Ergun BABAHAN
Türkiye’nin son döneminde uluslararası toplum ve medyanın dikkatini çeken iki gazeteci cinayeti işlendi: Hrant Dink ve Cemal Kaşıkçı. İkisinde de AKP iktidardaydı ve Recep Tayyip Erdoğan ya Başbakan ya da Cumhurbaşkanı olarak görev yapmaktaydı.
Ve AKP ve Erdoğan’ın her iki cinayete yönelik yaklaşımları tamamen farklı oldu, sonuçları ise aynı şekilde gerçekleşti. İki cinayetin de üstünün örtülmesi, Erdoğan’ın ilke değil de çıkar ve denge siyaseti yaptığının bir başka göstergesi oldu.
Hrant Dink bir konsolosluk binasında değil, İstanbul’un göbeğinde haddini bilmeyen bir Ermeni olarak “ibret-i alem” olarak katledildi. Cinayeti göstere göstere geldi, kendi bile yazdı gelmekte olanı ama kimse kılını kıpırdatmadı. Bu topraklarda ölen binlerce Ermeni’ye eklenen yeni bir isim olarak tarihe geçti.
Dink’in suçu büyüktü. Ermeni Soykırımı’nı Cumhuriyet’in tanıklığı üzerinden kanıtlıyordu. Ermeni Soykırımı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin İttihat ve Terraki Partisi ile varoluşsal ilişkisi, bu katliamda parmağı bulunan kimi isimlerin Mustafa Kemal döneminde devletin kritik noktalarında görev yapmış olması gibi konular Türkiye için tabuydu, hala da öyle. Dink, bu tabunun üzerine gitti…
Sivil-asker bürokrasi, Emniyet, MİT, Cemaat’in de bir dalının olduğu anlaşılan karanlık bir işbirliği ağı içinde öldürüldü. 12. yıldönümüne yaklaştığımız bu cinayetin aydınlatılması için iktidar parmağını kımıldatmadı. Aksine üzerinin örtülmesi için destek verdi.
Kaşıkçı’ya sahip çıktığı kadar sahip çıkmadı kendi yurttaşına Erdoğan ve AKP. Cinayet tetikçi bir çocuğun üzerine yıkıldı ve gerçek sorumlular hiçbir zaman adalet önüne çıkarılmadı. Devlet adına işlenen tüm cinayetler gibi bu cinayet de çürümeye terk edildi.
Erdoğan’ın devletle anlaşmasının ilk adımıydı belki de o cinayet. İttihat ve Terraki döneminde başlayan gazeteci cezalandırma geleceğine sahip çıkılacağının işaret fişeğiydi. O günün Türkiyesi’nin kamu vicdanında derin yara açan bu korkunç cinayet, yüzbinleri sokağa döktü ama öfke ve adalet talebi karşılık bulmadı.
6 Nisan 1909’da Galata Köprüsü üzerinde öldürülen Hasan Fehmi Bey cinayetinin bir kopyasıydı. Tetiği çeken eller farklı da olsa, kararı veren ve katilleri koruyan zihniyet aynıydı.
Dink cinayeti faili belli bir meçhul cinayet olarak tarihteki yerini aldı.
Cemal Kaşıkçı ise Suudi Arabistanlı idi. Ülkesine demokrasi ve basın özgürlüğü getirmek için kendisine garip bir şekilde demokrasi ve basın özgürlüğünü katleden Türkiye’yi üs, Erdoğan’ı da koruyucu olarak seçmişti.
İstihbaratın canlı yayında izlediği anlaşılan bir cinayete kurban gitti. Hem de ülkesinin konsolosluğunda.
Bu cinayet karşısında Erdoğan kendisini aşağılanmış hissetti. Suudilerin böyle bir eyleme cesaret etmeleri ne Türkiye’yi, ne de Erdoğan’ı çok ciddiye almadıklarını gösteriyordu. Ama hem Kaşıkçı Washington Post yazarıydı, hem de liberal Amerikan medyasında Suudilere karşı öfke birikmişti.
Erdoğan ustaca sızdırmalarla bu cinayetin üzerine giderek hem Suudi Prens Selman’ı, hem de destekçisi Trump’ı köşeye sıkıştırdı. Ta ki, Suudi Prens Erdoğan’a telefon açana ve CIA Başkanı Türkiye’ye gelip Erdoğan ile görüşene kadar.
O günden itibaren sızıntılar kesildi, Kaşıkçı cinayeti iktidar medyasının gündeminden düştü. Medyayla yönetilen Türkiye kamuoyu da peşini bıraktı meselenin, muhalefetiyle birlikte.
Erdoğan ya da Suudilerden istediğini koparmış veya eski İngiltere Büyükelçisi Craig Murray’ın iddia ettiği üzere ciddi biçimde tehdit edilmişti. Nedeni ne olursa olsun, kendisine güvenmiş bir insanın ölümünün sorumlularını tam olarak deşifre etmekten bir anda vazgeçti.
Yüzlerce gazeteciyi hapse atan, gazete ve televizyonu kapatan, Kürt gazetecilere cehennem yaşatan bir siyasi İslamcıdan ilke siyaseti beklemek elbette safdilliktir.
Ama Erdoğan’ın Suudiler üzerinden itibar sağlamaya çalışıp gazetecilik ve basın özgürlüğü koruyucusu kesilmesine sessiz kalmak da tarihe karşı suç işlemektir.
Erdoğan, ülkede demokrasi ve ifade özgürlüğü adına ne varsa ortadan kaldırmış, tek adam yönetimi kurmuş otoriter bir liderdir. Her fırsatta gündeme getirilmesi, yüzüne vurulması gereken gerçek budur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021