Elif ÇAKIR
FETÖ davasında üç yıldır tutuklu olarak yargılanan eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in tanık olarak dinlenmesini istiyordu.
Bu köşeyi okuyanlar Okur Davası’nı dikkatle takip ettiğimi ve okurlarımla paylaştığımı biliyorlar. Bu sebeple Sayın Ergin’in tanıklık yapacağı duruşmayı merakla bekledim.
“Türk yargısını FETÖ’ye teslim etme” suçuyla cezaevinde Okur’un davasında Sayın Ergin’in mahkemede anlatacaklarının tarihi bir öneme sahip olduğuna inanıyordum. Çünkü Sayın Ergin mahkemede “olayların tanığı” olarak ifade verecekti.
Sayın Ergin’in tanık olarak dinlenme aşamasına nasıl geldiğini anlatmak için bir parantez açmak istiyorum:
15 Temmuz kanlı darbe kalkışmasının akabinde gözaltına alınan Okur’un davası 23 Temmuz 2018’de başladı. Yani Okur gözaltına alındıktan 2 yıl 1 hafta sonra ancak hakim karşısına çıkabildi. Okur, Sayın Ergin’in tanıklığını hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında istemişti. Ancak bu talep mahkeme tarafından sürekli reddediliyordu. Okur, altıncı celsede talebini yineleyince mahkeme Sayın Ergin’in dinlenmesine karar verdi, parantezi kapatıyorum.
Ve Salı günü Ergin duruşma tarihinden (25 Eylül) bir hafta önce ifade verdi.
Bu durumu bazı medya siteleri “Mahkemenin Sadullah Ergin’i avukatlardan ve gazetecilerden kaçırarak ifade verdirdiği” şeklinde haberleştirdi.
Ben de Sayın Ergin’i aradım, “Neden duruşma tarihinden önce ifade verdiniz?” diye sordum.
Ergin benim de yakından bildiğim, kritik öneme sahip göz rahatsızlığı nedeniyle peş peşe geçirdiği operasyonları söyledi: “Siz de biliyorsunuz. Yarın (bugün) yine operasyon geçireceğim. Dolayısıyla duruşmanın yapılacağı gün ayakta olamayacağım. Bu durumda ya duruşma öncesinde ifade verecektim ya da ikinci kez mahkemeye mazeret bildirecektim.”
Hangisi olmalıydı? Ergin mahkemeye ikinci kez mazeret mi bildirmeliydi? Yoksa böyle erken ifade vermesi doğru muydu?
Sayın Ergin, ilki 26 Haziran’da olmak üzere iki buçuk ay içerisinde üç operasyon geçirdi. Bu operasyonlar bir iki ay daha devam edecek. Ben bunu biliyorum ancak Ergin konuşmamız üzerine yine de hastane raporlarını iletti.
***
Kendisine sordum. O da mahkemedeki tanıklık ifadesinde söylediklerini anlattı, özetle:
“7 Şubat 2012’de MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılması olayında, benimle birlikte İstanbul’a gelmiş ve soruşturmanın bağlı olduğu Başsavcı Vekili ile yapılan görüşmelerde, ‘Soruşturma savcılarının hukuka aykırı uygulamaları’ tek tek önlerine konulmuş ve MİT Yasası ile CMK’ya uygun davranmalarını temin etmek için gayret sarf etmiştir. Bu çalışmaya rağmen Soruşturma Savcıları, Ankara Başsavcılığına talimat yazarak MİT Yöneticilerinin ifadesini almak istemiştir. Bunun üzerine TBMM’ye MİT Yasasını değiştiren teklif sunulmuştur. Bu teklif yasalaşıp Resmi Gazetede yayınlanıncaya kadar, Ankara Başsavcılığındaki talimatın bekletilmesini İbrahim Okur sağlamıştır.”
Sayın Ergin verdiği ifadede, Türk yargısını FETÖ’ye teslim etmekle suçlanan Okur’un, bugün çok tartışılan HSYK değişikliğini öngören 2010 referandumundaki tavrını şöyle anlatmış:
“Okur, 2010 Anayasa Değişikliği sürecinde HSYK’da çoğulculuğun sağlanması amacıyla seçimlerin ‘tek-oy’ esasına göre yapılması için gayret göstermiştir. Anayasa Mahkemesi’ne açılan iptal davası sırasında da, İbrahim Okur, teması bulunan Anayasa Mahkemesi üyelerine ‘tek oy’un gerekliğini anlatmış ve onları ikna etmeye çalışmıştır. Ama maalesef ‘tek -oy’ düzenlemesi iptal edilmiştir.”
Hatırladınız mı? 2010 referandumu için hazırlanan anayasa taslağında “bir adaya bir oy” ilkesi vardı. Sayın Ergin bu konuya çok önem vermiş, tasarı AB ilkeleri esas alınarak hazırlanmıştı. “Tek adaya tek oy” şartı getirilmiş olsaydı hiçbir siyasi, cemaat ve ideolojik grup, yargının idari tepesi olan HSYK’yı ele geçiremeyecekti. Fakat o dönemlerde vesayet denilen anlayışın hakim olduğu Anayasa Mahkemesi bu maddeyi iptal etti.
Ve Anayasa Mahkemesi’nin açtığı bu kapıdan giren Fetullahçı grup HSYK’da önemli bir güç haline geldi. Dönemin AYM Başkanı Haşim Kılıç, vesayet yargısının bu kararına karşı çıkmış, Anayasa Mahkemesi’nce Anayasa değişikliklerini hiçbir şekilde görüşemeyeceğini, yetkisiz olduğunu belirten bir ‘karşı oy’ yazısı yazmıştı.
Şimdi soralım: Sayın Ergin ve Sayın Okur Türk yargısını FETÖ’ye teslim etmek isteselerdi böyle ‘tek kişiye tek oy’ ilkesini savunurlar mıydı?
Sayın Ergin mahkemede 11 başlık altında iki saate yakın ifade vermiş. Sayın Ergin’in şu sözlerinin altını önemle çizdim:
“2013 yılı Mayıs ayında Yaz Kararnamesi sırasında Ankara, İstanbul başsavcılarının bu illerden alınması için İbrahim Okur ciddi mücadele sunmuş, hükümetin yanında yer almıştır.”
“2013 yılında 17-25 Aralık’tan aylar önce Yargıtay ve Danıştay üyelerinden, örgüt mensubu olmadığını düşündüğümüz isimlerle, Müsteşarımız Birol Erdem ve İbrahim Okur örgüt mensuplarına karşı güç birliği oluşturma toplantıları yaptılar. Toplantıların tek gündemi ‘bu örgütü etkisiz hale getirmek için’ gerekli olan yasal değişikliklerin neler olacağı ve mücadele yönteminin ne olması gerektiği idi.”
“Okur, İstanbul Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu hakkında yerel mahkeme tarafından verilen ve Yargıtay’ın ilgili dairesinde onanan mahkumiyetin açık haksızlığının üzerine gitmiştir. Kararın düzeltilmesi aşamasında kararın bozulması ve haksızlığın giderilmesine katkı sunmuştur.”
“17-25 Aralık soruşturmaları esnasında, Soruşturma Savcılarının hukuksuz uygulamalarını önlemek için Başsavcı Turan Çolakkadı’yı teşvik edip destek vermiştir. Turan Çolakkadı’nın önleyici adımlarında Okur’un ciddi desteği oldu.”
“İzmir Merkezli Casusluk Soruşturmasında savcıların usul yasaları çerçevesinde kalmaları için Okur devreye girmiştir. Donanma Komutanı Veysel Kösele’nin tahliyesi için çaba sarf etmiş ve bu çabaları sonucu tahliye edilmiştir.”
Sayın Ergin, Türkiye’de hukukun ve yargının evrensel normlara ulaşması yönünde en önemli reformların mimarı olan birkaç adalet bakanımızdan biridir.
Onun döneminde vesayet yargısı aşıldı. Onun döneminde AİHM kararları düzenli olarak tercümeleri yapılarak yargıçların bilgisine sunuldu. Yine onun döneminde çıkarılan yargı paketleriyle fikir ve ifade hürriyeti, adil yargılanma ve savunma hakkı genişletildi.
Yine onun döneminde Avrupa Konseyi ile istişare edilerek hazırlanan Anayasa Değişikliği ile Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru hakkı tanındı. Bunun hukuk tarihimizdeki en önemli gelişmelerden birisi olduğu muhakkaktır.
Sadullah Ergin’in üç yıldır cezaevinde tutulan İbrahim Okur hakkında “olayların tanığı” olarak ifade vermesi önemlidir. Ve ifadesinde neler anlattığı da…
Bir kez daha mahkemeye “mazeret bildirerek duruşmayı uzatmamak için” erken ifade veren Sayın Ergin’in bu tavrı normal demokratik ülkelerde takdirle karşılanırdı. Ama bizde böylesi önemli bir davada ‘olayların tanığı’ olan bir ismin ne söylediğine ve mazeretinin ne olduğuna bakılmıyor.
Çünkü hakikatin ne olduğuyla şu dönemler de pek ilgilenmiyoruz.
Ergin’in iki saate yakın verdiği ifadede anlattığı gerçekler hem tarihe hem adalete ışık tutacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
13.12.2025
30.11.2025
19.11.2025