Hadi ULUENGİN
AKDENİZ’de uçak vukuatı, Şam’da tepki restleşmesi, sınırda misilleme uyarısı falan, işte etrafı cengâver rüzgârlar kavurur oldu. Sanki tüfekler yağlanıyor ve kılıçlar bileniyor.
Bir garnizon borazanının, bir de karartma perdesinin eksikliği kusur kaldı.
Dolayısıyla, ağzımdan yel alsın ama bari ben de savaşa dair yazayım dedim.
HEMEN söyleyeyim ki bu “savaşa dair” ifadesi aklıma Prusyalı general Clausewitz’in aynı başlıkla kaleme aldığı ve strateji açısından hâlâ aşılamayan o çok ünlü kitabı getirmedi.
Fransız filozof Henri Bergson’un şimdi nerede okuduğumu çıkartamadığım ve metin önümde olmadığı için de harfiyen zikredemeyeceğim bir denemesini hatırladım.
Muamma felsefecisi burada savaş dürtüsünün insanî fıtratta var olduğunu kaydeder.
Örnek olarak da minicik çocukların dahi hep vurdulu kırdılı oyun oynamasını gösterir.
Ve aslına bakarsanız Bergson bu içgüdüselliği saptayan ne ilk, ne de son kişidir!
ÖYLE, çünkü Babil, Mısır veya Grek mitolojilerindeki sayısız cenk tanrısının tahliline girmeyip derhal modern zamanlara uzandığımız takdirde bile, hem savaşın insan doğasındaki mevcudiyetini vurgulayan, hem de çok daha ileri gidip bunu kutsayan şahsiyetler ibadullahtır.
Meselâ burada aklıma hemen Alman “muhafazakâr devrimciliğinin” önemli siması ve çağdaş Cermen edebiyatının büyük ustası Ernest Jünger geliyor.
Birinci Harp’e en ön siperlerde katılmış ve defalarca yaralanmış olan genç Jünger bunları anlattığıÇelik Fırtınaları romanından hemen sonra İçsel Bir Deney Olarak Savaş adıyla yayımladığı kitapta ismi telaffuz edilmemiş bir “sosyal Darwincilik”ten yola çıkar.
Esas itibariyle de savaşın insanı özgürleştirdiği temasını işler.
“Savaşıyorum çünkü yaşıyorum” şeklinde özetleyebileceğimiz bir kavramlaşma üretir.
SONRAKİ dönemde Nazizm’le hiç uzlaşmamasına rağmen yukarıdaki Jünger de, mensubu olduğu politik akım da siyasi yelpazenin sağında, hatta aşırı sağında yer alıyorlardı.
Nitekim bu açıdan bakarsak onu Hitler’e fikrî zemin hazırlamış olan ve “völkisch” tarzı etnik milliyetçiliği ilk teorize eden Johann Fichte’nin mirasçısı saymamız gerekir.
Sözkonusu Fichte ki Almanlar için geliştirdiği “haklı savaş” deyiminin de mucididir.
AYNI “haklı savaş” ilkesi faşizmin ideolojik babası olan ve çağın emperyalist devletlerine kıyasla İtalya’yı “proleter ülke” ilan eden Enrico Corradini’nin de ana temasıdır.
Zaten ilkin aşırı sol safta yer alan Mussolini sırf o “proleter İtalyan ulusunun” savaş sayesinde dinamikleşebileceğini tezini savunarak Roma’nın 1. Harp’e katılmasını sağlamıştır.
Üstelik dev şair Gabriele d’Annunzio’dan 20. yüzyıl sanatında başı çekmiş Çizme Yarımadası fütüristlerine; hatta Anglo-Sakson Ezra Pound’dan T.S. Eliot’a, Latin veya değil İtalyan totalitarizmiyle flört etmiş tüm diğerlerine, modernitenin öteki boyutunu yansıtan bütün “sağ öncüler” daima ve daima “savaşın zorunluluğu” ortak paydasında buluşmuşlardır.
Dolayısıyla, İspanyol Frankistlerin cenk narasını oluşturan ve “yaşasın ölüm” anlamına gelen “viva la muerte” şiarı da aynı gelenekten ve aynı felsefeden soyutlanarak açıklanamaz.
Yani, “Ölüyorum veya öldürüyorum, çünkü yaşıyorum. Yaşıyorum, çünkü savaşıyorum”.
GÖRDÜNÜZ, şu “savaşa dair” yazıyı hiçbir değer yargısı getirmeden kaleme aldım.
“Barışa dair” söyleyeceğim tek şey ise yine yorumunu tamamen size bırakarak Can Yücel’in“Bayramlık” şiirini aktarmak olacak:
“Koyunlar keçiler ve koçlar için
Ne kadar bayramsa Kurban bayramı
Bu barış var ya bu barış
Cephedekiler için o kadar barış”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015