Ayşe Böhürler
Sakarya’daki dehşet verici cinayet ve geçen hafta mahallelerde ortaya çıkan olayları değerlendirirken bir iki noktanın üzerinde durmak istiyorum.
Bunların başında kültürel farklara bakış ve buna bağlı olarak ırkçılık ve ayrımcılık içeren söylemler geliyor.
Mültecilerle mahalle kavgalarını sıkça duymaya başladık. Yaşam kültürleri birbirinden farklı iki halk elbette birlikte yaşarken bir uyum sorunu çekecektir. Birisi gece, gürültülü, sokaklara taşarak bir arada yaşamaya alışkın bir halk, diğeri ise tam tersi. Semboller, vücut dilleri, kızgınlık, beğeni ifadeleri bile birbirinden farklı. Farkında olmamız gerekir ki bunlar olağan hayatın akışının bir parçası. Biz de başka halklar tarafından benzer duygularla karşılanıyoruz.
Almanya’ya çalışmaya gidenler anlatırlar; Türklerin oturduğu apartmanlarda çocuk sesi, kapıda ayakkabı yığıntısı, akşam 8’den sonra artan misafir trafiği ve buna bağlı olarak bağırıp çağırarak konuşan bir halkın gürültülü yaşantısı Almanlarda o kadar çok sorun olmuş ki; komşular çareyi polis çağırıp ceza yazdırmakta bulurlarmış. Avrupa’da ziyaret ettiğimiz Türk evlerinde daha gitmeden böylesi uyarılar duyarım. Aman geç oldu gürültü yapmayın, komşular rahatsız olmasın, polis çağırmasın diyenler... İlk Türk göçünün 1950’li yılların sonunda başladığı düşünülürse 60 yıllık bir ortak yaşam deneyiminden ve hala süren önyargılardan söz ediyoruz. Nitekim ortada bir gerçek var ki Avrupa’nın ortasında Türklerin yoğun yaşadığı mahalleler kokusu, gürültüsü, temizliği, nizamı, telaşı, kalabalığıyla hala ayrışıyor.
Elbette her toplumda kültürel farklar yaşam tarzını, kent ve mahalle hayatını etkiler. Aynı ülkenin içinde bile farklı. Mardinli ile Trabzonlunun, Kayserili ile Aydınlının yaşam kültürü bile farklıdır. Bu, temizlik anlayışından sosyal adaba pek çok alanı kapsar.
Anadolu’dan İstanbul’a göçün ilk yıllarında ve hatta bugün de benzer tablolar yaşanmıyor mu? Şehirlerdeki “yerli” ve “dışarlıklı” ayırımı bir kültürel yadırgamayı hatta önyargıları kapsayan bir değerlendirme değil midir?
Suriyeli mültecilerin yaşadığı mahallelerde apartmanlarda yaşananlar da bu yaşam ve kültür farkından bağımsız değil. Elbette böyle olaylara ırkçı, merhametsiz, insan sevmeyen, kötücül yaklaşanlar da var ve de olmaya devam edecek. İlla ki bunları genel bir havanın içinde eritmek, yalnızlaştırmak mümkün olabilir. Mesele, birlikte yaşamayı kolaylaştıracak çatıyı, kötüleri marjinalize edebilecek şekilde oluşturabilmek.
Her şeyden önce genel geçer yargılardan uzak durmak yeterli. Bilinmesi gerekir ki davranışsal farklar çoğu zaman adap, medeniyet, gelişmişlik sorunu değil kültür sorunu olarak ortaya çıkıyor. Buna örnek olarak da her yerde burunlarını sümkürerek temizlemeyi normal gören İngilizleri, çişlerini herkesin içinde yapmayı normal gören Uzakdoğu kültürlerini örnek vermek isterim.
Diğer taraftan toplum psikolojisini yönetirken illa ki bir uzman yardımı almaya ihtiyacımız var. Ki bunu ne yazık ki her şeyi bilen (!) medya profesyonellerine bırakmış durumdayız. Oysa medya kendi muhabirlerine eğitim verecek durumda bile değil. Bunun en iyi örneğini de Sakarya’da dün yaşanan olayda gördük. Mülteci derneklerinin kınamasıyla haberdar olduk. Aslında çok sıradan bir metin olarak dikkat etmeden de okuyup geçebilirdik. Zihnimizde cinayet bir anlam bile kazanabilirdi. Haber diyor ki “Suriyeli kadının güzelliği ile dikkatini çektiği komşusu B.K.’nın bu nedenle bu olayı gerçekleştirmiş olabileceği… ” gibi cinayeti makulleştiren bu ifadelerin çok daha kötülerine rastlamak mümkün.
Medyanın haberleri sunarken ortaya koyduğu dil toplumun duygu yönetiminde etkili oluyor. Muhabirlere haber içeriği oluştururken toplumun duygularını göz önüne alan, dikkat edilecek noktalara ilişkin bir eğitim mutlaka verilmeli.
Diğer taraftan zaman zaman nasıl kendi psikolojimiz için de yardım alıyorsak, toplum psikolojisini yönetebilmek için de uzmanlardan yardım almalıyız. Bu konuda özellikle sosyal bilimler alanında iddialı üniversitelerin araştırmalara ağırlık vermesini önemli buluyorum. Birey olarak öyle zamanlar geliyor ki; bırakın başkasına bakışımızı, kendimize bakışımızı bile profesyonel destek alarak düzeltebiliyoruz. Kendinden nefret eden insan sayısı bile hiç küçümsenecek kadar az değil. Hal böyleyken toplum psikolojisini yönetebilmek için mutlaka uzman ekiplere ve bir psikolojik stratejiye ihtiyaç var.
Avrupa’da mültecilerin durumunu anlatan belgesel araştırmaları esnasında da gördüm ki; yerleşmiş bir mülteci kabul sistemi olan Avrupa’da kültürel uyumsuzluğun telafisi öncelikli konuların başında geliyor. Bu konu yerel yönetimlerin temel işlerinin en başında. Avrupa’da görüştüğüm belediye başkanları kültürel uyumsuzluğun maliyetinin onları uyumlandırmak için harcanandan çok daha fazla olduğunu söylüyorlar. Bu kültürel uyumlandırma sürecinde dil- kültür öğretimi birlikte ilerliyor. Bunları öğreten merkezlerin yanı sıra, çocuklara ders çalıştıran emekli öğretmenlerin organizasyonu gibi pek çok gönüllü de devrede. Avrupa’da sivil toplum çalışmaları görünüşte basit ama uzun vadede önemli birçok alanı kapsayabiliyor.
Bizde de çok güçlü sivil kuruluşlar var, büyük kapsamlı işler yapıyorlar. Ancak toplumsal bakışımız ağırlıklı olarak (bu da bizim kültürümüz) günlük ihtiyaçlara odaklanmış durumda. Olaylar gösteriyor ki; yemek, giysi, ev eşyası bulmaya yönelik sivil kuruluş mantığını kültürel uyumu sağlamaya yönelik çalışmalara dönüştürmeye daha çok odaklanmak zorundayız. Elbette bunun için mültecilerle yerli halk arasında köprü olacak iyi insanlara, barış elçilerine, rol modellere ihtiyaç var. İyi insan bulmakta zorlanacağımızı düşünmüyorum. Ama bunu sistematize etmek, sürdürebilir hale getirmek biraz vakit alabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.05.2020
29.06.2019
13.04.2019
30.03.2019
9.02.2019
26.01.2019
19.01.2019
12.01.2019
5.02.2019
29.12.2018