Gürbüz ÖZALTINLI
Türkiye, küresel katmanları olan sert ve tayin edici bir iktidar kavgası içinden geçiyor.“Ülkeyi hangi irade yönetecek?”, majör sorun budur. Bir yanda Batı’nın güç merkezleriyle dolaysız bağları olan, kendine has toplumsal örüntüler içinden iş gören istihbarat örgütü karakterinde bir yapı; öteki yanda seçimlerin verdiği imkânlara dayanarak iradesini egemen kılmaya çalışan İslami sivil siyasi gelenek. Büyük kavganın göz önündeki siyasi aktörleri bunlar. Çatışmanın konusu ise Türkiye’nin yeni dünya düzeni içinde alacağı rol.
Hepimizin hayatı üzerine oynanan bir oyun bu. Görünenin ardındakini, temel olanı iyi anlamak istiyoruz. Doğru düşünebilmeye, önemliyle önemsizi, gerçekle kurguyu ayırt etmeye ihtiyacımız var. “Kanaat önderi” rolünü üstlenen aydının sözünün her zamankinden daha çok alıcı bulması gereken zamanlardayız.
İçinden geçtiğimiz büyük iktidar mücadelesi bazı aydınları aşındırıyor, etkisizleştiriyor; giderek inandırıcılıklarını yok ediyor.
Kendisini AKP’nin kaybetmesine adamış aydın kulübü bence olağanüstü bir süratle sıklet kaybına uğruyor.
Bu kulüp, kavganın başladığı ilk andan beri Cemaat’i görmezden gelmeyi seçti. Ölçüyü kaçırıp onun gerçek karakterini örtmeye, kamuoyunu demokratik sivil bir aktör olduğuna inandırmaya çabalayanlar çıktı. 7 Şubat Hakan Fidan operasyonu üzerine tek söz duymadık bu çevrelerden. 17-25 Aralık ise meşruiyeti sorgulanamaz bir yolsuzluk operasyonuydu. Hükümet “Paralel yapı” hayaletini yolsuzlukları örtmek için uydurmuştu.
Kendilerini analitik düşüncenin sözcüsü, bilginin temsilcisi, seçkin, rafine bireyler olarak görenler; siyasi kadroya cehaleti, hamaseti yakıştıranlar, çaresizce hakikati eğip bükmeye soyundular.
Seçtiğiniz yol; ülkenin en çıplak gerçeğini, en ciddi çatışmasının bir tarafını ısrarla görünmez kılmanızı gerektiriyorsa… Sıradan insanların gözünün içine baka baka“nereden biliyoruz bu operasyonu Cemaat’in yürüttüğünü?” diye soracak durumlara düşmüşseniz… Erdoğan’ın İsrail’le çatışan, Mısır’da darbecilere ve onları destekleyen Batı dünyasına meydan okuyan, Gazze’ye el uzatan, BM düzenini açık açık eleştiren aykırı politikalarıyla İsrail-Neo-Con-Gülen merkezli konsorsiyumun harekete geçmesi arasında bağ kurulmasını “komploculuk” küçümsemesiyle etkisizleştirme telaşına kapılmışsanız… Hakikat arayıcılığından da, gerçeğin sözcülüğünden de gönüllü olarak istifa etmişsiniz demektir.
Ondan sonra abanır durursunuz hamasete…
Faşizm geliyor… Yolsuzluklar örtülüyor… Basın özgürlüğü çiğneniyor… Yargı bağımsızlığı elden gidiyor… Tek adam rejimi… Batı’dan kopuş… vs.vs
Bu analitik düşünce midir, yoksa kaba propaganda mı?
Olguların keyfi biçimde seçildiği, önemli- önemsiz ayrımının kasten gözden kaçırıldığı, büyük resmin karartıldığı, bildik sloganlarla paketlenmiş, durmadan kendini tekrar eden bir metinle karşısına çıktığınız toplumu bu kadar küçümsemenin bedelini ağırlık kaybederek ödersiniz. Çünkü aydının gücü tam da bunları reddetmesinden; olguları bütün boyutlarıyla, tüm zenginliği içinde anlama çabasından, görünenin arkasındaki derin gerçeğe cesaretle ve dürüstçe göz dikmesinden gelir.
Sayıları azaldı denilen, iktidar “kalemşörlüğüyle” suçlanan, mahalleden hakaretlerle kovulan aydınların paradoksal olarak ağırlığının artmasının da altında yatan neden budur.
Ağzını açanın “meslekte geçen kırk yılım” diye söze başladığı koca koca “marka”entelektüellerin eski öğrenci derneği bildirilerini aratan sıkıcı kof ajitasyonları karşısında, onlar gerçeğe karşı çok daha cesur, çok daha samimi, çok daha dürüst olmayı seçtiler.
Ortalık “Cemaat palavradır; yolsuzlukları örtmek için uydurulmuş bir hayalettir” mugalatasından geçilmezken biz onlardan tersini; “yolsuzluk yoktur, palavradır” sözünü işitmedik. Benim de haklı bulduğum tutumları “Yolsuzluk olabilir ve vardır. Paraların çalınmasını engelleyebilirsiniz; fakat iktidarı darbecilere çaldırırsanız, artık ondan sonra paraların çalınması da dahil hiçbir ahlaksızlığı engelleyemezsiniz” düşüncesine dayanıyordu.
Aynı günlerde “Orduya kumpas” tartışması başladı.
AKP karşıtı kulüp yine heyecanla işine gelen olguyu seçip öne çıkardı: “AKP Cemaatle mücadelesinde ittifak arıyor”… Alelacele “Darbeciler aklanıyor” bildirileri tedavüle girdi. “Kullanışlı aptal” durumuna düşürüldüğünü cesurca dile getirmek, ortalığa saçılan bilgileri “AKP manevra yapıyor” diye görmezlikten gelmek yerine ciddiye alıp gerçeği anlamaya çalışmak aşağılandı.
Yandaşlıkla eleştirilenler “AKP manevra yapmıyor” demedi. “Önemli olan AKP’nin manevra yapıp yapmaması değil; gerçekten askerî vesayetin tasfiyesinde neler olduğunun anlaşılmasıdır” dedi. Çünkü öyle bilgiler açığa çıkıyordu ki, sadece bir adaletsizliği değil aynı zamanda kamu gücü kullanılarak nasıl tehlikeli bir iktidar tırmanışının yaşandığını anlatıyordu bizlere. İzlediği yöntemlerle, işgal ettiği güç alanlarıyla Cemaat’in bir örgüt olarak gerçek profilini ortaya çıkartan bu veriler gelmeye başladığında, muhalif kulüp hâlâ Cemaat’e karşı mücadelenin önemini anlamak yerine bizi AKP’nin iktidardan uzaklaştırılması politikalarına çağırıyordu. 30 Mart seçimlerinde açık seçik Gülenist örgütle ittifak yaptılar, aynı cephede yer aldılar.
Kendilerini “insan haklarına, demokrasiye adamış” muhalif ruhlar, nedense sızmacı bir örgütün seçilmiş iktidara karşı açtığı savaşla; bu örgütün kökleri ve bağlantılarıyla, dış politik doğrultusuyla neredeyse hiç ilgilenmediler. Ben bu muhalif kulübün her şeye aklı eren derya deniz entelektüellerinden derli toplu tek bir tane Cemaat analizi okumadım. Ortadoğu siyasetinde Gülen-Neo-Con-İsrail uyumu üzerine bir yorum görmedim. Müslüman toplumlarda eğitim hizmeti üzerinden küresel ölçekte güç yayılması sağlayan bu örgüte ABD’nin ilgisine dair bir analitik dikkatin izine rastlamadım.
Rastlayamam da zaten. Çünkü bu kulüp, ne olduğunu anlamayı değil; altında köklü kültürel nedenlerin yattığı bir ideolojik- siyasi angajmanı seçti. Ne yaşanmakta olduğuyla değil, düşman bellediği tarafı güçten düşürmekle ilgileniyor. O nedenle bilginin, gerçeği yakalamaya çalışan dürüst çabanın yerini sığ bir hamaset aldı.
Son yaşadıklarımıza ve yazılanlara bakın açıkça göreceksiniz.
İçinde medyacıların da yer aldığı soruşturmadan sonra kim ne yazdı lütfen üşenmeyin; okuyun. Hasan Cemal (demokrasi ve özgürlük hırsızları), Mümtaz’er Türköne(Saraydaki korku) , Şahin Alpay (Hukuk değil, tek adam devleti) , Mehmet Altan(Ortadoğu operasyonu)… Ne yazık ki Murat Belge(Tutuklamalar)… İsterseniz Nuray Mert’e, Ahmet İnsel’e doğru da genişletin. Sıkılmaz ciddiye alırsanız Ergun Babahan’a da göz atın… Sonra;(1) Yıldıray Oğur (Paralel devletin çekilmiş en net fotoğrafı)( 2) Gülay Göktürk (Hem gazeteci hem kumpasçı olunamaz mı?) ve (3) Ali Bayramoğlu’nu(Demokrasi mi otoriterlik mi?) okuyun…
İki bakışı; bu iki bakışın somut bir süreçte gerçekle ilişki kurma tarzını, gerçeğe karşı cesaretini, dürüstlüğünü karşılaştırın. Ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
Bu muhalif kulüpten biz doğru düşünmeyi öğrenemeyiz. Meşrebimiz uygunsa ancak iktidar nefretimizi tatmin ederiz. İçimizi soğuturuz.
Bu da aydının sıklet kaybıdır, başka bir şey değil.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023