Etyen MAHÇUPYAN
Devlet baskısı ve zulmü altında yeşeren muhalif hareketlerin işleri ilk bakışta kolaydır. Herkesçe kabul edilen bir mağduriyet durumunun sağladığı meşruiyete yaslandıkları için birçok hataları mazur görülebilir.
Ancak işin aslı, gerçekte çok daha zor bir misyon yüklenirler. Çünkü dünya sistemi içinde kendine yer bulmuş olan bir yapının değişimini istemektedirler ve bunu sadece mağduriyete dayandırarak yapamazsınız. Dolayısıyla muhalif hareketlerin genelde entelektüel gücünün ve düzeyinin hasımlarına göre daha yüksek olması gerekir. Gandi ve Mandela gibi insanların 'dünyaya konuşma' yetenekleri, sonuçta silah kullanıp kullanmamaktan bile daha önemli olabilmiştir. Hatta şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz: Bir direniş gücü ne denli silaha yakınsa, entelektüel gücünün de o denli fazla olması gerekir. Aksi halde silah kullanmanın neden olduğu yıpranmayı telafi edemezsiniz. Öte yandan silah kullanımının kendisi çoğu zaman belirli bir zihniyete tekabül eder ve söz konusu zihniyetten de yüksek bir entelektüel anlayış pek çıkmaz. Bu nedenle söz konusu ihtiyacın, direniş örgütünün parçası olan ama şiddet kullanmayan cenah tarafından karşılanması gerekir.
Kürt meselesinde bu iş BDP'nin sırtına yüklenmiş durumda. Bugün PKK'nın en önemli talebi muhakkak ki 'demokratik özerklik' adıyla anılan nisbi bir bağımsızlık arayışı. Ancak bunu ne bir temel 'hak' olarak öne sürebilirsiniz, ne de yaşanmış olan mağduriyetlere dayanarak 'hak' haline getirebilirsiniz. Böyle bir noktaya doğru evrilmenin şartı doğru siyaset yapmaktan ve bunu da bütün dünyaya kabul ettirmekten geçiyor. Ne var ki Kürt siyasetinin sivil kadroları buna uygun bir altyapıya sahip değil ve hiçbir zaman da olmadı. Kürt entelektüel çevreleri ise onyıllardır PKK dışında siyasi hareketlerin parçası oldular ve tam da bu yüzden bizzat PKK tarafından baskı gördüler ve hatta öldürüldüler.
Gelinen noktada BDP'nin bu alanda çaba çıkartan belki de tek sesi Aysel Tuğluk oldu. Geçen hafta Taraf gazetesinde yayımladığı açık mektubu, konuşmayı öne çıkardığı için olumlu bir teşebbüstü. Ancak Kürt siyasetinin ihtiyacı olan entelektüel duruşun gerisinde kaldı. İlerlemeden 'entelektüel' kelimesinden çok derin algı ve analizler, felsefi yaklaşımlar vs. anladığım sanılmasın. Gereken şey, yaşananlara mesafe alarak bakabilmekten ve başkalarının bildiğini bilmezden gelmemekten ibaret.
Tuğluk'un muhakemesi devletin 'asıl' sorumlu olduğu tespitine dayanıyor. 'Türk' ve 'Kürt' tarafındaki yaşanmışlıklar arasında asimetri olduğundan hareketle, kendilerinin sürekli ve kategorik bir mağduriyet içinde olduklarını vurguluyor. 'Çözüm imkânına rağmen buna meyletmeyen' devleti suçluyor. Ancak 'çözüm'ün ne olduğunu söylemiyor. Eğer her iki tarafça da kabul gören bir 'çözüm' olsaydı, hükümeti rahatlıkla suçlayabilirdik. Ama önce bu 'çözümün' üretilmesi lazım ve bunun yolu da şiddetten değil, siyasetten geçiyor. Ne yazık ki Tuğluk meselenin bu odak noktasına değinmemeyi tercih ediyor.
Buna karşılık Tuğluk, yapılmış olan görüşmelerin namuslu bir dökümünü sunuyor. Her iki tarafın da kendi pazarlıkçı siyasetinin peşinde olduğunu, ama bu süreçte bile Öcalan'la gerçek anlamda görüşmelerin yapıldığını; PKK heyetiyle görüşen devlet yetkililerinin meseleye hakim olmakla kalmayıp, genel perspektif ve anlayışta PKK heyetiyle mutabık olduklarını; protokollerin bu çerçeve içinde hazırlandığını ve içerik açısından her iki tarafın da geri adım atmayı içlerine sindirdiğini, böylece çözüm yolunu açan 'kolaylaştırıcı' bir pozisyona geçtiklerini söylüyor. Ancak bütün bu dökümü yapmadan önce aynı sürecin "topluma sunulduğu gibi 'müzakere' kapsamı ve uzlaşı havasında gerçekleşmediğini" belirtiyor. Doğrusu kendi anlattığı sürecin ima ettiği uzlaşıdan daha fazlasını nasıl bekleyebiliriz bilemiyorum... Ama bu tespitin nedenini söz konusu cümlenin hemen ardından okuyoruz: "Dolayısıyla hiç olmayan uzlaşıyı-anlaşmayı bozan da yok!" Yani PKK şiddeti çözüm sürecini baltalamıyor, çünkü zaten böyle bir uzlaşı yoktu... Tuğluk'un bunu söylemek zorunda kalması hazindir. Çünkü hem bir uzlaşı çizgisi üzerinde yüründüğü açık, hem de uzlaşının olmaması halinde bile şiddetin olumlanması bir zül.
Sözünü ettiğimiz 'entelektüellik' böyle bir noktada daha mesafeli durabilmeyi gerektiriyor. Tuğluk yazısının sonraki bölümünde de 'eylemsizlik ve hemen geri çekilme'nin bir önşart olarak Öcalan'a dayatıldığını söylüyor ve bu tavrı devletin paradigması ve kibri ile açıklıyor. Ancak örneğin 'eylemsizliğin' görüşme sürecindeki kritik kavram olduğunu, bu kavramın 'kesintisiz görüşme' ile el ele gittiğini, bunun bizzat devletin pozisyonu olduğunu ve eylemsizliğin silah bırakma değil, kullanmama olduğunu es geçiyor. Oysa devletin inat ettiği noktanın Kürtler açısından hiç de önemli bir taviz olmadığı, aksine Kürt taleplerinin gerçekleşme yolunu açan bir zemin sağladığı anlaşılıyor.
BDP'lilerin işi zor... Hem siyasetçi olmak, hem de siyasetin ikili dilinden kurtulmak zorundalar. Keşke en azından birkaçı bunu gerçekleştirebilse.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024