İbrahim Karagül
ABD-Çin arasında başlayan ticaret savaşı, çok vahim sonuçlara ulaşabilir. Her ne kadar ABD ile Çin arasında görünüyorsa da aslında küresel ölçekte bir ekonomik, siyasi, askeri güç savaşı yaşanıyor. Bu da dünyanın tamamını etkisi altında alacak bir krizin büyüdüğünün işaretidir. ABD’nin, Türkiye dâhil, müttefik ya da düşman, dünyanın ezici çoğunluğunu hedef alan tehditleri işte bu yüzden insanlık için endişe verici sonuçlar üretebilir.
Küresel iddialarını, ahlaki zeminini kaybeden ABD, çılgınlıklara girişebilir. Sadece bizim coğrafya değil, Doğu Avrupa’dan Balkanlar’a, Asya-Pasifik bölgesine kadar bütün fay hatları hareketlenebilir, çatışma alanlarına dönüşebilir. Bugün Suriye ile uğraşan dünya, çok yakında birden fazla ülkede “savaş hali” ile yüzleşebilir. Daha da ötesi, bu sefer savaş “merkez ülkeler”in güç mücadelesinin kurbanı olan ülkelerde değil, doğrudan merkez ülkeler arasında patlayabilir.
Bir füze yanlışlıkla ateşlenir, iki savaş gemisi çarpışabilir
Güney Çin Denizi’nde birbirine beş metre kadar aklaşan ABD ve Çin savaş gemilerinin durumu, bilmiyorum, dünyaya bir şey anlatmaya yetiyor mu? Baltıklar’da İngiliz-Rus savaş uçaklarının birbirini taciz edip durması bir şey anlatıyor mu? Yarın Baltık Denizi’nde Rus-İngiliz savaş gemileri birbirine dokunabilir. Doğu Akdeniz’de birbirine çarpabilir.
Ya da bütün bu bölgelerde bir füze yanlışlıkla ateşlenebilir, bir savaş uçağı “kazası” ortaya çıkabilir. Veya Batı başkentlerinden birinde birçok ülkeyi harekete geçirecek devasa bir “terör saldırısı” yaşanabilir. Ardından bütün dünya alarma geçebilir.
Çok büyük bir fırtına bu: Masalar dağıldı..
Çok büyük bir fırtına yaklaşıyor ve bu fırtınayı tersine çevirecek, ticaret savaşları ile birbirini yoklayan güçleri sakinleştirebilecek hiçbir uluslararası mekanizma kalmadı. Ulus üstü bütün yapılar dağıtıldı ya da etkisizleştirildi. Uluslararası sözleşmelerin büyük çoğunluğu askıya alındı.
Artık devletler tek başına ve küresel ölçekte diyalog, uzlaşma zeminine dair ne varsa devreden çıkarıldı, masalar dağıldı. Böyle olunca da, her devlet, kendi iddiaları ekseninde harekete geçti. Hem güç zehirlenmesi hem de o devletlerin derinden hissettiği güvensizlik öne çıktı. İşte bu iki durum birleşince tehlike dünyanın tamamını etkisi altına almaya başladı.
Savaş sırasında bile söylenmez: Bir imparatorluğun çöküşü bu..
Özellikle Trump’ın ABD’nin başına geçmesinden sonra, ülkeler arasında kullanılan siyasi dil o kadar sertleşti ki, bu ifade biçimleri savaş sırasında bile söylenmez. Her ne kadar Trump’ın ”dengesizliği” dense de aslında bu, ABD’nin kendini yeniden tanımlama biçimidir.
Küresel iddialarını kaybetmiş, kredisini tüketmiş, tamamen zorbalığa yönelmiştir. ABD bir daha asla küresel ölçekte iddia sahibi olamayacaktır. Şimdilik Çin’le yürüttüğü güç hesaplaşması bir semboldür, yakın gelecekte dünyanın merkez ve orta ölçekli bütün ülkeleriyle çatışacaktır. Bu da Amerikan imparatorluğunun çöküş hızını artıracaktır.
Bir “Hasta Adam” bütün dünyayı felâkete sürüklüyor
Türkiye’ye yönelik ekonomik saldırı bu hesaplaşmanın parçasıdır. Ankara, yüzyıllık vesayetten kurtulup kendi yolunu seçtiği anda ABD saldırıları başlamıştır. Suriye’nin kuzeyinden çevreleme ve içerideki darbe girişimleri bu yüzdendir. Ayrışma devam edecek, çatışma daha da şiddetlenecektir. Ama bu, sadece Türkiye’nin mücadelesi değildir. ABD’yi sınırlamaya dönük küresel bir konsensüs oluşmaktadır.
Hindistan gibi, Çin ve Rusya’ya karşı müttefik gördüğü bir ülkeyi bile ambargoyla tehdit eden, Rusya’nın füze üretim tesislerini vurabileceğini açıklayan, Çin ile ticaret savaşını hızla Güney Çin Denizi’nde çatışmaya dönüştürmek isteyen, S. Arabistan gibi bölgesel finansörüne “daha çok para ver yoksa iki hafta dayanamazsın” diye şantaj yapan, Fırat’ın doğusunda “Türkiye’ye saldırı için cephe kuran”, kendisine destek vermeyen Avrupalı müttefiklerini tehdit eden bir “Hasta Adam”, İsrail’le el ele verip insanlığı büyük bir çöküşe sürüklemeye çalışıyor.
Dünya ABD ve İsrail’i dizginlemeyi bilecektir
Bu tehlikenin, yaklaşan fırtınanın, dünyanın nereye doğru gittiğinin ne kadar farkındayız, bilmiyorum. Her geçen gün tansiyon daha da yükseliyor, her geçen gün tehdit dili daha da sertleşiyor, her geçen gün devletlerin birbiriyle boy ölçüşmesine dair daha tehlikeli eylemler öne çıkıyor.
Kötü olan da, bu atmosferin düzeleceğine dair hiçbir iyimserliğin kalmaması. Öyle sanıyorum ki, dünya ABD ve İsrail’i dizginlemek için bambaşka bir güç denklemine ihtiyaç duyacak, bu yönde adımlar atmak zorunda kalacak.
Ticaret savaşları iki füze gemisinin çarpışmasıdır!
Bir çılgınlıklar çağında, kontrolsüzlükler çağında yaşıyoruz. Kaynaklar, pazarlar ve güvenlik ekseninde kıyametler koparacak adımlar atılıyor. Türkiye dışında bir yere bakmayanlar için, kafasını kaldırıp neler olduğunu anlamaya çalışmayanlar için bunlar abartı gelebilir.
Böyle zamanlar oldu, bu doğru, ama o zamanlarda tansiyon belli bölgelerde yoğunlaştı. Irak gibi, Suriye gibi, Filistin gibi ya da dünyanın bir başka bölgesi gibi. Şimdi ise, dünyanın tamamına yayılan bir gerilim söz konusu. Bu da tehlikenin vahametini ortaya koyuyor. Bir gün sonra, bir hafta sonra neler olabileceğini kimse bilmiyor.
ABD’den en fazla petrol alan ikinci ülke olan Çin, bütün alımları durdurdu. Aynı anda iki ülke füze gemileri çatışmanın eşiğine geldi. Şimdi ABD aynı bölgede büyük bir tatbikat başlatıyor. İşte ticaret savaşı bu demek.
Dünkü 8 şehit, Fırat’ın Doğusu, ekonomik saldırı tek hesaptır.
Ticaret savaşları jeopolitik çözülmelere büyük güç mücadelelerine dönüşecek. Yeryüzünün güç haritasındaki kırılma alanlarında ciddi çatışmalara yol açacak. Kaynaklar ve pazarlar üzerindeki mücadele ordularla, füzelerle yürütülecek. Ordular şirketlerin öncü güçleri, yatırım araçları haline gelecek. Buradan bakınca da, bir sabah on ülkeyi çatışmaya tutuşmuş halde görmek şimdiden muhtemeldir.
Türkiye işte böyle bir hesaplaşmanın merkezinde bir ülke. Bu yüzden ağır ekonomik saldırılara maruz kalıyor. Bu yüzden verilen mücadele Türkiye içi dinamiklerle sınırlı bir şey değil. Daha dün Batman’da 8 askerimiz şehit oldu. Günlerdir Fırat’ın doğusu uyarıları yapıyoruz. Ekonomik saldırılarla bunlar aynı hesabın parçası.
Büyük fırtınaya direnmek: İçeride ve dışarıda teyakkuz
Bu yüzden, bedeli ne olursa olsun, Fırat’ın doğusuna müdahalenin bir milli mücadele olduğunu söylüyoruz. Ekonomik saldırıya en iyi cevabın burada verileceğini düşünüyoruz. Bu yüzden Türkiye’nin büyük mücadelesini sulandırmaya dönük her çıkışa büyük şüpheyle bakıyoruz. Bu yüzden asıl hesaplaşmanın bizim bölgemizde değil, Doğu-Batı Avrupa hattında, Asya-Pasifik bölgesinde olacağını düşünüyoruz.
Türkiye, milletimiz, hepimiz, bu büyük fırtınaya karşı hazırlıklı olmalıyız. Olağanüstü ölçekte bir savunma seferberliği başlatmalıyız. Doğu Akdeniz ve Suriye üzerinden gelen saldırılar, bir süre sonra başka bölgelerden de gelmeye başlayacak. İçeride verilen mücadele, direniş aslında bu büyük fırtınaya karşı da verdiğimiz mücadeledir.
Gördüklerimi paylaşıyorum. Bu yüzden her alanda teyakkuzda olun derim. Çünkü bütün dünya o halde.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021