Berrin Sönmez
Hafta sonunda Bodrum’daydım. Bir kısa kaçamak değildi ama günlerce süren tatillerin kazandıracağından bile çok daha fazla pozitif enerji yüklenmiş halde döndüm. Kışın, heybesindeki son soğukları attığı Nisan günlerinde, ülkenin büyük kısmı, çok bulutlu, yağmurlu, karlıyken, Bodrum’un payına sadece birazcık kuzey rüzgarı düşmüştü. Hatırlı üşüten rüzgar dindiğinde ise yazdan haber taşıyan güneşi iliklerimde kemiklerimde hissetmek bile tek başına mutlu etmeye yetiyordu. Elde taşınan montların gün içinde birkaç kez giyilip, çıkarıldığı Nisan havası, yaşanmaya değer. İki Yaka Festivali’ne denk gelmek de tam bir şans. Bodrum ile Kos/İstanköy arasında her yıl düzenlenen İki Yaka Festivali, yüzme ve yelken gibi spor aktivitelerinin yanı sıra konserlerle hayli şenlikli iki gün yaşattı. Hepsinden kıymetlisi de el emeği ürünlerin sergilenip satıldığı stantlar. İki yakadan, birbirinden marifetli kadınların, sanatçıların el emeği göz nuru, özgün eserlerindeki estetik tasarım görülmeye değerdi. İyi ki gördüm. Ve tabii stantlarda yer alan lezzetleri tatma şansı da buldum.

Her şeyden önemlisi, sadece bizim değil Akdeniz havzasının en önemli tatil beldelerinden birisi olan Bodrum’da insanların, zevk ve sefa içinde sadece lay lay lom yaşamadığını görmek oldu. Ülkenin geri kalanına belki daha yerinde bir ifadeyle kendi mahalleme dönüp “uzaktan bakarak ezbere Bodrum’u öbürsüleştirmeyelim” yazısı bu. Sevgili Arkadaşım Figan ve Bodrum Kadın Dayanışma beni davet ederken feminist mücadelenin farklı biçimleriyle Bodrumlu kadınların tanışmasını hedeflemişlerdi. Yüzleşmeler çünkü ön yargıları kırmanın biricik yolu. Müslüman bir kadın feminist olabilir mi? İslami feminizmin kadınlar için yararı olası mı, şeklindeki sorular ezber kalıplardan kaynaklanıyordu. Arzu edilen, kadın dayanışmasına katkı niyetine bu kalıp yargıları kırabilmekti. Oradaki varlığım ve şahsen çok keyif aldığım sohbetimiz, arkadaşlarımın hedefine katkı sağladı mı, bunu kestirmem şu an pek mümkün değil.
Ancak Bodrumlu kadınların, benim önyargılarımı yıktığını açık yüreklilikle söylemem gerek. Evet, lafa gelince her birimiz kolaylıkla önyargılarımız olmadığını söyleyebiliriz. Ben de öyle derdim. Hiçbir kesimi, grubu, hiçbir farklılığı ötekileştirmediğimi düşünür ve buna samimiyetle inanırdım. Ancak Bodrum’a gidip döndükten sonra şöyle bir kendimi dinleme, duygu ve düşüncelerimi tartma fırsatı bulunca idrak ettim ki, Bodrum’a ve Bodrumla sembolize edebileceğimiz hayli geniş bir kıyı şeridine karşı önyargı taşıyormuşum. Bir avuç mutlu azınlığın eğlence mekanı ve tatil anlayışı olarak ötekileştirip kendimden uzağa attığımı fark ettim. Galiba sırf bu nedenle şimdiye kadar hiç Bodrum’a gitmeyi düşünmemişim. Hem kendimle hem Bodrumla yüzleşmeme katkı sunmuş oldu BKD’li kadınlar. Sadece doğal güzelliğe, sadece eğlence yerlerine değil aynı zamanda çok canlı bir kültürel dokuya sahip, ufku açık bu şehir, insanlarının sıcaklığıyla buz kırıcı etki yaratarak, önyargıları yıkabiliyor. Farkında olarak veya olmayarak benim gibi düşünenlere bir gidip, görün, havasını teneffüs edin derim. Turistlerin tatillerini güzelleştiren hizmet sektörü emekçilerinin sorunlarına, haklarına duyarlı insanlarla tanıştım. Ücret-emek dengesinin adaletli olmadığı ülkemizde bir de emekçilerin ücretlerini zamanında alamayışı ve haksız işten çıkarmalar, başta gelen ve BKD’li kadınların ilgisiz kalmadığı sorunlardan. Sokaktaki canları da kendi canı gibi aziz bilen insanlar çok. Ki hayatımda Bodrum’daki kadar besili sokak köpeği görmemiştim. Her biri tosuncuk hükmündeki sokak köpekleri, gıdaya olduğu kadar sevgiye de doygun.
Bodrum Kadın Dayanışma günümüzün en aktif feminist örgütlerinden birisi. Gönüllü emeklerle kadınların hayatına dokunarak, şiddetsiz yaşam sürmeleri için destek sunuyor. Danışma desteğiyle birlikte şiddetle mücadelenin her aşamasını, kadınlarla yan yana yürütmesi, BKD’nin gücünü ve etkisini arttıran çalışma yöntemi. Aynı zamanda farkındalık ve bilinç yükseltme atölyeleriyle Bodrumlu kadınları feminist mücadeleye kazandırma başarıları övgüye değer. Ana Tanrıça Kültünden aldıkları ilhamla: Ninelerimizin dediği gibi “BİZ VARIZ” diyor Bodrum Kadın Dayanışması. Bu yıl 8 Mart’ta çıkardıkları derginin, tek cümlelik manifesto misali kapak sloganıyla şimdilik veda ediyorum BKD’ye: ‘Bağzı’ feministler var olmaya devam edeceğiz.

İyi ki varsınız. Birlikte güçlüyüz ve biz birbirimize iyi geliyoruz selamıyla Bodrumdaki bir başka güzellikten bahsetmek istiyorum. Cafe KöyBox, KOSGEB desteğiyle güçlenen bir kadın işletmesi. Nagehan, mekanını ölü sezonda, sınırlı çeşitle açarak temkinli adımlarla büyümeyi seçen bir işletmeci. Önce çocuklarının çok sevdiği cheesecake ve çay sunumuyla girişmiş işe. Ev ortamı sıcaklığı, lezzetli ve güvenli ikramlarıyla sevilmiş hem kendisi hem KöyBox. Daha sonra çocukluğundaki lezzetler düşmüş aklına. Trakya köy mutfağının anneler, nineler mirası tarifleri eklenmiş, mönüye. Açıldıktan yedi ay sonra hemen yakın günlerde bir başka kadına istihdam yaratacak güce erişince de Gaziantep mutfağından, kadınların ev toplantılarındaki ikramlıklarına gelmiş sıra. Farklı yörelerin mutfak kültürüne ait ürünlerin aynı tabakta mezcedilişini görmek, tatmak ve Nagehan’la tanışmak için Bodrum’a gittiğinizde yolunuzu KöyBox’a düşürün derim.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025