Etyen MAHÇUPYAN
Bir vatandaş olarak AK Partili olmanın en dramatik yanı, partinin olumlu yönde yaptığı neredeyse devrimsel birçok değişimin, bazısı inatla sürdürülen ve akılcı olmayan uygulamaların gölgesinde kalması… Bunca yıl özgürlük alanının genişlemesinden kimlik haklarına, ekonomide sağlıklı ve rasyonel bir yönetimden vatandaşı öne çıkaran hizmetlere, yargının çoğulcu bir perspektife getirilmesinden polis reformuna birçok büyük adım atıldı. Bu adımların bilgisiz, düşüncesiz veya sorumsuz kişilerle atılması herhalde mümkün olamazdı.
AK Parti baştan itibaren bir kadro partisi olarak ortaya çıkarken bu kadroyu örneğin ANAP’ta olduğu gibi parti kuruluşunda devşirme yollarla sağlamadı. Her biri bu siyasi hareketin içinde emek vermiş, deneyim kazanmış, hayatın süzgecinden geçmiş, birbirini tanıyan ve saygıda kusur etmeyen kişilerle yola çıktı. Ama çok daha büyük bir basiretle, ülkemizde zor bulunan bir hasleti de öne çıkardı. Genç kuşağın en parlak temsilcilerini hiçbir gocunma taşımadan yetkili koltuklara oturtmayı, onlara sorumluluk vermeyi bildi. Üstelik bir yandan kadroları her hükümet döneminde daha da zenginleştirirken, görevinden ayrılanların partiye olan bağlarını muhkem tutabildi.
***
Bunlar cemaatsel veya siyasi gelenekle açıklanamaz. İstişare ve meşveret hangi zihniyete sahip olduğunuza bağlı olarak farklı sonuçlar yaratır. Nitekim söz konusu gelenek AK Parti öncesinde ‘yerli’ ataerkilliğin çerçevesinden çıkamamıştı. Refah Partisi’ndeki ‘yenilikçi’ arayışın temel dayanaklarından biri rasyonel olmayan politikalar ise, diğeri de bu zihni tutumdu. Bu nedenle AK Parti’nin iç enerjisi kendiliğinden ‘ortak akıl’ etrafında şekillendi ve demokratlığı dindar muhafazakarlıkla birleştirecek yönde ilerledi. O dönemde hareketle ilgili olarak ‘muhafazakar/Müslüman demokrat’ tabirinin kullanılması bir temenni değil, nüve halinde ama zaten yaşanmakta olanın adıydı. Bu tabir sadece AK Partililerin kendilerine bakışını değil, dindar cemaat dışında kalan gözlemcilerin de değerlendirmesini yansıtıyordu.
Birçok kişi AK Parti’nin adım adım özgüven kazandığını ve 2011 seçimleri ile birlikte ‘ustalık’ dönemine geçtiğini düşünebilir, çünkü böyle söylendi ve mantığa da uygun gözüküyor. Oysa ironik bir biçimde AK Parti’nin asıl özgüvenli dönemi siyaseten sallantıda olduğu ama iç yapısında sağlam durduğu 2002-11 arasıdır. Sonraki iki yıl Gezi’ye kadar bir geçiş dönemi oluştururken, partinin ‘kişiliğini’ tutarlı bir çizgide sürdürmesi Çözüm Süreci sayesindeydi. Ondan sonrası ortak akıl, demokrat kaygılar ve özgüven sağlamlığı açısından maalesef sıkıntılı bir dönemdir.
***
Sebeplerini biliyor ve sempati de duyuyoruz. Tehdit altında yaşanan, kontrol edilemeyen bir bürokrasi karşısında ülkeyi yönetme sorumluluğu ile karşı karşıya kalındı ve bunu topluma anlatma şansı da kalmamıştı. Ne var ki güvensizlik ve yalnızlaşma AK Parti’nin kimyasını olumsuz etkiledi. Karar sistematiğinde kalite kaybına ve keyfiliğe kapı açıldı. Ortak aklın kenara konmasıyla parti içindeki doğal ve sağlıklı dengeler zayıfladı. Lidere bağlılık beyanı üzerinden kişisel iktidar devşirmeye niyetli gruplar ortalığa döküldü.
Bugün Gülenciler temizlenirken yaşanılanlara baktığında, insan o rasyonel, özgüvenli, çoğulcu ve demokratik bakışlı AK Parti’yi özlüyor. Ortak akıl varken gerçek veya hayali hiçbir ‘üst akıl’ AK Parti’ye dokunamıyordu bile. Oysa şimdi iki sersem bir araya gelse ona ‘üst akıl’ deme ihtiyacı çıkıyor… AK Parti tarihsel bir fırsattı ve hala da öyle. Umarım ileride ‘kaçan bir fırsat’ olarak kayda geçmez. Çünkü bu hepimiz adına kaçan bir fırsat olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024