Ergun BABAHAN
Türkiye kamuoyunun dikkati Doğu Akdeniz ve Ege’ye odaklanmışken Suriye’de de ilginç gelişmeler yaşanıyor. Ege’de kof külhanbeyilikle istediği sonucu alamayan Erdoğan Rejimi, İbrahim Kalın’ın deyimiyle 40 yıl sürecek bir müzakere sürecinin ilk adımı için masaya oturmayı kabul etti. Sürekli kırmızı çizgilerden bahseden Ankara, sonuçta Yunanistan’ın isteğine evet demiş oldu ve 2016’da kesilen inkişafi görüşmelerin yeniden başlaması için düğmeye basıldı.
O kadar atıp tutan Erdoğan, başta Fransa olmak üzere Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kararlı tutumları sonucu yelkenleri suya indirdi. Elbette Erdoğan Rejimi ve medyası bu gelişmeyi büyük bir başarı olarak pazarlamaya çalışacaktır ama görünün köy kılavuz istemez. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un herhalde Erdoğan “konuya Fransız kalmasın” diye Türkçe attığı tweetinde de vurguladığı gibi Ankara, Avrupa Birliği’nin mesajını net almış ve gereğini yapmaya başlamıştır.
Türkiye için büyük bir felaketle sonuçlanacak Yunanistan’la sıcak çatışmanın önlenmiş olması bile bu aşamada bir başarı kabul edilmelidir çünkü diplomatik kadrolarını imha etmiş AKP-MHP Rejimi’nin nelere teşebbüs edebileceği bilinemeyebilirdi. Ankara, başta Fransa olmak üzere Batı’nın bu kadar sert tepki göstereceğini ön göremeninin bedelini kalmamış itibarını biraz daha tüketerek ödemiş oldu.
Dediğim gibi gözler Batı’ya dönükken Şark cephesinden de iyi haberler gelmiyor. İdlib’teki gelişmeleri görüşmek üzere geçen hafta Ankara’ya gelen Rusya heyeti bir anlaşma sağlanamadan geri döndü. Görüşmeye ilişkin iddialar muhtelif. Ancak Ankara’nın Rusya’dan Menbiç ve Tel Rifat’ın kendilerine devrini istediği ama Moskova’nın bu talebi geri çevirmekle kalmayıp Ankara’dan İdlib’deki üslerini azaltmasını ve ağır silahlarını çekmesini istediği kesin.
Bir rivayete göre Moskova bu iki merkezin Türkiye’ye devrine sıcak bakıyordu ancak “Türkiye girerse buradan da çıkmaz” düşüncesinde olan Esad ve İranlılar bu talebe şiddetle karşı çıktı. Diğer rivayete göre ise Moskova da bu talebe sıcak bakmayı çoktan bıraktı.
Yerel kaynaklar, pazar günü (20 Eylül 2020) de Rus savaş uçaklarının, İdlib kentinin batı eteklerine yedi uçak tarafından 30’dan fazla hava saldırısı düzenlediğini belirtti.
Rus savaş uçaklarının düzenlediği hava saldırıları, İdlib kent ormanı çevresindeki HTŞ mevzileri, Hurras El-Din grubunun karargâhı ve İdlib'in batısındaki Arap Said ve Batinta köylerini hedef aldı.
Saldırılarda Hurras El-Din grubunun dokuz karargâhının yanı sıra cihatçı fraksiyonun kullandığı çok sayıda araç ve depoyu vurulduğu bildirildi.
Erdoğan ve Putin, Türkiye’nin Rus jetini düşürmesinin ardından kurdukları yeni ilişki modelinde önlerine çıkan her türlü krizi aşmayı başardı. İdlib’de de benzer bir gelişme yaşanacaktır ama daha çok Moskova’nın belirlediği çerçevede.
M4 karayolunun hâlâ açılmamış olması, Himeymim Üssü’nün Cihatçı terör gruplarının tehdidi altında bulunuyor olması Ruslar için endişe nedeni. Onun dışında, Türkiye’nin kendi sınırında toplanmış ve bir çeşit Gazze yapısı kazanmış bir alanda binlerce Cihatçı terörist ile ne kadar süreceği belirsiz bir zamanda haşır neşir olması Moskova için memnuniyet verici.
Ankara-Moksova uyuşmazlığı sadece İdlib’le sınırlı değil, Kürt meselesi diğer önemli bir sorun kaynağı olmayı sürdürüyor.
Diplomaside giderek ustalaşan Kürtler, Amerika ile Rusya arasında bir denge politikası sürdürerek ayakta kalmaya çalışıyor. Rusya ise Kürtler olmadan Suriye’de istediği sonucu tam olarak alamayacağını her geçen gün daha fazla fark ediyor.
Esad Rejimi askerlerinin cihatçılara karşı savaşacak takadi yok, bir gün aldığı bölgeyi bir gün sonra kaybediyor. Yıllardır savaşan bu güçlerden daha fazlasını beklemek de mümkün değil. İdlib’e sıkışıp kalmış cihatçıların üstedinden gelemeyen Esad rejiminin Amerikan eğitiminden geçmiş Kürt güçlere üstünlük sağlamayı düşünmesi ham hayal. Suriye bir şekilde varlığını sürdürecekse Kürtlerin Cenevra barış görüşmelerine katılması ve varlığını garanti altına alması kaçınılmaz. Rusların şimdi tam da bunu yapmaya çalıştığı anlaşılıyor. Ne kadar güven olur o ayrı bir konu elbette.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021