Ahmet ALTAN
Niye, “battığı“ için çok küçümsediğimiz ve kendimizi onlarla kıyaslayarak çok “akıllı” bulduğumuz Avrupa Birliği üyesi ülkelerde devletin yaptığı binaların bodrum katlarında insanlar ölmüyor da bizim ülkemizde ölüyor?
Cevap çok basit ve çok acıklı.
Oralarda insanlara daha çok önem veriyorlar ve bütün sistemlerini insanları korumak için kuruyorlar.
Yaptıkları ve bizim de “kendi Ankara kriterlerimiz var, bize ne sizin yasalarınızdan” diye burun kıvırdığımız yasaları “devleti” denetliyor sürekli, hata ve yolsuzluk yapmasına izin vermiyor.
Bizde devleti yönetenlerin birinci amacı “devleti denetim dışı” bırakmak.
Bütün kurnazlıklarını bunun için devreye sokuyorlar.
Samsun’da insanların bodrum katlarında boğularak öldüğü binaları yapan TOKİ’nin ne tür bir “denetlemeye” tâbi tutulduğunu merak edip araştırdık.
TOKİ yasasını incelettik.
Anlaşıldı ki TOKİ denetim dışı.
Kimse denetlemiyor TOKİ’yi, canının istediğini yapıyor.
İsterse gidip, uzmanların “oraya ev yapmayın” diye defalarca uyardığı dere yatağına binaları dikebiliyor.
Binaları dikip insanları öldürüyor.
Başbakanla bugünkü bakanın, birlikte önünde poz verip üstüne “ekip işi” diye yazdıkları o binaların oraya yapılmasını engelleyecek bir denetim sistemi yok.
AKP’nin anladığı “ekip işi” bu, kimsenin denetlemediği işler yapmak, sonuçta bir felaket olduğunda da “yağmuru” suçlamak.
Başbakan Erdoğan ve AKP, yola Avrupa Birliği kriterlerini ölçü alarak çıkmışlardı, o kriterleri uyguladıkları sürece işler iyi gitti, vaka ki “biz her şeyin en iyisini biliriz” saplantısına kapıldılar, “Ankara kriterleri” diye ne olduğu belirsiz bir “ucube” uydurdular, işler tepetaklak oldu.
Avrupa’nın kriterleri “insanları” önemsiyor, AKP’nin “kriterleri” ise Erdoğan’ın başkanlığını ve “sonsuz” bir iktidarı önemsiyor.
Bütün devleti Erdoğan’ın kontrolüne verip, ondan başka hiçbir denetim aracına olanak tanımayınca da kan revan içinde kalıyoruz.
Sanayi sitelerini denetim dışı bıraktıkları için atölyeler birbiri ardına patlıyor.
İş hayatına “denetim” getirmedikleri için her gün işçiler kazalarda ölüyor.
Denetimsizliği çok seviyorlar.
Ve bu “denetimsizliği” devletin çeşitli birimlerini kendilerine “bağımlı kılabilmek” için de bir “havuç” olarak kullanıyorlar.
Biliyorsunuz son çıkarttıkları yasayla da generalleri, müsteşarları, üst düzey bürokratları hukukun denetimi dışına taşıdılar.
Hukuk onlara dokunamayacak.
Başbakanla iyi geçindikleri sürece “işledikleri suçlar” soruşturulmayacak.
Uludere katliamını gerçekleştirenler, bunun için emir verenler, bu son yasalara göre öyle kolayından yargılanamayacak.
Çıkardıkları “terör yasalarıyla” binlerce Kürdü “türkü söyledi, poşu taktı, duvara yazı yazdı” diye hapislere dolduracaklar ama insanları öldüren devlet görevlilerine dokunmayacaklar.
Dün bizim gazetede vardı, Fransa’da bir zamanlar AKP’yi desteklemiş olan bir grup aydın Le Mondegazetesinin bastığı bir bildiri yayınlayarak “AKP diktatörlüğüne karşı” bütün Avrupa’yı uyardılar.
Gerçi bizim başbakanla dışişleri bakanı “hayallerinde” kurdukları “Osmanlı İmparatorluğu”nun zihinlerindeki gölgeli tasavvurlarıyla kendilerini bütün dünyadan önemli görüyorlar, artık Avrupa’ya ihtiyaçları olmadığına inanıyorlar ama İsrail’den ve Suriye’den yediğimiz tokatları da şaşkınlıkla karşılamaktan öteye gidemiyorlar.
Onlara göre biz çoktan “cihan imparatorluğu” olduk ama bizim imparatorluk olduğumuzu İsrail ile Suriye bilmiyor.
Avrupalı aydınlar ise onların “imparatorluk” sandıkları şeyin diktatörlük olduğunu söylüyor.
Avrupalıların “Tanrı parçaçığını” buldukları bir çağda biz Kürtlerin en doğal hakkı olan “anadilde eğitimi” tanımadığımız için Kürt meselesine demokratik bir çözüm getiremiyoruz, hâlâ Alevilerin cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeyip “ibadet özgürlüğünü” ve eşitliği görmezden geliyoruz, her gün ölen işçilerimizi kurtaracak bir sistem oluşturmuyoruz, “batan” Yunanistan’ın bile kendilerini aşağılayan Erdoğan’a “önce milli gelirinizi bizim milli gelir düzeyine getirin de sonra konuşuruz” diyerek dalga geçtiği bir milli gelir çizgisini aşamıyoruz ama Avrupa’yı küçümsüyor, onların insanları koruyan yasalarını benimsemeyi reddediyoruz.
Onun yerine Sudan’ın eli kanlı diktatörüyle askerî işbirliği anlaşmaları imzalıyor, Maraş Belediyesi’nin imar müdürüne “altı minareli” cami ısmarlıyor, “ekiplerini” her türlü denetimin dışında tutuyorlar.
Bu kafa ve bu “ekiple” daha çok adam öldürürler bu ülkede.
İnsanların “yaşama” hakkının Başbakan Erdoğan’ın “başkan olma” hakkından daha önemli olduğunu anlayana kadar da bu trajik skandalları sürdürürler.
“Günahtan korktuğunu” söyleyen muhafazakârlar bir gün gerçekten “günahtan korkana” dek de böyle gider bu acıklı macera.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018