Alper GÖRMÜŞ
“Eğitimin amacı ne? Eğitim bilgi değil arkadaşlar. Bilgi üniversitede oluyor. Bilgi meslekte oluyor. Eğitimin amacı, bir Allah korkusu, iki kuldan utanma…”
İşte her türlü eleştiri girişimini saçma kılacak muhteşem bir ‘tez…’ Ben şahsen kendimi böyle bir saçmalığa maruz bırakmam ve bilginin eğitimin mütemmim cüzü olduğunu ‘ispatlama’ çabası içine girmem! Meğerki Hulusi bey mesela sağlık sisteminin insanların hastalıklarıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığı ‘tez’ini savunulabilir bulsun ve savunsun.
Birbiriyle çelişen, hatta bazen birbirinin tamamen zıddı iki kavramın bir arada kullanılmasıyla oluşturulmuş ifadelere oksimoron deniyor. İnternette bol bol oksimoron örnekleri bulabilirsiniz. Benim karşılaştıklarım arasında en ilginci, şimdi hâlâ öyle mi bilmiyorum, ehliyet için müracaat ettiğinizde elinize tutuşturulan “yapılacaklar” listesindeki şu ibare oldu: ”Ehliyet işlemleriniz için Türk Polis Teşkilatı Güçlendirme Vakfı’na bağış yapılması zorunludur…”
İzaha gerek yok herhalde: ‘Bağış’ ancak gönüllülük temelinde yapılınca ona atfedilen anlamı taşıyabilir, fakat bir bağışın aynı zamanda ‘zorunlu’ olması tam bir oksimorondur.
Peki, oksimoronun tersine, birbirinden ayrılması imkânsız iki kavramın birbiriyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını öne süren ifadeleri hangi kavramla karşılayacağız? “Bilgisiz eğitim” tezinin sahibinin adından istifadeyle naçizane ‘hakar’ kavramını öneriyor, anlaşılsın diye de cümle içinde kullanıyorum:
“’Zorunlu bağış’ bir oksimoron, ‘bilgisiz eğitim’ bir hakardır…”
İşin şakası bir yana, durum ciddi. Çünkü ‘tez’in sahibi Türkiye’de genelkurmay başkanlığı ve milli savunma bakanlığı yapmış biri ve yarın karşımıza pekâlâ milli eğitim bakanı olarak da çıkabilir.
Bu noktada şöyle bir itiraz öne sürülebilir: “E, zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin eğitime bakışı Hulusi Akar Eğitim Sistemi’nin önerdiğinden çok mu farklı?” Bu itiraz sahiplerinin ancak kısmen haklı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Hulusi Akar Eğitim Sistemi, öneri sahibinin koyduğu ölçüyle söylüyorum, “4-12 yaş arasındaki sekiz yıl” için ‘bilgi’yi tümden sistemden dışlıyor. Oysa mevcut sistem ‘bilgi’yi tümden dışlamıyor, sadece ‘Allah korkusu’nu öğretmeyi ‘bilgi’den daha önemli sayan bir bakışa sahip ve 20 yıl boyunca da bu amacını kuvveden fiile çıkartabilmek için bitmek tükenmek bilmeyen atılımlarda bulundu.
Peki bu atılımlar nasıl bir sonuç doğurdu?
Bu sorunun cevabına geleceğiz. Fakat ondan önce, nasıl bir sonuç doğuracağını görmemize yardımcı olacak iki hayat-ı hakikiye sahnesini hatırlatmak istiyorum; biri 30 yıl öbürü 10 yıl öncesinden…
12 Eylül’cülerin günde 5 vakit Atatürk propagandası Atatürk imajına ne yapmıştı?
12 Eylül 1980 darbesinin ardından darbe rejimi kendisini Atatürk üzerinden meşrulaştırabilmek için öyle yoğun bir Atatürkçülük propagandasına girişti ki, şimdi inanmak size zor gelebilir, rejim gevşemeye başladıktan sonra anlaşıldı ki bu abartı herkesi Atatürk’ten de Atatürkçülükten de soğutmuştu.
1990’lar boyunca ortalık bu açıdan sütlimandı. Merkez medya bile 10 Kasım’ları tek sütunluk haberlerle geçiyordu…
Atatürk’ü kurtaran, 1990’lardan sonra “laiklik hassasiyeti” üzerinden iktidar kotarmaca stratejisi oldu. Böylece Atatürk ve Atatürkçülük yeniden bir ‘litemotif’ haline gelmeye başladı. O kadar ki, 1990’ların başında üniversitelerde yeniden Atatürk ve Atatürkçülük panelleri düzenlenmeye başlayınca, biz Aktüel‘de (o zamanlar Aktüel‘in yazı işleri müdürüydüm) bu yeni gelişmeye göndermede bulunan bir haber bile yayımladık: “Atam, inanmayacaksın ama…”
Halk neden kırmızı-beyazı değil de turkuazı seçmişti?
Abartılı tekrarların insan ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerini mükemmel bir biçimde gösteren bir başka örneği 2013’te yaşadık… 2013 Ekim’inde gazetelerde yer alan bir habere göre, hızlı tren rengi için yapılan halk anketinde beklendiği gibi kırmızı-beyaz değil, turkuaz seçilmişti. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım sonucu açıklarken, topluma sunulan seçenekler arasında yer alan kırmızı-beyazın birinci geleceğini düşündüklerini fakat halkın büyük bir yüzdeyle trenin renginin turkuaz olmasını istediğini duyurmuştu.
Etyen Mahçupyan o günlerde bu konuyu ele aldığı bir yazısında sonucu şöyle yorumlamıştı:
“Nedeni epeyce açık olmalı: Kırmızı-beyaz renk bileşiminden sıkıldık. Çünkü bayrağın renklerinin her fırsatta önümüze sürülmesi bu imgeyi yıprattı, neredeyse bir ‘görgüsüzlüğün’ göstergesi olarak algılanmasına meydan verdi. İnsanlar artık başka renkleri istiyorlar, çünkü bir trenin daha kırmızı-beyaz olmasını, ya da bir binanın daha Atatürk adını almasını iç dünyalarında ‘sıkıcı’ buluyorlar. Bu tercih yeknesaklığını kişiliklerine saygısızlık olarak algılıyorlar…”
Bu örnekleri abartılı tekrarların insan ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerini hatırlatmak için aktardım.
Kendi çocuklarına değer aktarmak isteyenler, ister seküler olsun ister dindar, bitmez tükenmez tekrarların, yoğun ‘yükleme’ seanslarının çocuklar üzerinde amaçlananın tam tersi sonuçlar üreteceğini bilmeliler. Türkiye’nin muhafazakâr iktidar tecrübesi bu açıdan ders niteliğinde sonuçlar üretti ama bir patikada fazlaca yol alıp da geri dönüş imkânı tükenince o patikanın doğru patika olduğunu savunmaktan başka çare kalmayabiliyor. Hulusi Akar Eğitim Sistemi, böyle bir çaresizliğin önerisi olarak duruyor karşımızda.
Sonraki yazıda: Muhafazakâr iktidar ve dindarların çocukları.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025