Etyen MAHÇUPYAN
Modernliğin krize girdiğini ve buradan ancak zihniyet düzlemine dönerek çıkılabileceğini ilk kez 1990’ların ortalarında yazmaya başlamıştık. Modernliğin üzerine oturduğu zihniyet düzlemi bir ucu relativizmde, diğer ucu otoriterlikte olan bir ekseni ifade eder. Böyle bir çerçeve içinde siyaset ‘hiyerarşi’ kavramı etrafında şekilleniyor, ideal durum eşdüzeylilik olarak tanımlanırken, baskı altına girildiğinde ise otoriteden medet umuluyordu. Demokratikleşme, insan hakları ve hukuk devleti konseptleri söz konusu gerilime verilen yanıtlardı…
***
Öte yandan her iki zihniyetin de toplum tasavvuru ‘homojenlik’ üzerinde inşa edilmişti. Relativist zihniyet kişilerin sahip olduğu bilginin mukayese edilemez olduğunu, dolayısıyla ‘toplumu’ her biri kendisi için doğruyu bilen ve birbirini doğrudan kısıtlamayan bireylerin toplamı olarak görmemiz gerektiğini ima eder. Otoriter zihniyet ise, bilginin belirli bir azınlık elinde toplanma kaçınılmazlığından hareketle, ‘toplumun’ aynı bilgisizlik düzleminde buluşan yığınsal bir varlık olduğuna hükmeder. Sonuçta farklı tahayyüllere sahip olsalar da, her iki zihniyet toplumu homojen varsayar ve toplumsal kültürü, yani ortak yaşam biçimini bu homojenlik kabulüne oturtur.
Ne var ki küreselleşme ile birlikte modernliğin ihtiyaç duyduğu toplumsal homojenlik bozuldu. Hiçbir toplumun kendi sınırlarını kapatarak kültürel ortamını koruma imkanı kalmadı. Liberal ülkelerde bunun tezahürü, farklı kültürlerin cemaatler olarak sistemin içine girmesi ve cemaat olarak kalmayı tercih etmeleri, kendi ‘aykırı’ kültürlerini birer kurtarılmış bölgeye dönüştürmeleri şeklinde oldu. Sosyalist ülkelerde ise yönetilen yığınların bir bütün olarak ‘yabancı’ global kültürün etkisi altında ‘yoldan çıkmasına’, farklılaşma ve bireyselleşme taleplerini derinleştirmesine ve yönetilemez hale gelmesine tanık olundu.
Demokratlığın bizatihi bir zihniyet, bakış, arayış ve çare olarak gündeme gelmesi bundan sonradır. Öncesinde bu kavram liberal ve sosyalist ideolojilerin anlam dünyası içinde tanımlanıyor ve daha ziyade ‘demokrasi’ sorunsalı etrafında ele alınıyordu. Demokrasi bir ideal olarak yüceltilse de, her ideoloji bunu kendi meşrebi içerisinde konumlandırıyor, kendi ideolojik doğrularının bir yönetim sistemine dönüşmüş haline ‘demokrasi’ diyordu. Böylece liberal ve sosyalist demokrasilerin çarpıştığı kısır gerilimi evrensel bir olgu sanıyorduk.
Oysa demokratlık diğerlerinden ayrı bir zihniyet… Gerçekliğe ilişkin ontolojik ve epistemolojik kabulleri ne relativist ne de otoriter zihniyetle çakışıyor. Relativizm ve liberalizm kişisel deneyimle gelen bilginin gerçeğe ‘mutlak anlamda’ tekabül ettiğini söylerken, otoriterlik ve sosyalizm eylemle kanıtlanan bilginin gerçeğin ‘mutlak anlamda’ yansıması olduğunu kabul ediyor. Bunlara karşılık demokrat zihniyet insan zihninin, olası namütenahi zihinlerden biri olarak, dışımızdaki gerçekliği anlasa da bunun ancak ‘göreceli’ olabileceğini varsayıyor. Dolayısıyla üzerinde herkes anlaşsa bile, bir önermenin mutlak anlamda doğru olmayabileceğini, bunun ancak ‘bizim’ öznel doğrumuz olduğunu öne sürüyor.
***
Bu yaklaşımın uzantısı her önermenin korunması ve duyulmasının sağlanmasıdır. Hiç birimizin bilgisinden ve dolayısıyla fikrinden tam emin olamayacağı bir dünyada ‘doğru’ tutum, olabildiğince tartışmak, katılımı artırmak ve karşılıklı ikna çabası içinde kendi ortak doğrularımızı bulmaya çalışmaktır. Dahası bu doğruların geçici olabileceğini baştan kabullenerek, gelecek nesillerin tercihlerinin önünü kesmeyecek kararlar almaya çalışmak gerekir…
Modern dünya demokrat zihniyeti farklı bir paradigma olarak görmekte hala zorlanıyor. Dini yaklaşımlara benzeyen biçimde, ‘nihai doğruyu’ bulduğunu ya da bildiğini sanan kültürlerin kendi yanılgılarıyla yüzleşmeleri maalesef uzun zaman alabiliyor…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024