Yıldıray OĞUR
“Modern demokrasi yalnız çoğunluğun hükmettiği bir rejim değil, aynı zamanda hukuk prensiplerinin her vatandaş için adaletle uygulandığı bir eşitlik rejimidir. Sadece çoğunluğa dayanan ve çoğunluğun arzularına göre yürütülen demokrasi, geçimsizliğe ve anarşiye yol açarak idareyi, neticede totaliter bir sisteme götürebilir. Bütün devirlerin tarihi, çoğunluğun bazen aldandığını gösteren acı ve ibret verici olaylarla doludur”
Radyodaki ses böyle diyordu. Dün değil, tam 46 yıl önce. Açık Radyo değil, Ankara Radyosu. Gezi’nin yıl dönümünde değil, 27 Mayıs’ın yıldönümünde. Konuşan da Çatı’nın cumhurbaşkanı adayı değil. Genelkurmay’dan Çankaya’ya atlamış 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay. Muhatabı Başbakan Erdoğan değil, Başbakan Demirel.
27 Mayıs’ın Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak kutlanan yıldönümünde Sunay’ın bu sözleri Ankara’ya soğuk duş etkisi yapmıştı. Sözlerin hedefindeki isim seçimlerde sandıktan tek başına iktidar çıkması beklenen ve anayasayı değiştirme sinyali veren Adalet Partisi’nin lideri Başbakan Demirel’dir.
Sunay, çoğunluk diktatörlüğüne karşı mücadelesinde yalnız da değildir. Yaşar Kemal’in kurucusu olduğu sol entelektüellerin Ant Dergisi aynı tarihlerde şu kapakla çıkmıştır: AP’nin hedefi: Çoğunluk Diktası.
Ve diktatörlükle suçlanan, gençlerin, aydınların, askerlerin nefret objesi Başbakan Demirel’in cevabını Türkiye gazetesinin atası Hakikat gazetesinin ilk sayısından okuyalım:
“Azınlığı çoğunluğun üstüne çıkaran idare tarzı, bir zümrenin sultasıdır. Düşünceleri etrafında çoğunluğu toplayamayıp azınlıkta kalanların haklarına razı olmamaları kendileri dışındakilere tahammül edememeleri kendilerini çoğunluktan daha muteber saymaları Türk demokrasisinin işlemesine önemli engel teşkil etmiş, memleketin ağır bedeller ödemesine sebep olmuş tek parti zihniyetinin ta kendisidir… Türkiye’de kimse diktatör dikta ihtiyacı içinde değildir.”
Dejavu.
Bir yıldır kendinizi milat, yeni bir başlangıç, Y kuşağı diye yorup durdunuz.
Birinci yıldönümünde Gezi Ayaklanması, Türkiye’nin etrafında siyasetin oluştuğu fay hattının üzerinde meydana gelmiş, bir kültürel sınıfla geniş halk kitleleri arasındaki demokrasi, meşruiyet, milli irade çatışmasının 2014 yılının teknolojik imkanlarıyla ortaya çıkmış başka bir versiyonundan başka bir şey değildir.
Bir yılın sonunda Gezi, Eski Türkiye’nin savcısı Nuh Mete Yüksel’i, 19. Yüzyıl pozitivizminin hayatta kalan son üyesi Emre Kongar’ı, Transilvanya Büyükelçisi Onur Öymen’i de heyecanlandırıp kitabını yazdırmış bir ayaklanmadır. Hem Sözcü’yü hem Radikal’i hem Aydınlık’ı hem Birikim’i aynı anda heyecanlandırması anlamak isteyene çok şey söylemektedir. Devrimi televizyonların göstermeyeceğini zannedenlerin devrimini CHP’nin Halk TV’si canlı yayınlamıştır.
Memleketin en büyük burjuvaları otellerinin lobby loungelarını, lüks mağazalarını devrimcilere tahsis etmiştir. Bu sadece Türk Solu’yla, Mustafa Kemal’in askerleriyle, ulusalcılarla yan yana düşmek meselesi değildir. Laikler (ve tabii bir istisna olarak tek işi Müslümanların jeeplerini tekmelemek olan antisi yanlış kelimenin önündeki bir safı bile doldurmayacak sayıdaki anti-kapitalist Müslümanlar) esas kavga kopunca yeniden tek sınıf haline gelmişlerdir. Bir Sur’a üflenmiş ve herkes yeniden atalarının dinine, altın buzağılarına, fabrika ayarlarına geri dönmüştür.
Son olarak eski Türkiye’nin derin devletinin son sürümü cemaatinde de koalisyona eklenmesiyle manzara netleşmiştir.
Türkiye gerici-ilerici dikotomisinden çok çekti. Ama bir kereliğine bunu bütün politik ekmeğini yıllardır bu kelimelerden çıkaranlara karşı kullanama hakkı olsun.
31 Mayıs 2013 Gezi Ayaklanması gerici bir ayaklanmadır.
Bir protestonun, tepkinin yüzde yüz haklı, ahlaken doğru bir nedenden ortaya çıkması, onun sonuçlarının siyaseten doğru, ilerici, demokrat olacağı anlamına gelmez.
Yıllardır başına “gerici” (ki kastedildiği gibi şeriatçı değil ama meşruiyet öncesi rejime dönülmesini istemek manasında öyledir de) sıfatını takarak bahsettiğiniz 31 Mart İsyanı’nı tetikleyen de muhalif gazeteci Hasan Fehmi’nin Galata Köprüsü üzerinde öldürülmesi ve İttihatçı iktidarın katilleri bulma konusundaki gönülsüzlüğüne dönük haklı tepkiydi. Hukuk Fakültesi ve Mülkiye öğrencileri ile birleşerek Bab-ı Ali’nin kapısına dayanmış, önce cılız olan grup büyümüş, sayı 50 bine kadar varmıştı. Gençlerin tek bir isteği vardı: 1908’deki devrimin unutulduğunu düşündükleri sloganları: Özgürlük ve adalet.
Üzgünüm. Attığınız diktatörlüğe karşı özgürlük sloganları, polise okuduğunuz Camuslar, çaldığınız gitarlar, pianolar, kontrbaslar, kırmızı elbiseleriniz, duran adamlarınız, İngilizce tweetleriniz, orantısız mizahlarınız, profesyonel tasarımlarınız, televizyon yıldızlarınız sizi ilerici yapmaya yetmeyecek.
Tarihin Türkiye için kırılma anında, yanlış tarafta poz verdiniz.
Tarih, ayaklanmanızı 50 yıllık yarı askeri diktatörlük yıkılırken, 30 yıllık savaş bitirilirken, başörtülü kadınlara yönelik apartheid rejimi sona ererken, el konulmuş mallar iade edilirken, sivil bir anayasa için ilk kez masaya oturulmuşken, Türkiye dünya nimetlerinden eşit faydalanmak, Batı ile eşit ilişki kurmak için itiraz ederken andıyla, törenleriyle, adetleriyle, ilkeleriyle Birinci Cumhuriyet parantezi kapanırken ortaya çıkmış bir isyan olarak yazacak.
Sadece bir cümle: Birinci Cumhuriyetin son direnişlerinden biri…
İlk üç günü, samimi arkadaşlar, sahiden demokratlar sizin için de üzgünüm.
Şimdiden, Birinci Cumhuriyet defteri kapanırken, 30 yıllık savaş biterken ne yaptın anne/baba diye soracak çocuklarınıza içki satış saatine, Başbakan’ın sert üslubuna kızıp barikatlar arkasından direndimden daha iyi bir cevap bulmaya çalışın derim…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026