İbrahim Karagül
Dört milyar dolar vererek Amerikan askerlerinin biraz daha Suriye’de kalmasını sağlamanın “İran tehdidi”yle hiçbir alakası yoktur. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın “ABD askerleri Suriye’de kalmalı” sözünün arkasında İran-Suud gerilimi yoktur. Bu tavrın “İran tehdidi” gerekçesiyle ABD’den 100 milyar dolarlık silah almakla da bağlantısı yoktur.
Trump’ın, “Öyleyse masrafımızı ödesinler” sözünün hemen ardından Suriye’nin kuzeyindeki ABD askerlerinin masraflarını üstlenmelerinde, doğrudan Türkiye’ye yönelik bir tavır, bir niyet, bir hesap, bir gizli anlaşma vardır. Muhtemelen o dört milyar dolarlık “masraf”ı da S. Arabistan değil, Birleşik Arap Amirlikleri (BAE) ödeyecek.
Türkiye karşıtı ‘Arap Bloku’ kimin projesi?
Kim öderse ödesin, bir anlamı yok ama açık biçimde Türkiye’yi hedef alacak bir Arap bloku oluşturmaya dönük ciddi bir uluslararası planlama söz konusu. Bizi de burası ilgilendiriyor zaten. Bir kere Suriye’deki ABD askerleri İran’ı rahatsız edecek bir yerde değil. Kuzey Irak’tan Basra Körfezi’ne kadar olan bölgede yani Irak topraklarındaki ABD askerleri İran için tehdit oluşturuyor.
Suriye’nin kuzeyinde ve tamamen Türkiye sınırlarının sıfır noktasında yüzlerce kilometrelik bir kuşakta ABD askeri konumlandırmak İran’la değil Türkiye ile ilgili bir durum. Ayrıca Suriye’nin tamamı için baktığımızda bile ABD’nin bu ülkede askeri bir üstünlük kurma, ülkenin geleceğini biçimlendirme pozisyonu yok. Öyleyse birileri Türkiye’ye yönelik bir proje için ABD askerlerini finanse ediyor. Mesele Suriye meselesinin ötesinde bir başka hesabı masaya getiriyor.
İki lider, coğrafya ölçeğinde, derin bir düşmanlığın temellerini atıyor..
Peki, S. Arabistan’ın Veliaht Prensi ile BAE’nin Veliaht’ı Muhammed Bin Zaid, Türkiye’ye karşı nasıl bir çokuluslu projenin içinde? İkisinin de Türkiye karşıtlığı artık düşmanlığa dönüşmüş durumda. Ama mesele ikisinin kişisel bakışının çok ötesinde, bir coğrafya tasarımıyla, “Türkiye’yi durdurma” sloganı üzerinden biçimlendirilen yeni bir projeyle, Türkiye ile Arap/İslâm dünyasını birbirinden koparmaya dönük bir ABD-İngiliz-İsrail projesiyle alakalıdır.
Bu ülkelerin, 15 Temmuz dahil, Türkiye karşıtı her girişime, saldırıya destek vermelerinin sebebi budur. Suriye’nin kuzeyindeki terör kuşağını alabildiğine desteklemelerinin nedeni budur. Arap dünyasını Türkiye’ye karşı kışkırtarak Türkiye’yi dar alana sıkıştırmaya dönük bir Batılı proje için servise konulmuş bu isimlerin, coğrafyamızda derin bir düşmanlığın ilk adımlarını attığını, bütün Arap dünyasında böyle bir psikolojik dalga oluşturmaya çalıştığını artık biliyoruz.
ABD ve İsrail istedi: Bu yeni cephe coğrafyayı mahveder
Son derece tehlikeli, Müslüman dünyaya çok ciddi zararlar verecek, kalıcı düşmanlıklar üzerinden yeni çatışma alanları üretecek, ardından da birçok bölgede yeni Batılı istila projelerinin önünü açacak bir oyun oynuyorlar. Ama tabii bu bir ihaledir ve iki prens bu ihaleyi almıştır. BAE, S. Arabistan, İsrail, Mısır üzerinden oluşturulan yeni “eksen” aslında bir ABD-İsrail cephe hattıdır. Dünyaya her ne kadar İran’a karşı Arap direnci olarak pazarlansa da aslında Türkiye karşıtı bir cephe hattı olarak planlanmıştır.
1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana devam eden Arap-Fars savaşlarından, Irak işgalinden sonra keşfedilen mezhep çatışmalarından sonra bölgeyi büyük buhranlara sürükleyecek Arap-Türk düşmanlığı, cepheleşmesi inşa edilmektedir. Selman ile Zaid, ABD ve İsrail’in talimatları doğrultusunda yeni bir bölgesel gerilim hattının öncülüğünü yapmakta, bütün kaynaklarını ABD emrine vererek iktidar hesabı yapmakta, Arap dünyasını dönüştürme ve ılımlı İslâm projeleriyle bölgesel savaşın altyapısını oluşturmaktadır.
Selman ve Zaid’in görevi 2003 yılındaki o raporda belirlenmiş
ABD güvenlik çevrelerinin 2003 yılında hazırladığı “Civil Democratic Islam: Partners, Resources and Strategies” adlı çalışma ile ondan bir yıl sonra hazırlanan “U.S. Strategy in the Muslim World After 9/11” başlıklı 567 sayfalık kapsamlı projelere bugün bir kez daha dikkatlice bakmak lazım. O iki projedeki maddelerden büyük çoğunluğu bugün uygulandı.
İslâm içi çatışmayı, Müslümanları mezhep ve daha alt kimliklere göre ayrıştırmayı esas alan bu “savaş planları”ndaki bir madde bugün çok daha anlamlı hale geldi: “Arap ve Arap olmayan Müslüman olarak ayrıştırma” gibi çok esaslı bir madde var o raporlarda. İşte Selman ve Zaid üzerinden uygulanan bugünkü proje budur.
İlk deneme Suriye’nin kuzeyinde uygulanıyor
Suriye’nin kuzeyinde uygulanan garnizon kuşak işte Arap-Arap olmayan Müslümanları ayrıştırma planının bir parçasıdır. Selman ve Zaid’in bu kuşaktaki ABD askeri varlığının devam etmesini istemeleri Türkiye ile Arap dünyası arasına kalın bir “Demir Perde” oluşturmaya çalışmaları, bu kuşakta PKK/PYD’ye açık destek vermeleri bundandır.
Türkiye, Afrin operasyonuyla başladığı müdahalelerle coğrafyanın bölünmesini engellemeye, “İslâm iç savaşı” cephelerinden birini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu yüzden, Afrin’de yenilen PKK’dan çok ABD-İsrail ile Selman ve Zaid’dir. Onlara İran korkusundan sonra şimdi de Türkiye korkusu dayatılıyor, bu iki lider üzerinden bütün Arap coğrafyasına Türkiye korkusu işleniyor, Arap dünyasına ABD ve İsrail’e teslim olma dışında seçenek bırakılmıyor.
Arap siyasal aklı bu yüzyılı ıskalar
Aslında bu proje Arap dünyasını iki düşmanla tehdit ederek rehin alma, Arap topraklarını bir yüz yıl daha kontrol altında tutma planıdır. Arap sokakları, kamuoyu, ne kadar bu tehlikenin farkında henüz belli değil. ABD, İngiltere ve İsrail’le dost olma dışında herkesle düşman bir Arap siyasi aklı, kesinlikle 21. Yüzyılı ıskalayacaktır.
İran devriminden bu yana devam eden bütün savaşlar Arap topraklarında yaşanmış, ABD tarafından hep Araplar cephelere sürülmüş, ama kaybedenler hep Araplar olmuştur. Bugün de, ülkeler hızla yükselirken, güç kazanırken, tarih sahnesinde yerini alırken Arap rejimleri ülkelerini ve vatandaşlarını daha da Batı’nın eline rehin vermekte, onlara bir 21. Yüzyıl körleştirme operasyonu dayatmaktadır.
Peki Türkiye’ye ne yapabilirler?
Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlık, hızla Doğu-Batı olarak bölünen dünyada Batı cephesinin en büyük hedefi haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in bu hafta verdiği fotoğrafların Batı başkentlerini salladığı bir gerçek. Rusya ile Avrupa ve ABD arasındaki gerilim, yine bu ülkelerin Türkiye’ye saldırıları, Ankara ile Moskova’yı yakınlaştırdı. İki ülkenin Suriye’de aldığı inisiyatif, uzun zaman sonra ilk kez bölgesel ölçekte bir şeyleri değiştirme gücünün mümkün olduğunu gösterdi. Atlantik çevresinin inisiyatifi dışında bir inisiyatif öne çıktı ve sonuç doğurdu.
Şimdi bütün hesaplar bu yakınlaşmayı sabote etmeye dönük olacaktır. S. Arabistan ve BAE de yeni Atlantikçi proje doğrultusunda Türkiye’yi hedef alacak eylemlere girişecektir. Bir süredir ısrarla üzerinde durduğum “Muhafazakar Muhalefet” ve “Muhafazakar Müdahale” planları işte tam bu zamanda devreye alınacaktır. Yine 2019 seçimlerine kadar, ciddi bir ekonomik dalgalanma servis edilmek istenecek, Avrupa ve Arap dünyası üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırma oyunları masaya sürülecektir.
Türkiye ‘cephe’yi boşa çıkaracak, onları şaşırtacak
Riyad ve BAE ellerine tutuşturulmuş bir Türkiye karşıtlığı üzerinden hiçbir sonuç alamayacak. Tam aksine, bu projenin aslında kendilerini imha etmeye dönük olduğunu, amacın Arap dünyasını yeni serüvenlere atarak daha da hırpalamak olduğunu çok yakında göreceklerdir. Çok geçmeden Arap sokaklarından bu yeni sömürge politikalarına itirazlar yükselmeye başlayacağını hep birlikte göreceğiz.
Öyle Suriye’nin kuzeyinde ABD askeri finanse etmekle Türkiye’yi durdurmanın mümkün olmayacağını, coğrafya için büyük bölünme ve cepheleşme planlarının Türkiye’nin gayretleriyle boşa çıkarılacağını, yeni bir “İslâm iç savaşı” cephesinin kurulmasına izin verilmeyeceğini, coğrafya inşasının eski sömürgecilerle yapılamayacağını, 21. Yüzyılda coğrafya direncinin öne çıkacağını ve yeni haritaları biçimlendireceğini herkes görecektir. Türkiye’nin tarih sıçraması şaşırtmaya devam edecektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021