Ergun BABAHAN
“Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin dahi çok ciddi bocalama yaşadığı bu süreçte biz hem hazırlık hem malzeme hem müdahale konusunda sağlam bir duruş sergiliyoruz. Kovid-19 hastalığının önemli bir bölümünde Avrupa seyahati olması düşündürücüdür.”
Türkiye’nin en hazırlıklı olduğu iddiası gerçeği yansıtmıyor. Türkiye virüs İran’da patlak verdiğinde bile elindeki 500 bin test kitini Amerika’ya sattı ve bu nedenle salgın Türkiye’de patlak verdiği günden Nisan ayı başına kadar yeterli test yapamadı.
80 milyondan fazla insanın yaşadığı ülkede yapılan test sayısı 141 binde kaldı. Bir örnek olması açısından verirsek, Kanada’nın 7.5 milyon nüfuslu Quebec eyaletinde yapılan test sayısı 82 bin oldu. Şehrin çok yerinde arabanızla gidip hızlı test olabileceğiniz merkezler kuruldu, sadece yurtdışına gidip geldiğini söyleyen herkese, herhangi bir semptom göstermese de test yapıldı, yapılmaya devam ediliyor.
Test konusunda yetersiz kalan AKP yönetimi karantinada başarılı olduğu iddiası doğru mu?
Maalesef o da değil…
Her şey Umre’den dönen 21 bin kişinin hiçbir kontrole tabii tutulmadan evlerine gönderilmesiyle başladı. Türkiye, Umre ziyaretlerini de Suudi Arabistan yasağınının ardından durdurdu. Suudi Arabistan yönetimi 27 Şubat günü şu açıklamayı yaptıktan sonra:
"Sağlık otoritelerinin tavsiyesi ve virüsün yayılmasının önlenmesi amacıyla alınan koruyucu tedbirler kapsamında, umre ya da Mescid-i Nebevi ziyareti için Suudi Arabistan'a girişlerin geçici olarak askıya alınmasına karar verilmiştir."
Erdoğan virüsün gerçek kaynağı konusunda bile halka doğru bilgi vermekten imtina etmiş ve Umrecileri korumaya devam etmiştir. Elbette burada kabahat Umre’ye gidenlerde değil, 27 Şubat’taki Suudi Arabistan kararının ardından bile Türkiye’ye dönenleri sağlık kontrolundan geçirip karantinaya alma gereği duymayan AKP yönetimindedir.
Ayrıca büyük kentlerde hayatın normal akışına devam etmesine izin verildi, sadece lokanta, bar ve diskoları kapatma kararı alındı. İnsanlar Boğaz’da yürüyüş, Belgrad Ormanı’nda mangal yapmaya, normal yaşamlarını sürdürmeye devam etti, işçiler toplu taşım araçları veya servisleriyle işe gitmeye aksatamadı. Hatta Kocaeli Valiliği, korona nedeniyle işe gitmemeyi yasakladı.
Yani gelişmiş Batı toplumlarının aksine çalışan emekçi kesimleri koruma adına bir tek adım atılmadı, bu insanların işe gitmesi, yolculuk veya çalışma esnasında virüs kapıp bunu evlerine, ailelerine taşımaları teşvik edildi, Erdoğan’ın son açıklamalarıyla da devam edeceği anlaşıldı. Sokağa çıkma yasağının 20-65 yaşı kapsamamasının nedeni de bu:
“Türkiye en başından itibaren elindeki veriler çerçevesinde hastalığın ülkemize girişimi geciktirmiştir. İlk görünmesinden itibaren oldukla başarılı bir şekilde bunu yürüttük.”
Türkiye’ye virüsün giriş tarihi ve bu virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı belirsizdir. Emekli Orgeneral Aytaç Yalman’ın bile koronavirüsten hayatını kaybettiği ancak konunun basına yansımasıyla kabullenilmiş ve ailesi ve yakın çalışma arkadaşlarının testlerinin de pozitif çıktığı açıklanmak zorunda kalmıştır.
TTB Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Filiz Ünal: Konya’da, Umre’den gelen ve karantinaya alınmayan Corona virüs hastası 1 kişi virüsü 257 kişiye bulaştırdı. Amcası,babası ve ablası da dahil 5 akrabası öldü
Umre’den gelenlere test yapılmadığı ve karantina olmadığı için virüsün Türkiye’ye giriş tarihi Umre’den ilk dönüş günleri diye kabul edilmelidir, resmi açıklama tarihi değil. Suudi Arabistan’ın ziyaret yasağı kararını 27 Şubat’ta almış olması, riskin ne kadar erken başladığını göstergesidir aslında.
Yani AKP muhafazakar ve dindar tabanını mutlu etmek adına önlem konusunda Suudi Arabistan’ın bile gerisinde kalmış, tüm toplumu bu yüzden büyük bir salgın tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır:
“Ülkemiz Nüfus ve salgın tehdidi bakımından mukayese edilebileceğimiz diğer ülkelerden daha iyi bir konumdadır. Kapsayıcı genel dağılım sigorta, yeterli sayıda hastane ve sağlık personelimizin yeterliliği bu süreçte daha açığa çıkmıştır.”
Bu da karşılığı olmayan, boş bir iddia. Türkiye’yi salgının en sert şekilde vurduğu, Avrupa Birliği’nin Almanya-Fransa kadar varsıl olmayan ülkesi İtalya ile karşılaştırdığımızda tablo daha net görünüyor.
İtalya’nın bin kişiye düşen doktor ve hemşire sayısı Türkiye’nin tam 2.5 katı. Türkiye, OECD ülkelerinin herhangi birinden daha az doktor ve hemşireye sahip. İdeolojik nefret bu durumu daha da katmerlemiş durumda, Türkiye’nin tek koronavirüs uzmanı KHK’li olduğu için çalıştırılmıyor, kenarda oturtuluyor. Buna ek olarak 15 Temmuz’un ardından görevden uzaklaştırılan binlerce sağlık çalışanı olduğu gerçeğini de görmek gerekiyor.
Hastane yatağı konusu da bir başka gerçek.
Resmi rakamlara göre İstanbul’da sadece 10 bine yakın hasta tesbit edilmişken yoğun bakım ünitelerinin yüzde 65’inin dolu olması bunun göstergesidir. Sağlık alanında kaynaklar akıllıca yönetilmediği, yandaş müteahhitler zengin edilmek için Şehir Hasteneleri gibi verimsiz bir kaynağa aktarıldığı için bu tablo ortaya çıkmıştır.
Erdoğan’ın konuşmasında tek doğru olan konu Türkiye’nin maske ve eldiven gibi teknoloji gerektirmeyen, ucuz emek yoğunluklu iş kollarında bir avantajı olduğudur.
Amerika, Almanya ve Kanada gibi ülkeler zamanında ucuz emekten faydalanmak için bu üretimleri az gelişmiş ülkelere kaydırdığı için eldiven ve maske talebini karşılamakta şu an bir sıkıntı çekmektedir.
Yine de doktor açıklamaları, bu malzemelerin de ihracat için kullanıldığı ve sağlık çalışanlarının yeterli malzemeye sahip olmadığını göstermektedir. Hayatını kaybeden doktor ve virüs kapan sağlık çalışanı sayısının yüksekliği yeterli koruma malzemesine sahip olmadıklarının açık göstergesidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021