Hasan GÜRKAN
Kurum olarak aile, bir ilişkiler, kaideler, gelenekler, davranış kalıpları, alışkanlıklar toplamıdır. Bütün sosyal müesseseler gibi canlı ve değişkendir.
Bireyin bu kurumla ilişkisi doğduğu zaman başlar. Başka bir deyişle birey kurumun içine doğar. Bireyin özgürlüğünden, özgür gelişiminden bahsedilecekse , insanın yapılanmasındaki en önemli dönemin – bebeklik, çocukluk, gençlik- bu müessesenin doğrudan tesirleri altında ete kemiğe büründüğünü, özgürleşme sürecinin bireyin ancak kurumun farkına varmasıyla başlayabileceğini tespit etmek gerekir.
Aile kurum olarak değişik açılardan eleştirilegelmiştir. Bunlardan en yaygını, aile hayatına kendi mahalli, dini, mezhepsel, milli renklerini katarak görünüşte ‘farklı’ bir aile anlayışına sahip olanlar; kendilerine benzemeyen ‘başka’ larından rahatsız olmuş, onları küçümsemiş, tenkit etmiş yahut ayıplamışlardır. Tipik Boyalı Kuş* mantığı bu.
İkinci bir yaklaşım, kurumla onun içinde yaşayan bireylerin ilişkisini kavrayamamaktan kaynaklanmaktadır. Bunun tabii sonucu , aile içi huzursuzlukları , çatışmaları kişilerin kötülüğüne, yanlışlığına bağlamaktır. Bu tutumun ömrü, rahatsızlığın ömrüyle sınırlıdır. Taraflar bir şekilde uzlaşıp huzursuzluk halledildiğinde, eleştiri yeni bir huzursuzluğa kadar ertelenir. Yahut , yeni ,yıpranmamış bir aile ilişkisine ulaşmak için, gene eleştiriden
vazgeçilir. Bu durumda ilişki de bitmiştir.
Devam edelim. Bir başka yaklaşım da şöyle: Kurumun insan tabiatına uyumsuzluğunun sezgisel olarak farkına varmış, fakat bunu daha ileriye götürecek birikim ve donanımdan yoksun olanların araftaki rahatsızlığıdır, tedirginliğidir. Böyle insanlar,bu takım hislerinin Rahatsızlığından kurtulmak için, kendi ,ilişkilerinin kendilerine benzeyenlerinkinden farklı olduğu hususunda dayanaklar yaratırlar.
Aİle ilişkisinin özünde kişilere, mahalli renklere, mezheplere, dinlere rağmen ‘aynı ‘ ahlaki tavırdan ve sosyal işlevden kaynaklandığı göz önüne alındığında, buraya kadar saydığımız tutumların pek ciddiye alınır bir yanları yoktur. Ama bu tutumların sergilenmesi bize meselenin özünü açığa çıkartmada yardımcı olur.
Liberalizm, Marksizm, Anarşizm, Nihilizm gibi 19. Yüzyılın başında tarih sahnesine çıkan bütün enternasyonal ideolojiler, bütün hatırı sayılır felsefi akımlar (Frankfurt Okulu mesela ) ve hareketler kurum olarak aileyle ilgilenmişler, onu anlamak ve tefsir etmek için çaba harcamışlardır. Başlangıçta aileye en radikal eleştiriyi anarşistler ve Marksistler getirmişlerdir. İtiraf etmek gerekir ki, her iki akım çeşitli ve değişik sebeplerle ya eleştirilerini ertelemek ,yumuşatmak zorunda kalmışlar, yahut bizzat kendileri eleştirdikleri kurumun kendi pratiklerinde aynı mantaliteyle ‘hortlamasına’ şahit olmuşlardır. Mesela Sovyetlerde Ekim İhtilali sonrası. Kutsal ailenin yerine insana daha yaraşır, bireyin ayaklarındaki prangayı kıracak teori ve pratik maalesef geliştirilememiştir. Bu tespit, ailenin bireyin özgürleşmesinde temel öneme sahip engel olmaya devam ettiği gerçeğini değiştirmez.
Yalnız burada teori ve pratiğiyle iki farklı, ama önemli yaklaşımdan söz etmek gerekiyor. Reformist ve radikal devrimci tutum. Reformist yorum bir burjuva yaklaşımıdır. Ailenin sistemle olan temel bağlantılarına ve hâkim ideoloji açısından fonksiyonuna temelde bir itirazı yoktur. Yoktur ama, öte yandan ailenin mevcut yapısıyla milyonlarca insanın pratiğinde tekrar tekrar ihlal edilmesinden rahatsızlık duymakta, bu ihlallerin insanları aileyi kökten inkara götürebileceğinden, bunun yaratacağı çöküntü ihtimalinden endişe etmektedir. O zaman, aileyi ‘düzeltmek’ gerekir. Kurumun katı ahlakı yerine insanların soluk alabileceği alanlar ( emniyet supapları ) yaratmak gerekir. Cinse dayalı rol ayrımının yumuşatılması, kadın ve çocukların konumlarının – aile iktidarını paylaşmamaları, yahut zararsız şartlarda paylaşmaları şartıyla – güçlendirilmesi, eşcinsellere evlenme hakkı, açık evlilik gibi tecrübe ve gayretleri bu bağlamda görmek gerekir.
Radikal yahut devrimci tutum ise, yürürlükteki sisteme itirazı olan, bu sebeple müessesenin kapitalist sistem içindeki yerini ve fonksiyonunu reddeden tavırdır. İdeolojik planda henüz yeterince geliştirilmemiş, doğru dürüst pratiği olmayan cılız ve zor bir tutumdur bu. Toplumun hemen hemen bütün yerleşik yapılanmalarının ve ahlaki değerlerinin, elbet erkek şovenizmini de sorguladığı, karşısına aldığı için, ‘ahlaksız’, ‘toplum düşmanı’ gibi hakaretten, sosyal tecride, hapse kadar - vicdani ret mesela-savunucularına sıkıntılar acılar getirir. Yalnızlaşmayı ve sürünün kolay kışkırtılan linç psikolojisini göğüslemeyi gerektirir. Devletin temel değerleri, hiyerarşi, mülkiyet, itaat ve biat her gün kutsal aile kurumunda yeniden üretilir. Devletin çekirdeği ailedir.
-Oğlum, annenle biz çok güzel sevişiyoruz.
-Sevişmek güzel, iyi bir şey mi baba?
-Evet oğlum. Bir süre sonra
-Annemi neden boşuyorsun baba?
-Annen bana ihanet etti, başka bir adamla sevişti. Orospu o!
-Ama sevişmek iyi ve güzel demiştin bana. Annem seninle yaptığı iyi ve güzel şeyi başkasıyla yapmış?
Çocuk küçüktü, annemim bedeni senin malın mı, mülkiyetin mi, diye sormayı akıl edemedi..
İnsanın kısacık ömründe, ne zaman ve nasıl hakikat olacağını bilmediği bir uzak hedef, ideal, ütopya için, bunca sıkıntıyı göze almaya değer mi, sorusunun cevabı ise, her kişinin hayatını nasıl manalandırdığına bağlıdır.
-----------------
*Jerzy Kosiński;Boyalı Kuş romanı
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.08.2022
9.08.2022
8.08.2022
11.07.2022
3.04.2022
19.03.2022
7.03.2022
31.01.2022
1.11.2021
4.10.2021