Eylem YILMAZ
Türkiye’de yapılması gereken birçok şey varken illa Topçu Kışlası ve Cami yapacağım inadını anlamak zor. Daha da zoru, sabahın 05.00’de birkaç gencin üzerine kalabalık bir polis ordusu ile saldırmayı anlamak.
Aslında Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Emek Sineması eylemleri, kürtaj yasağı, üç çocuk ısrarı, “Dindar nesil istiyoruz” söylemi, alkol düzenlemesi, üstelik bu yasal düzenlemeyi “Biz kafası kıyak nesil istemiyoruz” diyerek savunmak ve bunlar gibi birçok hata bizi bugünlere getirdi.
Gezi Parkı oraya Kışla yapacağım, hayır yapamazsın inatlaşması değildir. Gezi Parkı eylemi bizi toplum olmaya davet ediyor. “Onlar-Biz” ayrımından yorulmuş, birçoğu apolitik gençler “yeter” artık diyor. Benim içkime, bedenime, sinemama, kafama, dinime, dilime karışma diyor.
Gezi Parkı eylemcileri, Kürtler, Ermeniler, LGBT’ler, apolitikler, illa Türk bayraklılar, illa bayraksızlardan, AKP’yi destekleyen, desteklemeyen insanlardan müteşekkil. Bu insanlar parkta Hrant Dink, Ceylan Önkol, Pınar Selek caddeleri açıyor. Bu tepki sadece ağaçların kesilecek olmasından çıkmıyor, uzun zamandır birikmiş, sindirilmiş, zamanla birike birike daha da çoğalmış bir tepki söz konusu.
Bundan 11 yıl önce ve yıllarca Kemalistler, kendi “güçlerini” ve “mutlak iktidarlarını” kanıtlamak için her yere estetikten nasibini almamış Atatürk heykelleri dikerlerdi, şimdi 11 yıldır camiler inşa ediliyor. Atatürk’ün “Ya İstiklal ya ölüm” sözü şimdi “Ya kışla ya ölüm” oluyor.
Gezi Parkı’ndaki gençler, “Biz herhangi bir örgüte üye değiliz. Hükümetin bu yaklaşımını yaşam alanımıza saldırı olarak kabul ediyoruz. Biz de bu ülkenin insanlarıyız ve yaşadığımız alanla ilgili bir karar alınacağı zaman bize sorulmasını istiyoruz” diyorlar.
Bu kitle tıpkı daha önce muhafazakârların değişmesi gibi “Kemalist” tabanın da değişmesini, değişebileceğini gösteriyor. Bu kitle bu ülke de bir ilki başarıyor, Türkiye’nin ilk özgürlükçü hareketini oluşturuyor.
“DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR”
Bizim genlerimize kodlanmış bu “dayak cennetten çıkmadır” sözü sanırım. Bu “özlü” deyişi içine sindirmiş bir toplumda yaşadığımızdan kaynaklı herhalde her şey değişiyor ama dayak değişmiyor.
Çok haklı olarak polis şiddetine isyan ediliyor. Polis demek devlet demektir ve “dayak cennetten çıkmadır” bu yeni değil. Eskiden babamı gözümün önünde tutuklayıp, küçük bir çocuğu sokakta bırakıp, babasını apar topar bir araca tıkıp götüren, uçurtma uçururken bundan “korkup” derhal o uçurtmayı elimden alıp kıran polis, şimdi o büyümüş çocuğa biber gazı sıkıyor. Polis şiddeti yeni bir icat değildir, eskiden neyse bugün de odur ve zaten sorun budur. Bu ülkenin acil değişime ihtiyacı varken hala adım atılmıyor olmasıdır.
Başbakan’ın Gezi Parkı’nı “meydan savaşına” çevirmek, politiği, apolitiği, oy vereni, vermeyeni dövmek, gaza boğmak yerine Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasasını değiştirmeli. Böylece bu eylemden darbe çıkarmaya çalışanların rahatlıkla ayrıt edilmesi sağlanır.
Başbakan barış sürecini başlattı, sahip çıkmıyor. Savaştan canı yanmış, 34 kişinin bombalanarak öldürüldüğü Uludereliler ise bir çatışma çıkacak, barış zarar görecek diye sınırda asker ile PKK arasında canlı kalkan oluyor.
Barışa canlı kalkan olmak zorunda olan da, Uludere’de 34 insanın bombalanarak öldürülmesinin sorumlularını da, Hrant Dink’in katillerini de, Zirve Katliamını yapanları da, Reyhanlı saldırısının sorumlularını da, tüm bunlarla beraber Gezi Parkı eylemlerinden darbe çıkarmak isteyenleri de ortaya çıkarmak zorunda olan Başbakan’ın bizzat kendisidir.
Bunları yapmamaya, kendi halkı ile inatlaşmaya devam ederse şurası açık ki, bu inatlaşmanın kazananı yok, olmayacak. İnatlaşma yerini diyaloğa bırakır, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasası değiştirilse, sabahın 05.00’de polislerin parka girip, o gençlere saldırmasının emrini kim verdi bu ortaya çıkarılırsa sorun çözüm yoluna girer ve bu ülkenin kazananı barış ve demokrasi olur.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.12.2013
9.06.2013
3.06.2013
3.04.2013
24.03.2013
29.01.2013
12.10.2012
12.09.2012
20.08.2012
21.07.2012