Gürbüz ÖZALTINLI
Sahneyi biraz basitleştirsek. Politik aktörler ve toplumsal öznelere odaklansak. Bir tarafta değişik katmanlarıyla Kürt örgütü diğer yanda AKP, politik aktörler olarak sürecin merkezinde duruyorlar. Destek ve onayına ihtiyaç duyulan Kürt ve Türk kamuoyu da sosyolojik özneler. Sanırım bu dizilişte şöyle bir asimetri var: Politik aktörler açısından bakıldığında, AKP süreci sonuna kadar taşımaya daha hazır ve kendi iç yapısına hâkim. Kürt örgütü cephesinde ise tereddütler ve iç bütünlüğü tehdit eden angajmanlar var. Toplumsal öznelere döndüğümüzde ise risklerin yer değiştirdiğini söyleyebiliriz. Kürt toplumu hem Öcalan’a çok güveniyor hem de savaşın ağır bedelini köy köy, hane hane yıllardır yaşamaktan usanmış. Barışa ikna edilmesi savaş için kışkırtılmasından daha kolay. Oysa Türk kamuoyu, millet-i hâkime kibriyle yüklenmiş tarihi ile, kırılgan, çok parçalı ve üstelik dominant. Evet, orada da Erdoğan’a çok yüksek bir güven var. Fakat bu hâliyle barışın kendi sonları olacağını bilenlerin kışkırtmalarının öncelikli nesnesini oluşturuyor.
O nedenle, dikkat edilirse bütün sabotajlar Türklerin kışkırtılması üzerine kuruluyor. Habur’da böyle oldu, Reşadiye baskınında böyle oldu, Silvan’da böyle oldu... Oslo görüşmelerinin açıklanması ve şimdi de İmralı tutanaklarının “sızdırılması” yine aynı yerleri kaşıyor.
Öte yanda ise Öcalan’ın Kürtler üzerindeki saygınlığını aşındırmak sabotaj stratejisinin diğer ayağını oluşturuyor.
Kürtler tarafında politik otoritenin, Türkler tarafında toplumsal öznenin zaaflarına yüklenmek... Savaşçıların karanlık aklı böyle işliyor.
Sürecin sinsi “dostları”
Otantik Türk milliyetçiliği açık açık sürece saldırıyor. Aklın kabul edebileceği hiçbir çözüm önerileri yok. Akla değil öfkeye sesleniyorlar. Süreç kazanırsa bedelini siyaseten ödeyecekler. Onları tanıyoruz.
Bir de her söze “süreci destekliyorum” diye başlayanlar var. Manşetlerinden “APO LEAKS” diye bağırırlarken “malzemenin” güme gitmesi korkusuyla yanıp tutuştukları besbelli. Öcalan’ın tahrik edici sözlerini gözlerimize sokuyorlar. “Bakın yere göğe koyamadığınız hükümetiniz kiminle pazarlık yapıyor” diye sorar gibiler. Anayasadan Türk sözcüğünün çıkartılmasına feryat figan ediyorlar. Türklükten istifa tehditleri savuruyorlar. Mesailerinin yarısını, arşivlerinden en itici Öcalan fotoğrafını kim bulacak yarışmasına ayırdıkları belli. “Adam savaşı kazandığını iddia ediyor görmüyor musunuz ne duruyorsunuz”a getiriyorlar sözü. Fakat hepsi “barışçı”. Nereden mi anlıyoruz? Çünkü süreci “desteklediklerini” söylüyorlar.
Benim sözüm bunlara değil. Önemsiz olduklarından mı? Hayır. Nerede durdukları ve amaçlarının ne olduğu çok belli olduğundan.
Sözüm gerçekten barış isteyenlere.
Öncelikleri doğru kurmak
Edilen her sözün önemli olduğu bir dönemden geçiyoruz. Süreci “Kürtler teslim mi alınıyor”soruları, “demokrasi uzlaşmaya feda mı edilecek” kaygıları üzerinden tartışan “endişelilerin”biraz sakin olmasında yarar var diye düşünüyorum.
Öcalan’ın silahı bırakmak için ileri sürdüğü koşulların kabul edilebilir olması Türkiye Kürtlerinin ve Türklerinin bir şansıdır. Belli ki bu yol haritası bir politik okumaya dayanıyor. Öcalan Kürt hakları için mücadele etmekten vazgeçmiyor. Bunun silahla yapılmasının artık bir felakete dönüşeceğine ve büyük oyunda Erdoğan dâhil bütün tarafların kaybedeceği sonuçlar yaratacağına inanıyor.
Kanımca bu okuma doğrudur. Bu savaşın sürmesinin ne iki tarafa, ne de demokratikleşmeye herhangi bir yararı var. Barış otoriterizmin değil demokrasinin önünü açacaktır. Siyasal alanı, barışçı mücadele sahasını genişletecektir. Otoriter psikolojiyi besleyen düşmanlık algılarını yumuşatacak, güvenlik endişelerini yatıştıracaktır. Barışın iklimi savaştan farklıdır.
Otoriter bir rejimin inşası olarak görülen başkanlık tartışmasını barışla ilişkilendirmek ise daha da tehlikeli kanımca. Türk kamuoyunun barışa destek olabilecek laik kesimlerini de etkileyebilecek bir argüman bu. Başkanlık tartışmasında susalım demiyorum. Fakat bunu barışın bir bedeli gibi görmek ve göstermek, ne niyetle yapılırsa yapılsın sorumlu bir ele alış değil. Çünkü, demokrasi açısından başkanlık tartışması, asla savaşın yarattığı tehditle karşılaştırılamaz. Türkiye’de hakları için 30 yıl savaşmış bir Kürt nüfus varken, muhafazakâr toplumda “mutlak otorite” üzerine uzlaşma sağlamak hiç de sanıldığı kadar kolay değilken, bu endişeyi barış tartışmasının merkezine yerleştirmek en nötr ifadeyle “öncelikleri yanlış kurmak” anlamına gelir. Ya da bedeli ağır olabilecek bir “siyasi acemilik” diyelim...
At izinin it izine karıştığı günlerden geçiyoruz.
Endişe iyidir belki. Fakat bazen, hiç hak etmediğimiz rollerle algılanmak gibi adaletsiz bedeller ödetebilir.
Bin düşünüp bir konuşmanın zamanıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023