Etyen MAHÇUPYAN
Demokrasinin bir usuller rejimi olduğu söylenir.
Demokratik düzenlerde hangi fikrin galebe çalacağı, ne tür kararların alınacağı önceden bilinemez ve belirlenemez. Buna karşılık söz konusu fikirlerin nasıl kamusallaşacağı, hangi yöntemlerle kararlara dönüşeceği bellidir ve keyfe keder bir biçimde değiştirilemez. Çünkü yöntemlerin değişmesinin de kendine has yöntemsel kuralları vardır. Sistemin meşruiyeti tüm fikir ve görüş sahiplerinin bu yöntemlerde anlaşmış oldukları varsayımına dayanır ve bizatihi bu tutum bir ahlaka işaret eder: Taraflar kendi görüşlerini karara dönüştüremeseler bile o kararlara yol açan yöntemlere halel getirmezler. ‘Demokrasi' denen rejimin kendini yeniden üretmesi, seçimlerin ve siyasi partilerin varlığından ziyade onlara hayat veren yöntem üzerinde bir fikir birliğinin var olup olmaması ile ilgilidir. Türkiye'de de uzun yıllar boyunca bu kurumlar var oldu ama darbelerin yapılmasını, vesayet sisteminin yerleşmesini engellemedi.
Türkiye'de siyaset bugün halen cemaatçi yapısını koruyor ve gücü eline geçirenin tahakkümcü eğilimler göstermesini normalleştiriyor. Gücü az olan ise ya siniyor ya da sistemin etrafından dolaşmaya ve fırsat kollamaya çalışıyor. Bu durum demokrasilerin temelinde yer alması gereken ahlakı zedelemekle kalmıyor, onu araçsallaştırıyor da... Diğer bir deyişle, ‘ahlak' herkes tarafından sahiplenilmiş gözüken ama aslında karşı tarafı vurmak için kullanılan bir silaha dönüşebiliyor. Ve sonuçta ‘siyasetin mantığı' her şeyi silip süpürürken, ‘demokrasi' farklı kesimlerin ve aktörlerin birbirini kırmak için kullandıkları bir tür savaş alanı olarak algılanıyor.
Gezi olayları da taraflarca bu şekilde algılandı ve öyle yaşandı. Hükümet, Taksim Dayanışması'nın merkezinde yer alan Mimarlar ve Mühendisler Odalarına ‘vurmak' üzere bu kurumların temel gelir kalemini iptal etti. Olay yakışıksızdı ve bu ortamda intikamcı bir bakışı akla getirdi. Oysa odaların söz konusu geliri elde etmelerinin antidemokratik olduğu görüşü yaygındı ve aynı sonuç farklı bir şekilde alınabilirdi. Ne var ki hükümet sivil alanla siyaseti kesin biçimde ayıran bir algıya sahip ve siyasete ‘bulaşan' sivil aktörlere ‘siyaseten' davranmayı meşru görüyor. Oysa sivil alanın da siyaset yapma hakkı var... Tek bir koşulla: Demokrasinin yöntemlerine saygı göstererek ve bu anlayışa sahip çıkan bir ahlakî tavır sergileyerek.
Ama Mimar ve Mühendisler çok farklı bir noktadalar. 1. İdare Mahkemesi'nin 6 Haziran tarihli, Taksim'de Gezi Parkı da dahil olmak üzere tüm imar projelerini iptal eden kararını bilerek ve manipülasyon amacıyla gizlediler. Bu davranışın nedeni sorulduğunda avukatları ‘hükümetin kararı öğrendiği takdirde gerekçe çıkana kadar kararı değiştirebileceğinden korktuklarını' öne sürdü. Bizler de ‘Madem böyle bir korkunuz var, kararı bir an önce kamuoyu ile paylaşarak değişme ihtimalini engellemeye çalışmanız daha mantıklı değil miydi?' dedik.
Ancak şimdi bir avukat okuyucumun uyarısı sayesinde öğreniyorum ki, herhangi bir idare mahkemesinin, gerekçeli karar henüz açıklanmadan, Ulusal Yargı Ağı (UYAP) üzerinden tesis ettiği karar, elektronik olarak imzalanmakta ve hakimlerce değiştirilme ihtimali de yok. Yani bir kararın hükümet baskısı veya başka bir nedenle sonradan değiştirilebileceği, okuyucumun kelimesiyle ‘palavra'. Elektronik imza ıslak imzayla aynı hükümde ve bütün belgeler hakimlerce elektronik olarak imzalanarak Adalet Bakanlığı'nın veri tabanına giriyor. Ayrıca bu belgeye erişmek isteyenlerin de kaydı aynı veri tabanına işleniyor. Çünkü avukatlar kendi özel şifreleriyle ve elektronik imzalarıyla sisteme giriyorlar. Hasılı kimin bu kararı ne zaman öğrendiği o veri tabanında mevcut. Okuyucumun teklifi bu bilginin Bakanlık tarafından kamuoyuna açıklanması... Böylece demokrasinin ahlakî zeminini güçlendirme adına küçük de olsa bir katkı yapılabilir ve bizler hükümetin bu konuya ne denli vâkıf olduğunu anlarız.
Diğer taraftan Dayanışma'nın avukatı, mahkeme kararını zaten UYAP'tan elde ettiğini söylemişti... Yani kendi elektronik imzasıyla girmiş ve hakimlerin elektronik imzalı ‘değiştirilemez' kararını okumuş. Yine de değişebilirmiş ve bunu hükümet yapabilirmiş gibi davranmış. Odalar yönetimi Taksim Platformu gibi cephe arkadaşlarını ve Gezi'nin konuyu bilmeyen ‘sakinlerini' aldatmış. Demokrasinin ahlakî zeminini hiçe sayarken, yüzüne baktığı insanları suistimal etmiş. ‘Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş' diyebiliriz... Ama haksızlık etmeyelim: Bu ‘demokrasi havarilerinin' AKP demokrasisine ulaşması bile çok zaman istiyor. ‘Eski' Türkiye öyle kolay değişmiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024