Fehim TAŞTEKİN
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Libya’da savaşan bir tarafla anlaşmalar yapıp bu ülkeye asker gönderme planıyla hasım cepheyi büyütüyor. Üstelik tarafsız kalan bölge devletlerini de tedirgin ediyor. Köpürtülmüş tehditlerle “Yeni Sevr” algısı yaratıp bunu bertaraf ettiklerine dair kıymeti kendinden menkul bir oyunun devamını getirmeye çalışıyor. İşleri hiç de kolay değil.
Kolay olmadığından Suriye’den sonra Libya’da da karşı karşıya kaldıkları Rusya’nın kapısını çalmaları çok zaman almadı. Erdoğan, Rusya lideri Vladimir Putin’in Halife Hafter’e destek veren pozisyonunu değiştirmesini umarak 23 Aralık’ta Moskova’ya bir heyet gönderdi. Moskova’da müzakerelerin nasıl gittiğine dair Türk tarafından ses çıkmıyor. Tek açıklama Rusya Dışişleri’nden:
“Taraflar Libya krizinin hızlı çözümüne yönelik temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varmıştır.” Bunun “Anlaşma sağlandı” diye sunulması basit bir aldatmaca. Aradan üç gün geçtikten sonra Rusya pozisyonuna biraz daha dem kattı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, “Üçüncü ülkelerin müdahalesi krizin çözümüne katkı sunmaz” dedi.
Rusya, Hafter’in kazanmasını kolaylaştıracak şekilde özel harp şirketi Wagner Grubu’nu devreye sokarken Trablus’taki hükümeti de göz ardı etmiyor. Mesela Gazprom’un ortak olduğu Almanya merkezli Wintershall, Sirte’de petrol arama operasyonu yürütüyor. Burası Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin kontrolünde. Tatneft de her iki tarafın da rızasını gerektiren Gadamis’te çalışıyor. Meşru hükümetleri muhatap almak Rusya’nın klasik devlet politikası ama yumurtalarını tek bir sepete koymuyor. Yani Putin, Erdoğan’dan farklı olarak Libya’nın yarınında kim olursa olsun elinde kapıları açacak bir anahtara sahip.
Putin, Erdoğan’ın tek taraflı oyununa neden payanda olsun? Bu iyiliği ancak Rus stratejisinin önünü açacaksa yapar. Muhtemelen Rus lider, Erdoğan’ın Doğu Akdeniz bağlantılı Libya hamlesini avantaja çevirmenin yollarına bakacaktır. Her şeyden önce Rus enerji piyasasına rakip bir havzada Türkiye’nin işleri zora sokması, Moskova’nın elini oynatmadan elde ettiği bir sonuçtur. Libya’da ise eğer Erdoğan İslamcılar üzerinde nüfuz sahibi olacaksa Putin bu etkiyi farklı bir şekilde kullanmak isteyecektir. Suriye’de İslamcı güçlerle Erdoğan üzerinden konuşup Rus stratejisinin önünü açtı. Suriye tecrübesi Libya’da da tekrarlanabilir. Nitekim sözcü Peskov, açıklamasının devamında, beklentiyi şöyle dillendirdi: “Üçüncü ülkelerin taraflara çözüm konusunda yardımcı olma girişimleri memnuniyetle karşılanır.”
Erdoğan, Trablus’taki İslamcı cepheyi zafere taşıyacak seçenekleri zorlarken Putin uluslararası arenaya “Libyalılar arası diyalog” önerisiyle çıkıyor. Bu yaklaşım Rusya’nın ‘arabuluculuk’ potansiyelini artırıyor. Putin hem bu role gölge düşürmemek hem de BM ambargosunu delen ülke durumuna düşmemek için Wagner’i sahiplenmiyor.
***
Şimdi Almanlar Berlin’de bir Libya masası kurmaya çalışıyor. Putin bu masayı önemsiyor. Erdoğan’a da, “Gel sözünü bu masada söyle” der gibiler. Ancak o masada yalnız kalma ihtimali yüksek. Türk heyeti Kasım 2018’de Palermo’daki konferansı terk etmek durumunda kalmıştı. Konferansa, Ankara ile aynı tarafa oynayan İtalyanlar ev sahipliği yaptığı halde Türkiye açığa düşürülmüştü. Öyle anlaşılıyor ki Erdoğan, Berlin konferansına müttefik kazanarak gitmek istiyor. Bunun için önce 25 Kasım’da Tunus yoklandı. Basın bültenlerine “Habersiz ziyaret” diye düştü. Haberli olsaydı, Erdoğan’a “Gelme” diyecekler az olmayacaktı. Müslüman Kardeşler’in (El Nahda) iktidardaki ağırlığı Tunus siyasetini Erdoğan için kolay kılmadı.
Erdoğan, çiçeği burnundaki Cumhurbaşkanı Kays Said’in yabancı devlet başkanı olarak ilk konuğuydu. Konuk Arap dünyası için ‘ayrıştırıcı’, konu da ‘dikenli’ olunca Said epey kasıldı. İkili fotoğrafta yüzü asıktı. Ortak basın toplantısında Erdoğan, Libya’daki durumun komşuları da tehdit ettiğinden bahsederken ev sahibi ikili ekonomik ilişkileri öne çıkardı. Said’in suskun kaldığı hususta siyasi partiler sesini yükseltti. Tunus Projesi, Afak Tunus, Halk Hareketi, İşçi Partisi ve Özgür Anayasa gibi siyasi partiler ziyaretten duydukları rahatsızlığı gizlemedi. Partiler farklı tonlarda Erdoğan’ın Tunus’u kendi eksenine taşıma çabasını reddeden açıklamalar yaptı. Verdikleri mesajlar özetle şuydu:
– Tunus eksenlerden birinde yer alamaz. Tunus tarafsız kalmalıdır.
– Tunus, Türk müdahalesi için bir sıçrama tahtası, askeri üs ya da istihbarat arenasına dönüştürülemez.
– Cumhurbaşkanı ziyaret konusunda şeffaf olmalıydı.
Tunus, 500 kilometrelik sınır komşusu Libya’daki istikrarsızlıktan ziyadesiyle etkileniyor. Yine de müdahaleci bir çizgiye savrulmak istemiyor.
Erdoğan, Tunus’tayken Libya’da çatışan taraflar iki ayrı uçakla Kartaca Havaalanı’na indi. Bu trafik Tunus’un tüm taraflarla diyalogu öncelediğini gösteriyordu.
Erdoğan’ın Tunus ziyaretinden heyecana kapılan Trablus’taki hükümetin ‘İhvancı’ İçişleri Bakanı Fethi Başağa Libya, Tunus, Türkiye ve Cezayir’in ittifak kuracağını öne sürdü. Kuşkusuz Libya’daki Müslüman Kardeşler’in Erdoğan’dan beklentisi bu. İslamcılar için Türkiye’den daha kullanışlı bir kalkan bulunamaz.
Tunuslu siyasi partilerden gelen eleştiriler ve Başağa’nın ittifak iddiası üzerine Tunus Cumhurbaşkanlığı herhangi bir eksenle birlikte olmayı reddettiklerini açıkladı. Hatta Erdoğan’ın yakın dostu El Nahda’nın lideri Raşid el Gannuşi, Meclis Başkanı sıfatıyla, “Tunus, Libya’daki savaşın bir tarafı değildir. Tunus Libya’da barışı arayan iyi bir arabulucudur” dedi. Erdoğan’ın Gannuşi ile görüştüğüne dair bilgi de geçilmedi. Gizlice buluşmadılarsa bu da bir ilk. El Nahda sayesinde Tunus’ta işlerin daha kolay olması beklenirdi. Fakat El Nahda da iç dengeleri gözetmek zorunda.
***
Erdoğan ziyareti sırasında Tunus, Cezayir ve Katar’ın da Berlin’de masada olmasının çok önemli olduğunu vurguladı. Hesap o ki Erdoğan’ın Almanya, Britanya ve Rusya nezdindeki girişimleri sayesinde bu üç ülke masaya oturursa Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa’dan oluşan karşı blok dengelenmiş olacaktır. Fakat Tunus’taki ‘asık surat’ Cezayir için de geçerli.
Cezayir Dışişleri, Libya’ya dış müdahaleye karşı bir duruş sergiledi. Cezayir’de devlet başkanı seçilen Abdulmecid Tebbun’un ilk mesajı, “Libya’da istikrar için elimizden geleni yapacağız ve terörle mücadeleye desteğimiz sürecek” şeklindeydi. Hafter destekçilerinin ‘terörle mücadele’ söylemiyle Türkiye ve Katar’ı hedef aldıklarını hatırlatalım. Libya’nın komşusu olmayan Katar zaten Türkiye’nin yürüttüğü vekâlet savaşının yegâne ortağı. Katar-Türkiye ekseni bölgede artan oranda tecritle karşı karşıya. Bu eksenin üçüncü ayağı Sudan’dı. O da Beşir rejiminin devrilmesiyle çöktü.
***
Suriye’de olduğu gibi Libya siyaseti de yalanlarla örülüyor. Erdoğan çıktığı her platformda hasım cepheye karşı ‘meşruiyet’ kartını öne sürüyor. BM’de koltuğunu koruyan, hatta Türkiye’deki diplomatik temsilciliğini açık tutan Suriye yönetiminin meşruiyetini reddedip muhaliflere Gaziantep’te alternatif hükümet kurdurtan bir lider bunu yapıyor. Libya’ya sıra geldiğinde, “BM’nin tanıdığı hükümet” diye tutturuyor. Bu hükümetin hukuki ederini defalarca yazdık. BM’nin silah ambargosunu delerken de karşı tarafın ihmallerini emsal alıyor, “Ambargo hükümeti kapsamaz” diyor. Bu yorumun geçerliliği yok. Türkiye dışında silah desteğini açık eden de yok.
Yine Suriye savaşı için Türkiye’yi ‘küresel cihatçı otobanına’ çevirmiş olan Erdoğan soruyor: “Sormak lazım, Libya’da bulunan, 5 bini Sudan’dan, 2 bini Rusya’dan (Wagner) gelenlerin orada ne işleri var?” Bu tür soruların gölgesinde Erdoğan’ın başdanışmanı ve SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’den Türkiye’nin de kendi özel savaş şirketini kurup devreye sokması önerisi geliyor. Dahası Suriyeli muhalifler arasında, “Libya’ya 2 bin dolara savaşçı götürülecek” mesajı dolaşıma sokuluyor.
Halihazırda Türkiye, diğerleri kadar vekalet savaşına batmış durumda. Yüzlerce savaşçı Türkiye’de tedavi gördü; Mersin’den demir alan silah yüklü gemilerin haddi hesabı yok. Erdoğan’ın kendisiyle aynı ‘suçu’ işleyenleri sorgulayarak anlayış bulması mümkün değil. Yine de tezkere gündemde. Muhtemelen Moskova ile müzakereler kadar Erdoğan’ın çevre ülkeleri yoklamasından çıkacak sonuçlar tezkerenin ciddiyetini tayin edecek. Tunus örneğinde görüldüğü üzere çevresel koşullar Türkiye’nin askeri müdahalesinden yana değil. Bu tür bir adım Mısır başta olmak üzere Hafter’i destekleyen devletlerin de savaşı kızıştırmasını tetikleyebilir. Erdoğan, Suriye’den Libya’ya militan taşırsa ya da Türk askerini konuşlandırırsa hasımları da Afrika’dan daha fazla milisi sahaya sürecektir. Sonsuz bir tırmanış.
Suriye’de kara sınırı sayesinde durumu kontrol edebilme imkanına sahip Türkiye, Libya’da bu üstünlüğü Mısır’a kaptırıyor. İlaveten Çad, Cezayir, Nijer ve Sudan sınırlarının lehte çalışmayacağını görmek lazım. Libya kördüğümünü çözecek olan vekâlet savaşına son verilmesi ve taraflara masada uzlaşmaktan başka bir seçeneğin olmadığının gösterilmesidir. Suriye’den sonra Libya’da ‘bataklık seferi’ akla ziyandır.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025