Fehmi KORU
Dün önemli bir gündü: Cumhuriyet’in 100 yıllık bir çınara dönüşmesine 5 kala kutlanması yanında, bütün zamanların en büyük kamu yatırımı olan İstanbul Havalimanı’nın resmi açılışı dünyanın dört bir tarafından gelen yabancı konukların tanıklığında yapıldı.
Yüzlere sevinç hakimdi dün..
‘Cumhuriyet’, bazıları kabul etmekte zorlansa bile, toplumun üzerinde birleştiği ortak değerlerimizin en başında geliyor. Henüz padişahlıkla idare edildiği dönemde bile, bu toplumun fertleri, zamana ayak uydurmanın yolunun geniş tabanlı bir yönetim biçiminden geçtiğinin bilincindeydi.
Hiç değilse topluma fikren öncülük edenler bu bilinçteydiler.
Önce padişahın yetkilerinin sınırlandığı bir yönetim tarzına (meşruti yönetim) gidildi, bunun ardından geldi cumhuriyet…
Sanıldığının tersine, ilan edildiğinde, yönetim tarzının ‘cumhuriyet’ oluşuna itirazla karşılaşılmadı.
Bunda, eski yönetim tarzının artık başarı üretemediği kanaati de etkili oldu. 600 yıla yaklaşan hanedan yönetiminin büyük bölümünde kazanılan zaferler, dünyada kaydedilen ilerlemelere ayak uyduramadığı için sürekli gerileyen bir ülke görüntüsüne yerini bırakmıştı. Üstüne çullanılan, başkenti işgal altında tutulan, dört bir köşesine yabancı askerlerin çıktığı bir ülke İstiklal Savaşı ile bu duruma isyan etti.
İsyan ‘cumhuriyet’ ile sonuçlandı.
Küçüldük, ancak bağımsız olarak varlığımızı sürdürmeyi başardık.
Uzun yıllar, neredeyse her ‘Cumhuriyet Bayramı’, yukarıda çerçevesini çizdiğim toplum gerçeğine zıt olarak, sanki bu yeni yönetim tarzı toplum -hiç değilse belli bir bölümü- tarafından kabul edilmiyormuş hissine dayalı tartışmalarla geçti.
Kendini ‘inançlı’ olarak tanımlayan insanların tarihin şatafatlı sayfalarına gösterdikleri ilgi, onların sanki ‘cumhuriyet’ kavramıyla bir sorunları varmış gibi yorumlanmak istendi. Gazete köşelerinden kitaplara kadar suçlayıcı bir edayı içinde barındıran hakaretli görüşler o kesim üzerine boca edildi.
Son yıllarda artık o tür yayınlarla pek karşılaşılmıyor, hakaretli saldırılarla günü zehirleyenler ortalıktan çekildiler. Ancak yine de, yeni havalimanı açılışının aynı güne getirilmesi, birileri tarafından, cumhuriyete karşı sevgisizlikle yorumlanmak istenebildi.
Geçmişteki tartışmalar sırasında saldırıların ne denli haksız olduğunu anlatmaya çalışan çok yazı yazdım. Bunlardan birini, -yaklaşık 10 yıl önce, 10 Mart 2099 tarihli ‘Saltanat ve Hilafet’ başlıklı yazımı, sizlerle paylaşmak istiyorum.
Aşağıda okuyacağınız o yazımdır:
“Saltanat özlemi duyan tek bir kişiyle bile hayatımda karşılaşmadım” desem herhalde abartmış olurum, ‘saltanatçı’ denilebilecek birkaç kişinin ülkemizdeki varlığından elbette ben de haberdarım çünkü; fakat ‘Keşke bir kral/padişah tarafından yönetilsek’ diyene bugüne kadar hiç mi hiç rastlamadım.
Kendi hesabıma tercihimi hemencecik buraya kaydedeyim: Yönetimin aynı ailenin bir ferdinden diğerine geçtiği ve meşruiyetini kanbağından alan bir krallıkta veya bir padişahın yönetiminde yaşamak istemezdim.
‘Osmanlı özlemi’ diye özetlenebilecek ‘duygu’ her toplumda bulunabilecek ‘geçmişe saygı’ veya ‘atalar övgüsü’ denilebilecek düzeydedir bizde. Ülkenin ezici çoğunluğunu teşkil eden geniş kitlelerin ‘Cumhuriyet’ kavramı ve yönetim tarzıyla hiçbir sorunu yoktur; kamuoyu yoklamaları bu tespitimi teyit eder. ‘İslâmî kesim’ denilen toplum tabakalarını etkileyen fikir kaynakları -sözgelimi Said-i Nursi– saltanat döneminde bile Cumhuriyet yönetimi övgüsü yapıyorlardı.
Monarşi tarzı yönetim arzu etmek yasal açıdan ‘yasak’ mıdır bilmiyorum; ancak yasak olmasaydı dahi, aramızdan ‘Türkiye’ye saltanat yeniden gelsin’ diyecek bir Allah’ın kulu çıkacağını sanmıyorum. Böyle bir talebin doğal muhatapları olan Osmanoğulları sülâlesinin artık rahatça ülkelerine gelip gidebilen fertlerinin dahi buna olumsuz cevap vereceği bellidir.
‘Halifelik’ elbette farklıdır; farklıdır ki, Cumhuriyet’i kuranlar saltanatı kaldırdıkları halde Hilâfet kurumunun bir süre daha sürmesini arzulamış, sonunda Halife’yi yurtdışına gönderip Hilâfet kurumunu lâğv ederken onun anlam ve yetkilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne devretmeyi uygun görmüşlerdir. (Halifeliği kaldıran yasada bu durum şöyle ifade edilmişti: “Halife, hal edilmiştir. Hilâfet, hükümet ve cumhuriyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilâfet makamı mülgadır.”)
Geçmişte İslâm topraklarının büyük bir kısmına hükmeden bir imparatorluğun başındaki kişinin o insanların manevi liderliği (Halifelik) iddiasında bulunmasının bir anlamı herhalde vardı; bugün 60’a yakın ülkeye bölünmüş olan İslâm coğrafyasının herbir unsurunun Türkiye’den yükselecek ‘Halifelik’ iddiasına ‘Evet’ diyeceğini sanmak safdillik olur.
Dünyada bir yerlerde ‘Hilâfet’ kurumunu ihyayı gaye edinen bir veya birden fazla örgütün varlığından ve onların ortaya çıktıkları ilk günden itibaren Türkiye’yi de etkileme çabasından söz edilebilirse de, o örgütlerin bunca çabalarına rağmen Türkiye’de herhangi bir etki halkası oluşturamadıkları da ortadadır.
Geçmişin ‘Halifelik’ kurumuna günümüzde cevap verebilecek en yakın kuruluş, çatısı altında bütün Müslüman coğrafyayı birleştiren İslâm Konferansı Örgütü‘dür (İKÖ); ancak onun bu dönem bir Türk olan genel sekreterine ‘Halife’ gözüyle bakmak hem müthiş yanlıştır, hem de öyle bir iddianın seslendirilmesi o örgütün sonunu getirir.
Halkların daha yaygın bir dayanışma arzusuna cevap olmak üzere İKÖ’nün uluslararası ihtilâflarda taraf olacak biçimde daha fazla siyasi bir güce kavuşturulmasında herhalde yarar var, ama işte o kadar; bundan ileri bir zorlama varolan dayanışmayı da sona erdirir.
İslâm Dünyası ve onun bir parçası olan Türkiye’de yaşayan dinî hassasiyeti yüksek insanlar bu gerçeği idrak edecek kadar ‘reel politika’ bilmektedirler. Türkiye’deki kitlelerin, mavi kanlılar saltanatına son veren ‘Cumhuriyet’ kavramı ve halkın halk için halk tarafından yönetimi anlamına gelen ‘demokrasi’ sistemi ile herhangi bir kavgası yoktur.
‘Vardır’ diyenler bu halkı tanımıyorlar demektir.”
Evet, bir zamanlar, böyle yazılar yazılması gerekiyordu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026