Ergun BABAHAN
Abdullah Gül, 7 yıllık görev süresini tamamlayıp Ahmet Necdet Sezer gibi köşesine çekilmiş bir eski cumhurbaşkanı gibi davranıyor. Twitter’dan özgürlükçü, utangaç demokrat mesajlar atmakla yetiniyor.
Başbakan Erdoğan’ın önüne koyduğu, Türkiye’yi Batılı değerlerden hızla uzaklaştıran Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, İnternet Yasası gibi düzenlemeleri bir noter edasıyla imzalıyor, sonra bu yasaların yol açtığı sonuçlara ya hayret ediyor ya da çok üzülüyor.
Sayın Gül kusura bakmasın ama böyle apartman yöneticiliği bile yapılmaz.
Cumhurbaşkanı, demokratik temel hak ve özgürlüklere kendisinin yeniden seçim şansından daha fazla önem verse, bu yasaları veto eder, tekrar önüne geldiğinde de bizzat Anayasa Mahkemesi’ne götürürdü.
Böyle davransaydı, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri gibi Türkiye’deki gelişmeleri yakından ve endişeyle izleyen merkezlere güvence verirken, ülke halkına da sadece AKP ve Erdoğan’ın çıkarlarını korumak için Çankaya’da oturmadığını gösterirdi.
Cumhurbaşkanı olarak Başbakan Erdoğan’dan çekinmese, yasal yetkilerinin dışına çıkarak Twitter gibi önemli bir sosyal medyayı kapatmaya çalışarak Türkiye’yi Kuzey Kore ile aynı noktaya koyma cüreti gösteren TİB Başkanı’na derhal Devlet Denetleme Kurulu’nu yollar, çıkacak raporu savcılığa sevk ederdi.
Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı, protesto için sokağa çıkan insanların vahşice öldürüldüğü bir ülke haline gelen Türkiye’de devletin başının daha cesur, daha tarafsız olmasını beklerdik.
Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan’dan farklı olarak her zaman daha Avrupa Birliği yanlısı, daha hukuka saygılı, daha demokrat bir kimlik ortaya koydu… Ta ki, Erdoğan demokrasiyi sandıktan ibaret görene, hukuku ayaklar altına alıp, kendisinden olmayanları düşman görmeye başlayana kadar.
Abdullah Gül, bu noktada Erdoğan’ın taleplerine karşı koyamadı ve suç ortağı olmayı tercih etti. İnternet Yasası’nı onaylarken sonunda gelinecek noktanın sosyal medyanın tamamen yasaklanması olduğunu biliyordu.
Bugün, uygulamaya konulan ve gayri kanuni olduğu açık bir şekilde ortaya konulan kapatma kararını bile sorgulayamayan, sadece Twitter’dan temennide bulunabilen bir Cumhurbaşkanımız var.
İnternet Yasası’nın asıl amacının halkın haber alma, bilgilenme hakkının kısıtlanması olduğunu biliyordu. Twitter’ın arkasından Facebook ve Youtube yasağının geleceğini bildiği gibi…
Kopenhag’da demokrasi mesajları veren, Ankara’da yasaklara ortak olan bir Cumhurbaşkanımız var ne yazık ki… O sesini yükseltmediği, dik durmadığı için giderek cüretkar hale gelen, Türkiye’yi Kuzey Kore, Suudi Arabistan ile aynı lige çeken bir Erdoğan var karşımızda.
Sabah gazetesinin yayın yönetmeni iken, Tayyip Erdoğan ve yakın çevresinin açık mesajlarına rağmen geri adım atmamış ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığını desteklemiştim.
367 kararının faşizan bir uygulama olduğuna, Gül’ün eşinin başörtüsü nedeniyle Çankaya’ya layık görülmemesinin ayıp ve anti-demokratik olduğuna yürekten inanmıştım. Bugün olduğu gibi, yine öfke içindeydim…
Abdullah Gül, cumhurbaşkanı olduğunda kendisine uygulanan yasakların farklı kesimlere yönelmesine, hukukun gücün emrinde bir oyuncak haline getirilmesine yürekli bir biçimde kavga edeceğine inanmıştım.
Maalesef yanılmışım.
AKP ve Erdoğan da yanılttı elbette beni ama Cumhurbaşkanı Gül’ün yarattığı hayal kırıklığı daha büyük oldu.
Çünkü uzun sohbetler ettiğimiz, demokratik bir Türkiye özlemini paylaştığımız bir insandı Sayın Gül. O, Çankaya’ya çıkma mücadelesi verirken; TMSF yönetimindeki Sabah’ın yayın yönetmeni olarak işimi kaybetme riskini bile göze almıştım.
Bugün gelinen noktada sadece üzüntü yaşıyorum. “Tecrübe, yenilen kazıkların toplamıdır” diye geyik bir laf vardır. Türkiye’de hepimizin müthiş tecrübesi oldu bu konuda.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu, birleştirici, moral verici bir lider olma şansı vardı Cumhurbaşkanı Gül’ün. Böyle bir rolü oynayamayacağı ortaya çıktı. Erdoğan’ın yanında durmaya, politikalarına destek vermeye devam ettiği sürece, tarihe geçecek rolü daha da karanlık bir hal alacak.
Bir yıl önce yeniden cumhurbaşkanı adayı olsa, oyum tereddütsüz Gül’ün olurdu ama artık benim oyum size değil Sayın Gül.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Uluslar neden çöker, Türkiye neden çöküyor?
24.03.2022 - Madalyonun öteki yüzü: Putin kaybedince, Erdoğan da kaybedecek
7.03.2022 - Kürt sorunu çözülmeden liberal demokrasi kurulamaz!
1.03.2022 - Bir gazeteci cinayeti (daha)
21.02.2022 - Erdoğan TV programlarında neden prompter’a mahkum oldu
28.01.2022 - NATO için iktidardan vazgeçen İnönü'den, iktidarı için NATO’dan vazgeçebilecek Erdoğan'a
11.01.2022 - Parti binası silahla basılan HDP ama terörist de HDP, öyle mi?
6.01.2022 - Türkiye karanlık ve zorlu bir yıla girdi: Tercihler yılı
3.01.2022 - Cehalet ve kötü niyet Türkiye’yi büyük felakete sürüklüyor
25.11.2021 - Kılıçdaroğlu helalleşme ile ‘endişeli muhafazakarları’ kazanmaya çabalıyor
18.11.2021
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































selda suner
AKPNİN POLİTİK İSLAMCILIĞI İFLAS YOLUNDA! Taksime, Ermeni ve Rumların kemiklerinin gömülü olduğu yere muhteşem bir cami, gezeğenin en büyüğü en pahalısı muhteşem bir cami kurulacak ve adı da Erdoğan camisi olacaktı. Böylece muhteşem Erdoğan, kendisini ondan sandığı, yolundan gittiği Osmanlı sultanlarının devamlılığıyla şahlandıracak, nice Sunni Müslümanın önderliğini buradan, bu muhteşem camiden ilan edecekti! Bu hayal gerçek olmadan sönme yoluna giridi. Dev adımlarala ilerleyen Bilim ve tekniğin beklenmeyen işlevlerinin de olduğunu bir anlık olsa da unutan Erdoğan, bazı geri dönüşlerin ne kadar tehlikeli sonuçlara yol açtığını gecikerek fark etti. Modern teknikle insanlar arasında değişen kominikasyon yöntemlerinin tamamıyla kapalı sanılan kaba ailesel diktacı Arap rejimlerini nasıl çökerttiğini unutması veya görmemezlikten gelerek Twittere saldırması, diğer meslekdaşları Arap liderlerinden farklı olmadı! Mübarek, zora düştüğünde İnterneti kapatmıştı, Erdoğan bu adımı daha sonraları atabilir. Erdoğanland macerası, Enverland macerasına dönüşüyor! R. T. Erdoğanın bütün ilkel toplumları İslam bayrağı altında birleştirme macerası iflas yolunda...Osmanlının mirasçısı rolüne bürünen Erdoğan diktatörlük yolunda tökezlemeye başladı. AKP, tepeden sallanmaya başladı, Abdullah Gül bu fırsatı kullanarak en yakın rakibini ekarte etmeye hız veriyor. Gemiyi terk süreci kaçınılmazdır. Diğer yandan, dişleri tümden sökülemeyen TSK pusuda bekliyor ve muhtemelen kaosdan sonra şansını yeniden deneyecektir. Askeri müdahale tabloda görünmeye başladı. MİTin bütün subayları dinleme ve takip için birincil dereceden emir alması bu yöndedir. Bu nedenle AKP rejimi, generalleri Suriyeye sokmaya kararlı görünüyor. TSK nin daha da yıpranması AKP rejimi için olmazsa olmaz bir şarttır. Erdoğanın bütün olayların ortasında, Suriyeye saldırı noktasını esas alarak, diğer Sunni Arap rejimlerini örgütlemek için Fas ve diğer İslami dikta rejimlerini yanına alma çabaları, Suriyeye özgürlük değil, bir kurşunla çok kuş vurma gayretlerinin bir göstergesidir. Erdoğanın Kuzey Afrika gezisinden vazgeçmemesi Suriyeye giriş planlarının ne kadar ciddi bulduğunu gösteriyor. Esas amaç Esad değil, kafir orduyu bir yerlere sokup onlardan da bir an önce kurtulmak ve orada kendisine bağlı yeni Sunni diktaları inşa etmektir. Irak tarafını şimdilik Sunni islama sarılan Abdullan Öcalan çaşı vasıtasıyla garantiye alan Erdoğan, Suriyede kurulacak yeni bir Sunni dikta rejimi ile de Ürdün ve Filistin yolunu sağlama almaya çalışıyor. Hamas ve Suriyede örgütlenen şeriatçı örgütler, Mısır ve Libyanın Müslüman kardeşler örgütü Erdoğanı lider olarak benimsemeye başladılar. Erdoğanın şu an ziyaret ettiği Arap ülkelerinde halk zulüm va baskı altında inim inim inliyor. Erdoğanın Kuzey Afrikada Sudan, Fas ve diğer ilkel Sunnici İslam diktalarını desteklemesi hangi özgürlüğe tekabul ediyor? Osmanlıcı R.T.Erdoğan kendisine karşı çıkmayan Sunni İslamcı diktalara karşı değil, onların koruyucusudur. Demokratlık postuna bürünen AKP rejimi başta Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere yeryüzünün en zorba şeriatçı diktatörlüklerinin yandaşıdır, onların desteğinde Suriye iç savaşında ki görevlerini tamamıyla yerine getirmektedir. Kadafinin tasfiyesi emrini veren başta Suudilerdi. Suudiler, Kaddafi ve Esad gibilerini yaramaz çocuk gördükleri için onları istemiyorlar. Yoksa Libyaya veya Suriyeye hürriyet getirmek değil...! Nitekim tüm bu ülkelerde Suudi ve AKP desteğinde aşırı dinci diktalar inşa edilmiştir. AKP, Suudi barbarlığının kendilerine verdikleri görevlerden hangi özgürlüğü anlıyorlar! Abdullah Gül, yeşil sermayenin merkezi olan Arap bankaları birliğini en uzun yönetenlerdendir. Şimdiki AKP rejimi Sunnici Arap İslami diktatörlüklerinin en büyük destekçisidirler.