Alper GÖRMÜŞ
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüyle sonuçlanan ve kayıtlara “helikopter kazası” olarak geçen olay üzerinde hâlâ düşünüyor, bunun bir suikast olma ihtimalini tartışıyoruz. Hatırlayalım, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) raporundan sonra bu kuşkular bir anlamda resmîleşmiş oldu. Kuşkuları derinleştiren son haber Cihan Haber Ajansı’ndan (CİHAN) geldi. Köksal Akpınar, birçok gazete ve televizyonun yer verdiği haberinde, helikopterde bulunan gazeteci İsmail Güneş’in cesedine uygulanan otopsi raporunu yayımladı. Raporda, Güneş’in bugüne kadar bildiğimiz gibi sadece bacağının değil alt çenesinin de kırık olduğu yazılıydı. Bu yeni bilgi iki açıdan önemli... Birincisi: Bu bilgiyle birlikte, İsmail Güneş’in otopsisinde basına esaslı bir dezenformasyon pompalanmış olması çok ciddi bir ihtimal haline geliyor. İkincisi: Yine bu bilgi sayesinde gazeteciliğimizin söylenene hemen inanma, kurcalamama, meraksızlık, tembellik gibi illetlerle malûl olduğunu bir kez daha, ürpererek görebiliyoruz. Her iki noktayı da açacağım... Fakat önce olayı hatırlayalım... Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu dışında beş kişiyi daha taşıyan helikopter 25 Mart 2009’da saat 14:35’te Kahramanmaraş Çağlayancerit’ten havalandı... Helikopter, yolcularını Yozgat Yerköy’de düzenlenen BBP mitingine taşıyordu, dört gün sonra yerel seçimler yapılacaktı; yolculardan biri de İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri İsmail Güneş’ti. Helikopter, saat 15:03’te düştü. Kamuoyu, haberi, İsmail Güneş’in düşüşten 23 dakika sonra cep telefonuyla 112 Acil Servis’i aramasıyla öğrendi. Hepimiz kendi sesinden duyduk, İsmail Güneş sadece bacağının kırık olduğunu söylüyor, vücudunda başka bir problemden söz etmiyordu.
Peki, İsmail Güneş’in yalnız bacağının değil çenesinin ve kaburgalarının da kırık olduğu gerçeği ne zamandan beri bir yerlerde duruyordu da biz ona ancak şimdi, Köksal Akpınar’ın haberi sayesinde ulaşabilmiştik? Bu sorunun cevabı gazeteciliğimiz bakımından can sıkıcı: İsmail Güneş’in cesedine kazadan beş gün sonra ulaşılmış, aynı gün otopsi yapılmış ve o otopsi raporunda bütün bunlar yazılıymış. Haberden, bunu gösteren bölümü de okuyalım:
Demek ki otopsi raporu, iki yılı aşkın bir süredir bir gazetecinin ilgisini, merakını beklemekteymiş ama bu süre boyunca böyle bir gazeteci çıkmamış... Keza bu süre boyunca hiçbir editör, hiçbir muhabire “şu rapora bir bakalım hele” dememiş. Bunu nihayet akleden Köksal Akpınar, otopsi raporundaki “alt çene kırık” ibaresini görünce bir gazeteci olarak çok heyecanlanmış olmalı. Çünkü bu bulgu, çok ciddi bir ihtimale kapı aralıyordu: İsmail Güneş, cep telefonuyla kurduğu irtibatın kesilmesinden sonra birileri tarafından bulunmuş ve çenesi onlar tarafından kırılmış olabilirdi. Çünkü Güneş, cep telefonuyla aralıklarla iki saate yakın bir süre konuşmuştu ve konuşmasından çenesinin kırık olabileceğine dair herhangi bir sonuç çıkarmak mümkün değildi.
Otopsi raporlarını inceleyen Beyin Cerrahı Operatör Doktor Rafet Arslanoğlu, böyle bir durumda mutlaka ağızda kanama ve çenede ağrı olacağını, fakat Güneş’in konuşmasında bunların hiçbirinden söz etmediğini açıklıyordu. Güneş’in konuşmasında bir değişiklik olup olmadığını belki en iyi bilecek insan olan eşi Yasemin Güneş de şöyle demişti Cihan Haber Ajansı’na:
O günlere dönüp baktım; gerçekten de 30, 31 Mart ve 1 Nisan 2009 tarihlerinde otopsiden söz eden haberlerle karşılaştım. Bunların tümü Anadolu Ajansı (AA) ile Doğan Haber Ajansı’nın(DHA) abonelerine geçtiği bilgilere dayandırmışlardı haberlerini (tesbit edebildiklerim: Hürriyet, Milliyet, Radikal, CNNTürk.) Aynı otopsi raporunu konu alan bu haberlerle 19 temmuzda CİHAN’ın yayımladığı haber arasında çok ciddi bir fark vardı: Bu haberin hiçbirinde çene kırığından söz edilmiyordu! Hepsini temsilen Hürriyet’in internet sitesinde (31 Mart 2009) yer alan haberden ilgili bölümü aktarıyorum:
O günlerdeki otopsi haberlerinin belki de en ilginci, İsmail Güneş’in çalıştığı İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) sitesinde yer almıştı (30 Mart 2009). İHA’nın haberinde de tıpkı AA ve DHA’nın haberlerinde olduğu gibi çene kırığından söz edilmiyordu:
Üç ajansın muhabirlerinin de haberlerini otopsi raporunu görmeden yazdıkları anlaşılıyor... Görselerdi, mutlaka çene kırığını da haberlerinde belirtirlerdi. Bir ajans muhabirinin, rapordaki “Genel beden travmasına bağlı alt çene kemiği, dört adet kaburga ve sol tibia-fibula kapalı kırığı saptandığı...” ibaresini okuyup da haberi “çene kırığı”nı ayıklayarak servis etmesi beklenemez. Geriye şu ihtimal kalıyor: Muhabirler, rapordan değil ama raporu okuduğunu söyleyen birinden almışlardı bu bilgileri... Ve o kişi de, “çene kırığı”nı gizleyerek açık bir dezenformasyon yapmıştı. Bu müdahalenin ne kadar hayati olduğunu anlayabilmek için gelin o günlere tekrar dönelim... Düşünün: Kazanın beşinci günündeyiz ve İsmail Güneş’in sesini aktaran haberler hâlâ televizyon kanallarında dönüyor... O gün, otopsi raporunun gerçek halini öğrenebilseydik “nasıl olur” diye sormayacak mıydık: “Nasıl olur da çenesi kırık biri böyle pürüzsüz konuşabilir?” Ve tabii peşinden şu soru aklımıza gelmeyecek miydi: “Acaba İsmail Güneş’in çenesi, donarak ölmeden önce onu bulan birileri tarafından mı kırıldı?” İşaret ettiğim kuşkuya itiraz edebilirsiniz, Güneş’in, kendisine kızak yaptığı koltukla 500 metrelik kayışı sırasında çenesinin kırıldığını öne sürebilirdiniz... Beyin Cerahı Arslanoğlu, “Çarpmalara bağlı kafa travmalarında tek başına alt çene kırığı görülmesi çok çok nadir bir durumdur, beraberinde kafa ve diğer yüz kemiklerinin de etkilenmesi kaçınılmazdır” diyor. Bana gelince... Çene kırığı bilgisi o günlerde gizlenmeseydi, ben kırığın kayma sırasında oluşmuş olabileceğine inanabilirdim. Şimdi, inanmakta çok zorlanıyorum.
|
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025