Aydın ENGİN
1993 Şubat'ında Cumhuriyet yönetimi bir cinayetin izini sürmek üzere beni Elazığ'a gönderdi. Ayrıntılar bir "Cumartesi mavrası"na uymaz. Devlet tetikçisi kara ünlü Yeşil'in işlediği o cinayetinin ayrıntılarını buraya yazmayacağım.
Haberi yaptım, gazeteye geçtim. Dönüş uçağı ertesi günün akşamında. Otelde pinekleyecek değilim ya, iyi bilmediğim kenti dolaşmaya çıktım.
Meydanlar, ana caddeler derken bir ara sokağa dalmışım. Gözüme eğri büğrü harflerle yazılmış bir tabela ilişti: Aczimendi Dergâhı…
"Ben habere gitmedim, haber geldi, bana çarptı" diye keyifle mırıldanıp, dergahın itince açılan kapısını aralayıp içeri daldım. Epey geniş, yerlere halılar, kilimler serilmiş bir salon. İçeride kara cübbesi, kara başlığı, kara sakalları ile yani "Aczimendi üniforması" ile oturan biri hayretle yüzüme baktı. "Ben gazeteciyim sizinle konuşmaya geldim" dedim.
Adam beni tepeden tırnağa süzdü, biraz da hayretle sordu:
- Gazeteci dedin değil mi? İstanbul'dan mı? Hangi gazeteden?
- Cumhuriyet'ten...
İyice şaşırdı. "Az bekle hele" deyip içeri girdi. Sahiden çok az bekledim.
İçeriye etrafından birkaç müridi ile ve olanca heybeti ile Aczimendi şeyhi Müslüm Gündüz girdi. Beni iyice bir süzdü:
- Tanıyom ben seni. Televizyonda gördüm. Cumhuriyet değil mi?
- Cumhuriyet…
O andan itibaren "ağır misafir muamelesi" görmeye başladım Altıma minderler serildi. İçeriye haber salındı, öteki müritler de çağrıldı. 15 – 20 mürit yarım ay yapıp oturdular. Müslüm Gündüz şeyh makamı olan kocaman mindere kuruldu; ben de dizi dibine çöktüm, ses alma aygıtımı açtım ve söyleşi başladı.
Aklıma gelen ve Cumhuriyet okurlarının merak edebileceğini düşündüğüm her soruyu sordum. Müslüm Gündüz her soruya duraksamadan ve uzun uzun cevap verdi.

İstanbul'a döndüm ve Aczimendi söyleşisini birkaç günlük bir dizi olarak tam sayfa yayımladık. Ağır ağır 28 Şubat'ın hazırlandığı günlerdi ve daha sonra daha iyi anlaşıldı ki o "hazırlık"ta Aczimendilerin önemli bir rolü vardı. Onlar bu rolü bilerek mi üstlendiler, yoksa medya ilgisinden başları dönüp bir tezgahın içine mi düştüler bilmiyorum. Ama o günlerde kapkara cüppeleri, kapkara başlıkları, kapkara sakalları ile yollara düşmüşler, Ankara'ya girmeleri polisçe engellenmiş, Müslüm Gündüz TV kanallarında bugünlerdeki Cüppeli Ahmet Hoca gibi sık sık boy göstermeye başlamış, laikliğin dinsizlik, Atatürk'ün "laiklik dini"nin peygamberi, İsmet İnönü'nün de onun halifesi olduğuna ilişkin yavelerini bol keseden savurmaktaydı.
Ama bir habercinin aklına da "Bu Aczimendiler nedir, kimdir, ne düşünür, ne isterler, ne kadarlar, daha önce varlar mıydı, yoksa birden mi ortaya çıktılar, ortaya çıktılar mı, çıkarıldılar mı?" gibi soruları cevap aramak gelmemişti. Bizim söyleşi ise bütün bu soruları ayrıntılı olarak cevaplıyordu.
Bilgisayarımın derinliklerinde bulduğum bir okur mektubundan aktarıyorum:
"… Engin bey, ben bu karasakallı meczupların ellerindeki asa dedikleri sopalar niye eğri büğrü diye merak ederdim. Paraya kıymamışlar, ağaç dallarını, kamışları yontup kendilerine asa yapmışlar herhalde, diye düşünürdüm. Meğer sebebi varmış…"
Evet bir sebebi vardı. İslâm peygamberi Muhammed'in de asası da eğri büğrüymüş. Aczimendiler peygamber dönemindeki yaşam tarzını tümüyle uygulamak istediklerinden torna tezgahında çıkmış değil, sahiden de ağaç dallarından yontulmuş eğri büğrü "asa"lar taşıyorlardı. İslami tarikatların Nurculuk kolundandılar. Ama aynı kökenden gelen Fethullah Gülen Cemaat'ına da kesinlikle karşıydılar. Onları "zenginleşmekle, dünya malına tapmakla" suçluyor ve kendilerini "yoksul Nur talebeleri" olarak tanımlıyorlardı.

* * *
Bizim söyleşi o günlerde epey fiyaka yaptı.
Tabii o "fiyaka" savcıların da gözünden kaçmadı ya da kaçırılmadı ve soruşturma açıldı. Sonunda Aczimendi şeyhi Müslüm Gündüz ile Aydın Engin'i "Atatürk'ü koruma kanununa muhalefet ve şeriat devleti propagandası" suçunu işledikleri gerekçesiyle İstanbul (galiba) 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargıç karşısına diktiler.
Biri kıdemli solcu bir gazeteci, öteki kıdemli Nurcu bir tarikat şeyhi birlikte "bağımsız yargı"nın karşısına çıktık.
Müslüm Gündüz bir avukata bile ihtiyaç duymamıştı. Aczimendi "üniforması" ile bitişiğimdeki sanık iskemlesine kurulmuştu.
Müebbet avukatlarımdan Fikret İlkiz "Bana bak, teknik ve hukuksal savunma yapmaya kalkma. O benim işim. Sen habercinin görevi, gazeteciliğin gereği üstüne söyleyeceğin varsa onu söyle" buyurdu.
Buyruğa uydum ve iddianame okunup söz sırası bana geldiğinde ayağa kalkıp iletişim fakültesinde genç gazeteci adaylarına ders verir gibi haber, habercilik, gazetecilik mesleği, gazetecinin sorumluluğu üstüne konuşmaya başladım. Epey de konuştum.
Birden iskemle komşum Müslüm Gündüz beni dürttü. Fısıltı tonunda konuştu:
- Soluğunu tüketme boşana. Hakim seni dinlemiyor…
Yargıca baktım. Aaaa, sahiden beni dinlemiyor. Zaten yüzü de görünmüyor. Bir gazeteyi çarşaf gibi açmış okuyor.
Gazete mi?
Zaman gazetesi. Hani Gülen Cemaati'nın "amiral gemisi", parayla alanı az, gönüllü destekçileri sayesinde milyonluk tiraja sahip ünlü "organ" gazete.
Müslüm Gündüz yine fısıltıyla konuştu:
- Sana değil, bana posta koyuyor bu ademoğlu…
Bende de jeton düştü. "Bağımsız" Türk yargısının mahkemelerinden birinin yargıcı Nurcu cemaatlardan en kocamanının gazetesiyle birine bir mesaj veriyorsa herhalde bana değil rakip cemaatın şeyhinedir.
Savunmamı kısa kesip yerime oturdum.
Ayrıntılara boşverin. Davanın sonunda Müslüm Gündüz ve ben 18 ay hapse mahkûm olduk. Yargıtay aşamasında ise beraat ettik.
Yargıç mı?
O bir yıl kadar sonra terfi ettirildi ve Adalet Bakanlığı Müsteşarlığına getirildi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021