Cengiz AKTAR
Geçen hafta memleketi birebir ilgilendiren ama basının içine düşürüldüğü çukur nedeniyle kamuoyuna lâyıkıyla duyurulamayan iki olumsuz gelişme vardı. İlki Kıbrıs diğeri Dağlık Karabağanlaşmazlığı üzerinden Azerbaycan-Ermenistan çatışmasıydı. Her iki gelişme de başladığı gibi sürüyor ve her ikisi için de ufukta bir ışık yok. Bugün Kıbrıs’a bakalım, Karabağ’ı Cumaya bırakalım.
CTP ile UBP’den oluşan “büyük koalisyon” hükümetin maaşları ödeyememesi nedeniyle çöktü. CTP kanadının Manavgat’tan getirilen suyun özelleştirilmesi ile ilgili protokolün imzalanmasına direnmesi yüzünden Ankara maaşları aksatmış. UBP Ankara’nın dümen suyunda, su, elektrik, telekomünikasyon şebekeleri ile limanların özelleştirilmesine razı. CTP ise, su dağıtımının belediyelerin kuracağı şirketlerle yapılması gerektiğini savunuyor. Ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar hükümetin sonunu getirdi gibi görünse de daha derin sorunlar olduğu anlaşılıyor.
Geçen hafta içinde KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi münasebetiyle İstanbul’da, KKTC’den sorumlu başbakan yardımcısı Türkeş’in ve Ankara’nın KKTC’de hükümet kurulmasına ya da bozulmasına müdahalesinin söz konusu olmadığını söyledi. Keza dağılan hükümetin büyük ortağı CTP lideri, eski cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da gelişmede Ankara’nın rolü olmadığını söyledi.
Ancak adalı kaynaklardan gelen haberler olan bitende Ankara’nın parmağı olduğu yönünde. Ankara’nın adada bulunan 10.000 Türkiyeli için vatandaşlık, ilâveten kuzeydeki bütün ihalelerde Türkiyeli şirketlere öncelik tanınmasını istediği konuşuluyor. Bu taleplerden bağımsız olarak dağılan hükümetin yerine kurulacak olan yeni devlete karşı bir millî birlik hükümeti kurulması gündemde. Nitekim hükümetin dağılmasında Ankara’nın dahli olmadığını söyleyen Talat millî birlik hükümeti konusunda siyasete yönelik kurgunun UBP (Eroğlu) ile DP (Denktaş) koalisyonu üzerine olduğunu belirtiyor ve bu yeni oluşumun müzakere sürecini sabote edeceğini iddia ediyor. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bu gelişmelerden fevkalade rahatsız olduğu da bu çerçevede dile getiriliyor.
Adada olup bitenin sıkı takipçisi Niyazi Kızılyürek Pazar günkü Yeni Düzen köşesinde şunun altını çiziyor: “Tam da egemenliğe ortak olup iktidarı paylaşmanın koşullarının oluştuğu bir dönemde, Kıbrıs Türk toplumunun yarının Kıbrısı’nda ekonomik açıdan güçlü olabilmesi için Kıbrıslı Rumların haklarını sınırlamaya kalkıştığımız bir müzakere ortamında, Kıbrıslı Türklerin ekonomik kurumlarını Türk sermayesine aktarmak, egemenlik icra etmeyen, iktidar sahibi olmayan bir toplum görüntüsü çizmek, Kuzey Kıbrıs’ı “Türkiye Cumhuriyetine” (vilayet olarak da okuyabilirsiniz) dönüştürmek (…) sadece Kıbrıslı Türklerin varlığını tehlikeye atmıyor. Federal çözüm perspektifini de havaya uçuruyor.Çünkü istemeye istemeye olsa da Kıbrıslı Rumların önemli bir kesimi Kıbrıslı Türklerle federal bir devlet kurmaya yönelse de, hiç kimse “Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti” ile federal devlet kurmaya kalkışmayacaktır.”
Ne var ki bu nahoş gelişme ile Ankara’nın yeni federal devlet konusunda bugüne kadar ortaya koyduğu duruş arasında muazzam bir tezat var. Bütün diğer dışpolitika fiyaskolarının aksine Kıbrıs müzakerelerinde hükümet doğru bir tavır takındı. Şimdi ne oldu ve kim araya girdi de bu politika tam aksi yöne çevrildi?Herhalde yakın zamanda ve kurulacak hükümetin rengi ve tutumuna göre bu sorunun cevabını alırız.
Kıbrıs’ta kurulacak yeni devlet hem Türkiye hem Türkiye-Yunanistan ilişkileri hem de bölge açısından çok önemli.
Türkiye’nin yerlerde sürünen AB müzakerelerinde 14 fasıl Kıbrıs bağlantılı olarak bloke vaziyette. Her ne kadar fasıl açmakla iş bitmiyor olsa da devran döndüğünde eğer AB işi yine gündeme gelirse Kıbrıs engelinin ortadan kalkması yararlı olacaktır.
Kıbrıs Türkiye ile Yunanistan’ın onyıllardır ilişkilerini zehirleyen bir faktördür. Türkiye’deki Rum azınlığın başına gelenlerle Kıbrıs kavgasının daima ilişkisi olmuştur. Yeni devlet bu anlamda çok işlevsel ve yararlı olur.
Bölgenin geleceği konfederal, federal veya başka özyönetim modellerinde. Irak bütün eksikliklerine rağmen şimdiden ademimerkeziyetçi bir yapıya sahip. Eğer bu tip yapılar hayata geçirilmez buna mukabil etnik veya mezhepsel temelde Sünnistan, Alevistan, Türkmenistan hatta Kürdistan kurulursa o ulus-devlet veya mezhep-devletlerin ayakta kalmaları bölgenin karmaşık nüfus yapısı dolayısıyla son derece zor olur. Bu yapılar da etnik/dinsel temizliğin peşi sıra yüzyıl savaşlarına sebebiyet verebilir.
Buradan bakınca bölgenin yanı başındaki Kıbrıs adasında onyıllardır süren etnik temelli ayrılığın ateşkese rağmen sürdürülebilir olmaması ve adadaki tarafların Birleşik Kıbrıs Federasyonu altında yeniden birleşmekte olmaları bölge açısından son derece önemli.
ABD’nin ve uluslararası camianın Kıbrıs’ta çözüme bu kadar destek vermelerinin arkasında yeni kurulacak federal devletin bölge için oluşturacağı model beklentisi var. O yüzden Kıbrıs’ta çözüm adanın boyutlarını, adadaki üçüncü tarafların bencil hesaplarını çok aşıyor.
Yıllarca çözümü ada dışında bulmaya çalışan beyhude çabalar her iki tarafı da Kıbrıs’a geri döndürdü. Ve böylece askerî müdahaleden 40 küsur yıl Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşundan 50 küsur yıl sonra ilk ciddî momentum oluştu. Geçen haftaki gelişme bu momentuma sekte vurma potansiyeli taşıyor veTürkiye’nin dışpolitikada yaşadığı yalnızlığı ve tecridi komple hâle getirme potansiyelini de beraberinde getiriyor.
CENGİZ AKTAR / HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021