Zekeriya Kurşun
Nerede olursa olsun, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasınlar Müslümanların kaderi ortaktır. Sadece Müslümanlar değil, aynı zamanda beraber yaşadıkları diğer toplumlar ile de ortak bir kaderleri vardır. Türk, Arap’ı, Arap ise Farisi’yi; bunların hepsi, Kürt’ü, Çerkez’i, Berberî vs.yi yok sayarak gelecek kurma şansına sahip değildir. Ancak bu yetmez. Irak’taki Yezidileri, Mandeileri, Melkitleri, Suriye ve Lübnan’daki Dürzileri, Marunileri, Mısırdaki Kıptileri ve daha pek çok etnik-dini ve mezhebi grubu bilmeden, anlamadan ve kaderin ortağı görmeden bu coğrafyada gelecek kurmak mümkün değildir.
Son iki yüzyıldır Ortadoğu’da, Afrika’da ve hatta Orta Asya’da egemenlik kurmak isteyenler planlarını bu müşterek kaderi bozmak üzerine kurdular. Bir grubu himaye ederken, diğerini ona karşı kışkırttılar. Birini zayıflatırken ötekini silahlandırıp karşı karşıya getirirdiler. Bunu yaparken kullandıkları en önemli araç bilgi olmuştur. Bilginin gücünü keşfedenler öncelikle coğrafî, dinî ve kültürel müşterekliğe sahip topluluklar hakkında ayrı ayrı ve derinlemesine bilgi sahibi oldular. Bu toplulukların yaşama biçimlerini, inançlarını, soy-sop ve meşreplerini, kabilelerini, hatta atlarının cinslerini bile incelediler. Paradoksal bir biçimde bu topluluklar da birbirine yabancılaştı ve dayanışma yerine çatışmayı seçerek kendi kaderlerini tayin etme haklarını kaybetti.
HAMASET VE SİYASET
Ortadoğu’daki bütün sorunların ortak noktası Filistin ve dünya barışının anahtarı da Kudüs meselesidir. Bu konudaki bilgi birikimimize bakarak, bu sorunun çözümüne ne kadar yakın veya uzak olduğumuzu tahmin edebilirsiniz. Kendinizi fazla zorlamayın, hemen ben söyleyeyim. Ortaya konan bütün gayretlere, verilen bunca emeklere, harcanan mesailere rağmen, hâlâ çözümün uzağındayız. Elbette bunda uluslararası sistemin dayattığı çifte standardın, siyasi ve ekonomik dayatmaların rolü büyüktür. Kuşkusuz Türkiye’nin son yıllarda üstlendiği siyasi inisiyatif ve attığı her adım çözüm yolunda önemli katkılar sağlamıştır. Ama kendimizi aldatmayalım. Filistin siyasetimiz hâlâ bilgi ile donatılmaya muhtaçtır. Zira bu mesele sadece hamaset ve seyahat ile çözülebilecek cinsten bir mesele değildir.
Son yazımda, son olağanüstü İİT devlet başkanları toplantısının aldığı kararları değerlendirirken, kararlarda Türkiye’yi icbar ve ilzam eden hususların olduğunu yazmıştım. Meseleyi burada biraz daha açayım. Türkiye, Filistin meselesine sadece İsrail’in bölgesel güvenliği tehdit etmesi açısından bakmamaktadır, bakamaz. İsrail’den önce bölgedeki son meşru devletin varisi olarak Türkiye’nin tarihi; ayrıca müşterek coğrafya, din ve kültürden kaynaklanan ahlakî ve insanî sorumlulukları bulunmaktadır. Bu yüzden dara her düştüklerinde Filistinlilere elini uzatan Türkiye olmuştur ve olmaktadır. Bugün de eli kolu bağlanmış, iktisadi hayatları olmayan, üretimde ve hatta tüketimde İsrail’e bağlı hale gelmiş, askeri kuşatmanın dışında, verilen krediler ile de adeta bütün hürriyetleri elinden alınmış olan Filistinliler için bir yardım kampanyasının başlatılması yerinde olmuştur.
FİLİSTİN İÇİN NE YAPILMALI?
Diğer taraftan Filistin meselesinin çözümü için yardım kampanyasından daha fazlasının yapılması şarttır. Yerinden yurdundan edilmiş mülteci durma düşürülmüş, öz topraklarında mülkiyet hakları kısıtlanmış, tarihten miras aldıkları vakıfları yağmalanmış Filistin’e ve Filistinlilere yapılacak en büyük yardım onları tarihleri ile buluşturmak olacaktır. Bunu da ancak Türkiye yapacaktır. Milyonlarca mültecinin anılarında yer alan eski yerleşim yerleri, köyleri, mezraları ve hatta mezarlıkları artık yerinde değildir. Yakılıp, yıkılan, ortadan kaldırılan bu yerlerin isimleri bile unutturulmuştur. Başka bir ifade ile dede ve babaları fiili mağduriyete maruz kalan Filistinlilerin yeni nesilleri, unutturulan tarihleri ile zihni mağduriyete de uğratılmışlardır.
Oysa İİT toplantılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması eşliğinde verilen -yabancı- haritalarda gösterilen, Filistinlilerin eski topraklarına ait belge, bilgi, kayıtlar ve Filistinlilerin tapuları Türkiye’nin arşivlerinde bulunmaktadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Tapu Kadastro Arşivi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi Filistin’e ait yüzbinlerce evrakı barındırmaktadır.
Öncelikle, Tapu Kadastro Arşivlerinde bulunan tapu kayıtlarının bilimsel bir yöntem ile ve coğrafi bilgi sistemlerinden istifadeyle Filistin’in ve Osmanlı Kudüs’ünün sanal kadastrosu hazırlanmalıdır. Filistin’deki kayıp köyler, eski yerleşim mekânları haritalar üzerine işlenmelidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki bütün vakıf kayıtları incelenmeli ve aynı şekilde haritalarda yerleri tespit edilmelidir.
Doğrusu bugüne kadar söz konusu kurumlar bu belgelerden bazı yayınlar yaptılar. Daha ziyade kurumlarındaki belgelerin varlığını gösteren ama sadra şifa olmayan bu çalışmalar, soruna katkı vermekten, bilimsel çözüm üretmekten ve Türkiye’nin haklılığını, Filistinlilerin haklarını göstermekten uzaktır. Aynı şekilde, İİT’nin İstanbul’daki birimi IRCICA ve kimi özel kurumlar da bu belgelerden hareket ile bazı kitap ve albümler yayımlayarak ilgilerini gösterdiler.
Ne acıdır ki; Filistin konusunda dünyada en çok sesi çıkan Türkiye, bilgi ve yayın konusunda en geride olan ülkelerdendir. İsrail’de yapılanlar başta olmak üzere yabancı yayınlar, harita ve albümler olmadan bırakın akademik bir çalışma yapmak, bir sunum bile hazırlamak mümkün değildir. Bu sonuçtan, Türkiye’deki bütün taraflar, arşivler, üniversiteler sorumludur. Asılan tabelalar, kadro ve imkân sunulmadan kurulan merkezler, yıldönümlerinde yapılan toplantılar bu sorumluluğu ortadan kaldıramayacağı gibi soruna da katkı sunmaktan uzaktır.
Burada, bilimsel birikimi artırmak ve Kudüs’te Türkiye’nin tarihi sorumluluğunu ve haklarını ortaya koyacak çalışmaları yapmaya niyetlenenlere engel olan bürokrasiden hiç söz etmiyorum. İki yıl önce koordinatörlüğümde tamamlanmış olan Osmanlı Dönemi Filistin Yer Adları Kılavuzu ve Filistin Atlas’ının kurumlar arasında hala devam eden serüveninden de bahsetmiyorum. Sözünü ettiğim yegâne husus, Filistin konusunda elini taşın altına koyan Türkiye’nin haklı iddiasını ancak bilimsel üretimler ile sürdürmesinin mümkün olduğudur. Türkiye buna mecburdur.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018