A.Turan ALKAN
Bu hikâyeyi bana vaktiyle bir ‘mülkî âmir’ anlatmıştı...
Mülkî âmirlerin, yani vali, kaymakam gibi mülkî hizmet kadrolarında bulununların kendi aralarında sohbet ederken, çalıştıkları yörelerden derlenmiş birbirinden güzel ve hikmetli fıkralar, hikâyeler değiş-tokuş ettiklerini bilen azdır. Bir gün içlerinden birisi gayrete gelip bu gibi fıkra ve hikâyeleri yazıp neşrederse ne güzel olur...
Hikâyeye gelelim.
Zamanımızdan altmış-yetmiş yıl kadar öncesine uzanıyoruz; merkezî idârenin henüz şehir merkezlerini kasaba ve köylere bağlayamadığı, yol, su elektrik gibi nimetlerin pek çok şehirde bile nâdirattan sayıldığı eski günler... Motorlu vâsıta çok az. Bu satırların yazarı, yarım asır yaşadığı Orta Anadolu’nun büyük şehirlerinden birinde ‘hususi’ diye tabir edilen otomobil sayısının iki elin parmaklarını geçmediği günlerin canlı şâhididir.
Derken tam burada, Binbirgece Masalları’nda olduğu gibi hikâye içinde bir hikâye nakletmeme izin vermenizi rica edeceğim, zira tam yeridir ve bizde merkez-çevre ilişkilerinin nereden nereye geldiğini iyi izah eden yaşanmış bir hâdisedir.
Kahramanmaraş’ın dağlık köylerinden biri... Yol yok. Dağın başındaki köye ulaşmak için eşek, katır veya at gibi hayvanlardan istifade ediliyor, o da yoksa ‘dayan dizlerim dayan!’ Şehre gidip gelmek eziyettir; bunun adliyesi var, nüfusu, tapusu, kaymakamlığı, jandarması var, hastası var sağı var; seyrek de olsa illâ ki, köylüler bazen kazaya veya şehre inmek zorundadır.
Köyün gençlerinden akıllı, biraz mektep görmüş cevvâl bir delikanlı vardır; civar köylere bakıyor ki onlar bir şekilde rica-minnet devlet katlarına istidâ verip köylerine yol, gibi su gibi bazı hizmetleri getirtebiliyorlar. Oysaki civar köyler içinde en mağdur olanı bunlardır. Kendisi gibi birkaç uyanığı harekete geçirerek kendince ‘köyümüze yol yapılsın’ kampanyası düzenlemeye karar veriyor. Hastalar artık doktorsuz, ilâçsız kalmayacak, medeniyetin nimetleri ânında köye ulaşabilecektir. Derken köyün yaşlılarından, hayli âkil bir adam (Bildiğiniz âkillerden değil ama), delikanlıyı yanına çağırıyor, delikanlı ‘aferin diyecek herhalde’ beklentisiyle kocanın yanına varıyor. Diyor ki âkil adam, “Oğlum, yeğenim; siz yol diye ortalığa düştünüz de işin ucunu hesapladınız mı bakayım?”; “Yoo” diyor delikanlı, “İşin ucunu ne ola ki, yol demek medeniyet, umran, sağlık, hizmet demek; yolu kim istemez ki?”
-”İyi de yeğen” diyor; “Yarın yol yapılınca o yolu en çok devlet kullanacak; tahsildarı yarım saatte şıp diye köyde; bunun daha jandarması var, kaymakamı, devlet adamı, mustantiki, âmiri-memuru var; biz bugüne kadar başımıza buyruk yaşadık. İyi kötü işimizi kendimiz gördük. Biliyorum tuhafına gidecek fakat, köyümüze yol istemekle yuları boğazımıza bağlayıp, ucunu devlete teslim edeceğiz; gerisini gayrı siz daha iyi bilirsiniz!”
Artık böyle düşünen var mıdır bilinmez fakat bu da farklı bir bakış açısıdır ve kendi halinde bir Anadolu gerçeğidir. Rahmetli Ahmet Cevdet Paşa, ünlü “Mâruzat” unvanlı eserinde, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yerleşik düzene geçmeyi reddedip Osmanlı idaresine kafa tutan yörük aşiretleri hakkında hayli etraflı bilgiler verir. “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” mısrâının şairi Dadaloğlu da, işte bu aşiret iskânına dair köylü itirazlarını seslendirir yiğitlik şiirlerinde. Çünkü aşiret bilir ki, dağdan düze inmek, göçerlikten yerleşikliğe geçmek aynı zamanda vergidir, askerliktir, devletin defterlerine yazılmaktır; zabt ü rapttır, devlet otoritesine boyun eğmektir.
Bu tarihî arka plan bilgisi bilinmeden, yukarıdaki hikâyeyi yerli yerine oturtmak kolay değil diyerek asıl hikâyeye kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Nerede kalmıştık?
İşte köylerin henüz şehirlerden kopuk, kendi halinde yaşadığı günlerden birinde köyün muhtarı ahaliyi topluyor, “Yarın vali gelecek, hazırlıklı bulunun.” diye tembih ediyor. Ertesi gün köylüler daha iyi görebilmek için damlara çıkıp seyre duruyorlar. Bir süre sonra bir toz bulutu kopuyor uzaktan, “Vali geliyor!” sesleri yükseliyor.
Hadiseyi, çok sonraları bir başka arkadaşına nakleden görgü şahitlerinden birinin şöyle anlattığı rivâyet edilir:
-Bizim köye geçenlerde bir vâli geldi; içinden bir adam çıktı!
*
Makam otomobilini vali zanneden köylüye gülemeyiz; hadisede ne vâlinin kabahati vardır, ne de köylünün eksiği. Bu vakayı sadece ‘arabasıyla bütünleşen adamlar’, otomobillerinin içinde olduğundan daha heybetli, daha afili, daha güçlü ve azametli göründüğünün farkında olan adamları fiskelemek için naklettim.
Zihninizi yoklayın bir... Hatırladınız değil mi; böyle insanların iki hâli vardır kabaca: birincisi arabalarının koltuğundaki halleridir; bu hâl, kendinden son derece emin, görmüş geçirmiş, vâriyetli, eli-kolu uzun, güçlü ve kendisinden râzı bir adamı resmeder. Bakışlarının yeterince etkili ve otoriter olmadığını hisseden bir kısmı, gece-gündüz fark etmez, şık ve pahalı bir gözlükle karizmayı pekiştirirler. Gözlük artık bir ihtiyacın eseri değildir; diğer insanlarla kendisi arasına renkli camdan bir duvar çekmek içindir. Siz onları önünüzden bir anlığına geçerken gördüğünüzde, “Ne kadar önemli bir adam” diye düşünürsünüz, “Böylelerinin hiç derdi olmaz” diye ilâve edersiniz; arabasının markası ve tipinden aldığınız ilhamla onun memleketin varlığı ve selâmeti bakımından çok gerekli biri olduğu hissine kapılırsınız.
İkinci hâl ise bu adamın arabasız hâlidir; onları, arabalarının sürücü koltuğunda değilken fark edemezsiniz; sair insanlar nasılsa öylelerdir, dikkat çekmeyecek kadar sıradan görünürler. Arabasından bir metre uzaklaştığı anda bütün ‘havası’ kaybolur, sıradanlaşır; kalabalıkla aynîleşir ve silinir.
O kişiyi bir belediye otobüsünde, bir dolmuşta tahayyül edemezsiniz, çünkü böyle ‘banâl’ vâsıtalarda görünmez, fark edilmez olurlar.
Otomobilleri, böyle insanlar için –filmlerde olduğu gibi- metamorfozu, yani dönüşümü başlatan bir sihirli kutu gibidir. “Köye bir vali geldi, içinden bir adam çıktı” hikâyesinin nüktesi burada incelikle tecelli eder. Arabadan inen, hepimiz gibi bir adamdır fakat arabasıyla birlikte olduğunda o bir validir veya hayatta nasıl olmak istediyse öyle biridir; güçlü, kibirli, etrafındaki her şeye, kendisine refakat eden figüran ve dekor malzemesi gibi bakan biri... Otomobili onu tamamlar, kemâle erdirir ve yüceltir.
Otomobilin bilmem kaç litrelik güçlü motoru onun kalbi, pazu kuvveti ve atletik kabiliyetidir. Motorun gürültüsü kendi sesidir, canı sıkıldığında bu ses ton değiştirerek klaksona dönüşür ve bu klakson daima aceleci ve asabidir. Kaportanın rengi, sahibinin bronzlaşmış derisidir; lastikleri yere basan ayağı... Otomobilin spor çizgileri ise onun olmak istediği bedendir.
İşin doğrusu şöyle olsa gerektir: “Bir otomobil geldi ve içinden bir ‘adam’ indi!”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.07.2016
13.07.2016
11.07.2016
10.07.2016
8.02.2016
7.02.2016
6.02.2016
4.02.2016
3.02.2016
2.02.2016