Cengiz AKTAR
Demokrasinin kadavrasından geriye seçme ile seçilme hakkı kaldı, o da herkes için değil…
Ve seçim bitkini Türkiye yine iştahla seçim konuşuyor.
İktidar, muhalefet, toplum... herkes seçimin ehemmiyetine kanaat getirmiş.
Yakından bakalım: Rejimin meşruiyet kalesi “aziz millet”in verdiği oy.
Muktedir, içeride ve dışarıda bütün söylem ve icraatını aldığı oya dayandırıyor.
Bütün itirazları bu meşruiyetle bertaraf ediyor.
O yüzden seçim çok önemli; önündeki yerel, parlamenter, başkanlık, bütün seçimleri kazanmak hedefiyle kolları sıvamış durumda.
Hiçbir şeyi şansa bırakmama kararı almış ve gözünü karartmış görünüyor.
AKP teşkilâtında yaptığı ve yapacağı ameliyatlarla tabanı güçlendirmeye çalışıyor.
KHK marifetiyle yeni atanan Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından bazıları yakında YSK’ya üye atanacak, böylece YSK tamamen rejimin kontrolü altına girecek.
Yine KHK marifetiyle sandık güvenliği rejim lehine ve tarafsızlık aleyhine yeniden tasarlandı.
Seçim Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle seçim bölgeleri rejim lehine “düzeltilecek”.
Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle partilerin malî disipline ve cumhuriyetin temel ilkelerine uyup uymadığına ilişkin denetim Yargıtay’dan rejimin kontrolündeki YSK’ya geçecek. Bu denetim sayesinde seçime girebilecek partiler üzerinde oynanacağından ve seçilme hakkının iğdiş edileceğinden şüphe yok.
Siyaseten rejim, HDP’yi seçimden men etmek için herşeyi seferber ediyor.
İyi Parti de manevra ve ameliyatların hedefinde.
CHP, güçlü belediyelerine yöneltilen ve süreceği anlaşılan operasyonlarla, diğer taraftan fezlekelerle iyice köşeye sıkıştırılıyor.
Unutmayalım ki, erken veya zamanında, seçimler büyük ihtimalle OHAL’de cereyan edecek ve sırf bu, seçimlerin âdil ve özgür olmaması için yeterli.
OHAL kalkmış olursa da rejim OHAL’e ihtiyacı olmayacak kadar bekasını garantiye almış demek olacak.
Yine de bütün bu hukukî görünümlü tedbirler yetersiz kalırsa daha önceki seçimlerde alenen yapıldığı gibi yaygın hileye, o da yetmedi rejimin gayriresmî kolluk kuvvetlerine başvurulabilir.
İstihbaratı güvenilir olan İyi Parti günlerdir bu konuyu işliyor.
Yerel seçimlerde rejimin hedefi azamî sayıda belediyeyi almak. Ancak, hapse atılan, görevlerinden alınan belediye başkanları hatırlanacak olursa memlekette düne kadar nisbeten özerk bir alana sahip olmuş yerel yönetimden bahsetmek zaten mümkün değil.
Milletvekili seçimlerinde hesap, iki partili, zayıf bir CHP muhalefetinden ibaret ve tamamen Saray’ın kontrolünde olacak bir meclis.
Başkanlık seçiminde hesap fiilen yürürlükte olan başkanlık sisteminin “aziz millet meşruiyeti” kazanması.
Bütün bu çabaya rağmen yine de seçimlerin kaybedilmesi hissiyatı oluşursa rejim darbe, terör saldırısı, savaş vs… bir bahane üreterek bunları yaptırmaz ve memleketi halihazırda olduğu gibi yönetmeye devam eder.
Unutmayalım ki muktedirin siyasî tahayyülünde seçim, sadece kendisi (ve atadığı seçilecekler) tarafından kazanılırsa meşrudur. 7 Haziran 2015 bunun mühürlü tescilidir.
Muhalefete dönecek olursak, HDP muazzam baskı altında. 'Rehine' Selâhattin Demirtaş eşbaşkanlıktan feragat etti. Parti, tutuklu belediye başkanı ve vekilleriyle kolu kanadı kırık halde ayakta kalmaya çalışıyor.
CHP, İyi Parti, Saadet seçim mühendisliği peşindeler. CHP ve İyi Parti iktidara geldiklerinde yapacakları işleri anlatmaya başladılar bile.
Ancak “sahaların” kenarında dolaşan adayların hiçbiri Erdoğan için tehlike arz etmiyor. Nedenleri: adayların zayıf kişiliği, etraflarında oluşacak uzlaşmanın imkânsızlığı ve dolayısıyla programlarının “Erdoğan karşıtlığı”ndan ibaret olması.
Kimilerini heyecanlandıran “anti-faşist cephe”nin veya yeniden canlandırılan “Hayır Bloku”nun bir siyasî karşılığı yok. Blok yüzde 50 filan değil, 25+10+10+5 benzemezden oluşuyor.
7 Haziran 2015 bunun da mühürlü tescilidir.
Blok 7 Haziran’ı “kazandı”, akabinde dağıldı!
Buradan topluma bakacak olursak, reisiyle bütünleşmiş yığınların ve tabii sermayenin rejimle bir derdi yok.
Diğer cenahta toplumsal muhalefet içerisinde giderek yaygınlaşan bir “seçimle değişim” rüyası mevcut. Hani şu “hele bi iktidara gelelim de bakın nasıl oluyo” hezeyanı.
Sorunlara hep başkan seçilerek, tepeden çarelerle çözüm arama hastalığı.
Geçenlerde Bekir Ağırdır Medyaskop’ta “İstanbul Hepimizin” programında seçimden bahsetmeden önce içinde bulunduğumuz çöküşün nedenleri ve ne istediğimiz üzerine kafa yormamız gerektiğini derli toplu anlatıyordu.
İnsanların “neden bu hâle geldik” ve “nasıl bir yönetim istiyoruz” konularında düşünmeye niyeti yok, mecali de yok.
Bir seçim mucizesiyle sorunların çözülebileceği, mazideki güzel günlere dönüleceği, muazzam boyutlardaki kurumsal yıkımın ve toplumsal çürümenin hızla düzeleceği kanaati yaygın.
Ve öyle büyük bir çaresizlik hâkim ki Erdoğan’ın yerine kim olursa olsun oy vermeye razı yığınlar var. Erdoğan karşıtlığı tek başına bir siyaset olabilirmişçesine…
Ne yüzyıllık ahlakî çöküşten, ne toplumun en az yarısının neden faşizmi arzuladığından, ne Kürd meselesinin çözümünden, ne AB fırsatının geri gelmeyecek şekilde kaçtığından, ne doğa-insan-hayvan-kent-kültür üzerindeki muazzam baskı ve tahribattan, ne yeni toplumsal kontratın ne olacağından bahseden var.
Bunlardan vazgeçtim, rejimin darbeye teşebbüs edileceğinden önceden haberli olduğu haberleri ya da Zarrab ifşaatı bile pek kimseyi ilgilendirmiyor.
Buna mukabil mütemadiyen umudu kaybetmeme uyarıları dinliyoruz.
Oysa mesele, umudu kaybetmek veya kaybetmemekten öte, o umudu seçime bağlayıp temel sorgulamaları yine atlamak.
Rejim bu umut dünyasından memnun. Bir defa gayrimemnunların gazını alıyor, sürdürmek zorunda oldukları berbat hayatın sonunun iyi olacağı hayallerini sıcak tutuyor.
Diğer taraftan, seçim umuduna bel bağlayanlar oyunu muktedirin koyduğu kurallara göre oynadıklarının farkında değiller.
Bunun en dramatik örneği başkanlık dayatması. Referandumdan önce ve sonrasında hileler konuşulduğu günlerde birkaç kişi anayasa değişikliği ve referandum oldubittisinin kabul edilmemesi gerektiğini söylerdi.
Unutuldu gitti, kim başkan olsunu konuşuyoruz.
AKP seçimle geldi, rejim seçimle gitmeyecek.
Giderse başta muktedir olmak üzere tüm yetkililer Yüce Divanlık olur, bu kadar net.
Üstelik Suriye içsavaşındaki rolleri nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi yargısı her zaman diri bir ihtimal olarak tepelerinde duracaktır.
Rüyadan uyanmakta ve temel soruları biran evvel sormaya başlamakta fayda var.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021