürk yaşadı da ne oldu?’ olabilir belki. Yani o kadar mücadele, devrim, ilerleme çabası sonunda hangi noktaya geldik? Mirasın kıymetini bildik mi?” diyen Kiremitçi’nin ancak bir rakı masasında gece yarısından sonra bir Safiye Ayla şarkısı eşliğinde dillendirilmiş kadar kederli hayal kırıklığının, tarihe karşı neredeyse “dedemin hanlarını hamamlarını har vurup harman savurduk” mesafesizliğinin nedeni de bu çocuksuluk.
İlk 23 Nisan şiiri kadar saf bu ideolojik dünya içinde Cumhuriyet, bir çeşit dededen kalma Hacı Bekir Lokumları aile işletmesi, Mustafa Kemal de hep hayırla yad etmemiz gereken büyük dedemize tekabül ediyor. Tarihin bağlamından koparılıp aile albümlerine girdiği bu apolitik ruhaniyetin, siyasi kurum ve kavramlarla kurduğu duygusal bağ da neredeyse “değişirsek Atatürk’e çok ayıp olur” düzeyinde çocuksu muhafazakâr bir refleks yaratmakta.
Vatanı için kendini patlatan Alekolar, bebeğini mermi uğruna feda eden analarla tasarlanmış fabrika çıkış ayarlarını updat etmeyen Cumhuriyet’in çocukları, “Bir daha gel Samsun’a, sarı saçlım mavi gözlüm” arabeski ile elden giden Cumhuriyet’in arkasından ağıt yakıyor. Bu işte bir takıntı var. Çok sevgiden maraz doğmuş. Ne diyelim, en iyisi ‘git kendini çok sevdirmeden.’
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026