Alper GÖRMÜŞ
Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım “CHP’nin büyük çaresizliği” başlıklı yazıma çok farklı tepkiler geldi. Hatırlayacaksınız, yazıda, tabanı nedeniyle CHP yönetiminin istese de bu iktidarın çözüm sürecine destek veremeyeceğini savunmuştum.
Sözünü ettiğim tepkilerden biri de, bir çay bahçesinde otururken beni tanıyıp yanıma gelen ve CHP’li olduğunu söyleyen bir okurdan geldi. Okurum, “irtica” konusunda CHP tabanıyla ilgili olarak yazdıklarımın doğru olduğunu, fakat “çözüm süreci”yle ilgili olarak sadece “zâhir”e bakıp “bâtın”ı dikkate almadığım için yanıldığım düşüncesindeydi.
Ona göre, CHP tabanında, etrafından çekindiği ya da “AKP’ye destek olmak”la suçlanmaktan korktuğu için, gerçekte çözüm sürecine destek verdiği hâlde, konuştuğunda bunun tam tersini söyleyen geniş bir kesim bulunmaktaydı. Biz yazarlar, bu kesimin dilindeki “hayır”a değil, kalbindeki“evet”e yoğunlaşmalıydık.
“Tercih çarpıtması”
Okurumun eleştirisi, aklıma hemen dört beş yıl kadar önce okuduğum ve beni çok etkileyen bir kitabı getirdi. Size de olur mu bilmiyorum, bazen tek bir kavram, önümüzü görmemizi sağlayan bir el fenerine dönüşebilir... Ben böyle kavramlarla karşılaştığımda acayip bir sevinç duyarım. Prof. Timur Kuran’ın Yalanla yaşamak: Tercih Çarpıtmasının Toplumsal Sonuçları adlı kitabından öğrendiğim birkaç kavram, hatırlıyorum, o zamanlar ne kadar çok işime yaramıştı! Ve işte şimdi, çok ilginç bir yaklaşım üzerinde kavramlar yardımıyla düşünmede yine imdadıma yetişmişti.
Size bu kitaptan öğrendiğim birkaç kavramı anlatmak istiyorum bugün... Yazının sonunda CHP’li okurun haklı olma ihtimaline yeniden döneceğim...
Timur Kuran, kitabına adını veren “tercih çarpıtması” kavramanı, “Kişinin, algıladığı toplumsal baskılar karşısında isteklerini olduğundan farklı göstermesi” anlamında kullanıyor. Gördüğünüz gibi, tam okurumun tarif ettiği durumla karşı karşıyayız: Bir kesim CHP’li, gerçekten de“algıladığı toplumsal baskılar” nedeniyle çözüm süreci konusunda düşündüğünün tam tersini dile getiriyorsa, onların pozisyonunu “tercih çarpıtması”ndan daha iyi anlatacak bir kavram bulmak zordur.
Burada çok önemli bir ayrıma dikkat çekmeliyim: Kişi, algıladığı toplumsal baskı nedeniyle iki tavır içine girebilir: Tercihini çarpıtarak inandığının tam tersini savunabileceği gibi, hiç konuşmayıp susmayı da (otosansür) tercih edebilir.
Kuran, kitabının başında, gittiği bir davette gerçekte evin dekorasyonunu beğenmeyen bir konuğun tam tersi görüşler beyan etmesinden yola çıkarak “tercih çarpıtması” ile “otosansür” arasındaki farkı anlatıyor:
“Dekorasyonu beğenmiyorsunuz, ama ev sahibini kırmamak için önce görüşünüzü dile getiriyor sonra kendinizi bir şey söylemek zorunda hissedip, ‘ince zevkine’ övgüler yağdırıyorsunuz...”
Oysa konuk, dekorasyon hakkında hiçbir şey söylemeyebilir, susabilirdi (otosansür). Oysa öyle yapmıyor, inancının tersine çok beğendiğini söylüyor, tercihini çarpıtıyor... Kuran, “nötr” bir tutum olan otosansüre kıyasla tercih çarpıtmasının “toplumsal sonuçlar doğuracağını” şöyle anlatıyor:
“Tercih çarpıtması, başkalarının karşı çıkabileceği düşüncelerini kişinin bastırması anlamına gelen otosansürle eşanlamlı olmayıp, daha geniş kapsamlı bir kavramdır. Oturma odasının dekorasyonu konusunda suskun kalıp yorum yapmasaydınız kendinize sansür uygulamış olurdunuz. Oysa dekorasyondan hoşlandığınızı ileri sürmekle, otosansürün ötesine geçmiş oldunuz. Dinleyicilerinizde, bile bile yanlış bir izlenim bıraktınız.”
“Açık kamuoyu”, “Saklı kamuoyu”
Tam bu noktada Kuran’ın kullandığı “açık kamuoyu”, “saklı kamuoyu” kavramlarının da çok işe yarar olduğunu belirtmeliyim... Kuran’ın ABD’den verdiği çarpıcı bir araştırmanın sonuçları, “tercih çarpıtması”ndan kaynaklanan “saklı kamuoyu”nun statükonun korunmasında nasıl bir rol oynadığını mükemmel bir biçimde gösteriyor:
“Çalışmaya göre beyazların yüzde 18’i ırk ayrımını desteklerken, yüzde 47’si çoğunluğun bu ayrımdan yana olduğunu sanıyordu. (...) Bu araştırmadan çıkan en önemli sonuç şudur: Gerçekte ırk ayrımcılığını isteyen beyazların sayısı az olsa da, beyazların çoğunluğunun bu politikadan yana olduğuna ilişkin yanlış inanç nedeniyle pek çoğu ayrımcılığı destekliyordu.”
Yani: Beyazlar arasındaki gerçek “ırkçı” oranı sadece yüzde 18 iken, geri kalan yüzde 78’in önemli bir kısmı bu oranı mesela yüzde 60-70 sandıkları için “kamusal alan”da tercihlerini çarpıtıyor, kendilerini “ırkçı yasakların sürmesinden yana” gibi gösteriyor ve böylece statüko, gerçekte kendisine karşı olanlardan gelen bir enerjiyle varlığını sürdürüyordu...
Bütün bu teorik malzemeyi tartıştığımız örneğe uygularsak, çıkaracağımız sonuç şudur:
CHP tabanında çözüm sürecine karşı dolaşımda olan, zaman zaman ırkçılığa varan şedit dil, bu dile bizatihi başvuranların bir bölümünün gerçek düşüncelerini yansıtmıyor olabilir.
Sorabilirsiniz bana: Siz inanıyor musunuz CHP tabanında böyle bir kesimin varlığına?
Cevap: Bu türden ağır toplumsal baskılara direnmenin çok zor olduğunu biliyorum. Etraftaki eşin dostun gazabından korkan ve kalbiyle dili farklı şeyler söyleyen bir kesim gerçekten de olabilir.
Bunların anlamlı bir sayıda olup olmadıklarını ise bilemem.
Okuduğunuz yazı 2009’da yazıldı
Sevgili okurlar;
Buraya kadar okuduklarınızın tamamı, tıpkısının aynısı olarak 23 Ekim 2009’da bu köşede yayımlandı. Sadece “Dilinde ‘hayır’, kalbinde ‘evet’ olanlar” şeklindeki başlığını değiştirdim, bir de metindeki“Kürt açılımı” ifadesinin yerine “çözüm süreci” ifadesini koydum. Kısaltmak için birkaç paragrafı çıkardım, fakat hiçbir şey ilave etmedim.
Bugün tekrarladığım yazı, 20 Ekim 2009’da kaleme aldığım “CHP ‘açılım’a destek veremez; verirse biter” başlıklı yazılara gelen tepkiler üzerine kaleme alınmıştı. Bakın, yaptığım bir değişikliği atlamışım; bugünkü yazının “Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım ‘CHP’nin büyük çaresizliği’ başlıklı yazıma çok farklı tepkiler geldi” şeklindeki girişi, 23 Ekim 2009’daki yazıda “CHP ‘açılım’a destek veremez; verirse biter başlıklı yazıma çok farklı tepkiler geldi”şeklindeydi...
Bana, dört yıl önceki bu yazıyı hatırlatan şey, CHP tabanının yüzde 63’lük bir çoğunlukla çözüm sürecini desteklediğine işaret eden anketler oldu... Bir de Gürbüz Özaltınlı’nın, Murat Belge,Markar Esayan ve benim CHP tabanına dair analizlerimizin o tabanın hakikatini yansıtmıyor olabileceğine dair eleştirileri... Özaltınlı, CHP tabanında “Somut sorunlar karşısında farklılaşmaya eğilimli bir sosyoloji”nin olabileceğini hatırlatıyordu yazısında...
Markar, “yüzde 63”ün onu şaşırttığını yazdı... Alın benden de o kadar...
CHP’nin tabanını “Somut sorunlar karşısında farklılaşmaya eğilimli bir sosyoloji” belirliyor olabilir hakikaten... Fakat ortalarda çözüm sürecini desteklediğini serâzad ilan eden milyonlarca CHP’li görülmediğine göre, “yüzde 63”ün büyük çoğunluğunun “tercihlerini çarpıtan” CHP’liler olduğunu söyleyebiliriz.
Bu durumda ben “dil”e kandığım ve “kalb”i hesaba katmadığım için CHP tabanının barış süreci karşısındaki tavrı konusunda yanılmış oluyorum.
Ne diyeyim, böyle yanılgı dostlar başına.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025