Ayşe HÜR
"Türkçe bilmeyen çocuklar Ermeni oldukları anlaşılmasın diye haftalarca konuşmadı. Eğer çavuşlar bunu duysaydı onları falakaya yatırır veya saatlerce güneşe bakmaya zorlardı."
Tarafların birbirini, kendi toplumlarından olan yetimleri ‘çalmakla’, ‘kaçırmakla’, ‘asimile etmekle’ suçlamalarının zirveye çıktığı 1919 yılının Nisan ayında, İtilaf Devletleri çeşitli yerlere dağıtılmış kimsesiz çocukların, bulundukları yerlerden alınarak İstanbul’da İngiliz işgal kuvvetlerinin gözetimi altında oluşturulacak tarafsız bir merkezde toplanmasını kararlaştırdı. Edirne, Bursa, Konya ve Kırklareli’nde birer yetimhane bırakılıp diğerlerindeki çocuklar İstanbul’a nakledilmeye başlandı. Bu çocuklardan Türk olanlar Osmanlı Emniyet Müdürlüğü’ne, Ermeni olanlar ise Ermeni Patrikhanesi’ne teslim edileceklerdi. Çocukların dağıtıma kadar kalması için Nişantaşı’nda bir ev kiralandı ve başına Amerikalı, Türk ve Ermeni kökenli üç kişilik bir heyet atandı. Halk arasında ‘Bitarafhane’ (Tarafsız Yuva) adıyla anılan bu evde ayrıca, biri Müslüman biri Ermeni olmak üzere iki aşçı ile bir Ermeni hizmetçi ve bir Müslüman kapıcı görev yapıyordu. Mayıs ayı geldiğinde, İtilaf Kuvvetleri’nin polis teşkilatı söz konusu çocukları toplayıp İstanbul’a getirmeye başlamıştı. Ancak şikâyetler ve çocukların taraflar arasında çekiştirilmeleri bitmedi.
Şikâyetlerin biraz nebze de olsun azaldığı1920 yılının Nisan ayından 1921 yılının Ekim ayına kadar İstanbul’da saha araştırması yapan Amerikan Pathfinder şirketinin raporuna göre bu dönemde İstanbul’daki yetimhanelerde 3.827 Ermeni, 2.798 Türk, 1548 Rum, 279 Yahudi, 280 Rus yetimi vardı. Ayrıca Katolik Kilisesi’nin yetimhanesinde çoğu Ermeni olmak üzere 171 yetim vardı. Ülkenin diğer merkezlerinde ne kadar yetim olduğuna dair sağlıklı bilgi ise yoktu.
1920 yılından itibaren yabancı yardım kuruluşları, Ermeni yetimlerini ülke dışına taşımaya başladılar. İlk olarak 3 bin yetim Kıbrıs’a götürüldü. Ancak bu çocuklar 1921’de tekrar İstanbul’a getirildiler. 1921-1922’de Maraş, Urfa, Antep, Malatya ve Harput’tan 12 bini aşkın çocuk Suriye’ye taşındı. Kasım-Aralık 1922’de 15.600 kadar çocuk Yunanistan’a götürüldü. Bu çocuklar daha sonra başka ülkelere taşındı.
Türkiye’deki arşivler tamamen açılmadığı için geride ne kadar Ermeni yetiminin kaldığını bilmiyoruz. Ancak 1921 yılı başında Ermeni Patrikhanesi tarafından hazırlanan bir listeye göre ise ülkenin dört bir yanında “kurtarılmamış” 63 bin Ermeni yetimi vardı. Bu sayıdan yabancı kuruluşların yurtdışına taşıdığı çocukları çıkarırsak en az 30 bin Ermeni yetiminin Türkiye’de kaldığını tahmin edebiliriz. Bu çocukların Cumhuriyet tarihi boyunca neler yaşadıkları konusunda bir fikir sahibi olmak istiyorsanız, Fethiye Çetin’in 'Anneannem' (Metis, 2003), İrfan Palalı’nın 'Tehcir Çocukları: Nenem Bir Ermeniymiş' (Su Yayınevi,2005) adlı eserlerini okuyabilirsiniz, elbette yüreğiniz dayanırsa…
Kazım Karabekir’in Gürbüzler Ordusu
Nitekim Milli Mücadele sırasında Doğu Cephesi komutanı olan Kâzım Karabekir, görev bölgesinde 50 bine kadar himayeye muhtaç çocuk olduğunu rapor etmişti. Paşa, Erzurum civarında yetim kalan 2 bini kız, 4 bini erkek olmak üzere 6 bin çocuğu (sokaklardan ya da bakamayacak durumda olan akrabalarının yanından toplatmış oğlanların yarısıyla, ‘Gürbüzler Ordusu’ (ya da Erzurum Çocuklar Ordusu) kurmuştu. Bu çocuklara kayak dersi de dahil olmak üzere askeri eğitim verilmiş, bir kısmına Erzurum’daki Yakutiye Kışlası’nda kurulan Sanayi Gürbüzler Mektebi’nde zanaat öğretilmiş, orduya kaput, potin diktirilmişti. Ama Paşa’nın en çok öğündüğü husus, bu çocuklara Türklük bilinci verilmesiydi.
Karabekir’in koruma altına aldığı kimsesiz erkek çocuklar arasında, Ermeni yetimler de bulunuyordu. Bu çocuklardan kabiliyetli olanlar, Karabekir tarafından, sanki Türk ailelerin yetimleri gibi gösterilerek Bursa’da yeni açılan Işıklar Askerİ Lisesi’ne (Bursa Askeri İdadisi) ve Sarıkamış Askeri İdadisi’ne gönderilmiş, bir bölümü ise meslek erbabı olarak hayata karışmıştı.
Özet Kaynakça: Yavuz Selim Karakışla, “Savaş Yetimleri ve Kimsesiz Çocuklar: Ermeni mi, Türk mü?”, Toplumsal Tarih, S. 69, Eylül 1999, s.46-49; İbrahim Ethem Atnur, Türkiye’de Ermeni Kadınları ve Çocukları Meselesi (1915-1923), Babil Yayıncılık, 2005; Kazım Karabekir, Çocuk Davamız, 2 Cilt, Emre Yayınları,1995.
Not: Geçen haftaki yazımı yazarken yararlandığım Metin Çınar’ın Anadoluculuk ve Tek Parti CHP'de Sağ Kanat (İletişim, 2013) adlı kitabını kaynakçada belirtmeyi unutmuşum. Yazardan ve sizlerden özür dilerim.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2024
9.09.2024
17.11.2022
6.11.2022
7.06.2019
26.12.2017
21.03.2016
13.03.2016
6.02.2016
28.02.2016