İbrahim Kiras
Bakın, bugünlerde “yeni baştan” neleri konuşuyoruz: TSK’daki tarikat yapılanması iddiaları... Bazı cemaatler ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü… Bir TV dizisinin tarikat ve cemaat mensuplarını rencide ettiği için yasaklanması talepleri…
Yerel seçime doğru iktidar ile muhalefet arasındaki ihtilafı “din ve laiklik” sorunları zeminine oturtmak hangi tarafın işine yarar, belli. Bu bakımdan, anaokulunda ders veren cami imamı fotoğrafı veya “tarikat ve cemaatlerle işbirliği yapmaya devam edeceğiz” açıklamaları bir yere oturuyor.
Anaokuluna cami imamını getirip ders verdiren bakanlık yetkilileri pedagojik formasyonu olmayan kişilerin o yaştaki çocukların eğitimine katkısının ne olabileceğini bilmez değillerdir.
“İmamı okula sokmayı” dindarların yeni bir kazanımı olarak, hatta zaferi olarak, laiklerin kalelerinden birini daha fethetme başarısının fotoğrafı olarak göstermek istiyorlar herhalde. “Eğitim sistemini zaten siz yönetiyorsunuz, okullar sizin kaleniz. Ne isterseniz yapıyorsunuz” demenin pek bir anlamı yok.
İktidarın henüz tam olarak ele geçirilemediğini, bizden olmayanların elindeki kaleleri fethetmek gerektiğini, yoksa yarın başka birileri başa gelirse dindarların kazanımlarının elden gideceğini anlatmak istiyorlar tabanlarına. Buna göre söz gelimi anaokulunda cami imamının ders veremediği bir eğitim sisteminin varlığı bu yolda daha yapılacak çok işler olduğunun kanıtıdır!
Milli Eğitim Bakanı “Onlarla protokol yapmaya devam edeceğiz. Çünkü onlar çocukların dağa çıkmasını engelliyor. Onlardan siz bunun için rahatsızsınız” sözleriyle tartışmaya bir doz daha hamaset katmanın ötesinde sütten ağzı yanmış olan bir hükümetin yoğurtla münasebetini tartışmaya açmış oluyor.
FETÖ için de vaktiyle “Cemaat çocukların dağa çıkmasını engelliyor” denilirdi. Gördük ki kendileri dağa çıkmadan kaleyi içeriden ele geçirme peşindeymişler. Şimdi yeniden o eski “dağa çıkmayı engelleme” ifadesiyle anlatılan “bu yapıların bölücülüğün panzehiri oldukları” iddiası da zaten tartışma götürür.
Kaldı ki kendi asli görevleri olarak kabul edilen hizmetler bile bu oluşumların çoğunda asli iştigal sahası gibi görünmüyor. Toplumsal görünürlüğü olan tarikatların çoğunun bir yanda holding ölçeğinde devasa ticari işletmeleri var, öbür yanda ise bürokraside ve siyasette temsilcileri. Bu tablo tasavvuf, marifet, maneviyat, insan-ı kâmil gibi kavramların ifade ettiği anlam dünyasıyla pek uyumlu olmasa gerek.
Geçtiğimiz haftalarda kaybettiğimiz Mustafa Çalık 15 Temmuz hengamesinde yaptığı bir konuşmada şu ilkeyi hatırlatmıştı ilgililere: “Devlet geleneğimizin ve millî şuurumuzun esası şudur: Devlete tâlipseniz servete de mârifete de tâlip olmayacaksınız… Eğer servete talip olacaksanız, ne devlete talip olacaksınız ne de mârifete… Mârifete mi tâlipsiniz, o zaman ne devlete talip olacaksınız ne de servete.”
Sayıları ne yazık ki az olan sağlıklı örnekleri tenzih ederek söyleyeceğim, Türkiye’deki tarikatlar ve cemaatler böyle bir ilkeyi kabullenebilecek bir zihniyete sahip değiller. Olanlar da küçük bir azınlık durumunda. Çoğunluğun siyaset ve ticaret ile uğraşmaktan marifet hizmetleriyle ilgilenmeye vakti ve enerjisi kalmıyor zaten!
Bu halleriyle söz konusu yapıların -gelenekteki anlamıyla- tarikat olarak tesmiyesi bile problemli ama bunların konuşulması istenmiyor. Nitekim bir TV dizisinin yasaklanması talebiyle yürütülen kampanya da bu yapıların eleştiri karşısında pek toleranslı olmadığını gösteriyor. Kaldı ki -izleyenlerin aktardığına göre- söz konusu dizinin söylendiği şekilde dindarları veya tarikat mensubu kişileri topyekun kötü gösterdiği algısı abartılı görünüyor. Öyle olsa bile TV’lerdeki birçok dizide birçok kesimden insan kötü gösteriliyor.
Hangi biri için dizi yasaklandı şimdiye kadar?
Böyle bir durumda yapabileceğiniz şey sizin de tarikat mensuplarını iyi gösteren diziler çekmeniz olabilir.
Ki böyle diziler de çekiliyor. Zaten ana akım TV kanallarının ezici çoğunluğu sizin elinizde. İstediğinizi çekiyorsunuz. İstediğinizi iyi, istediğinizi kötü gösteriyorsunuz o dizilerde. Tarihi gerçekleri de ters yüz ediyorsunuz gönlünüzce.
Hatta halen cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın yargılama süreci devam ederken dizisi yapıldı. Hem de devletin kanalında yayınlandı dizi. Yabancı devletler adına ajanlık yapan biri olarak gösterilen Kavala’nın yakınları diziyi RTÜK’e şikayet etti. Kurgudur, doğrudan adı anılmıyor, yapılacak bir şey yok denildi.
Şimdi tarikat mensupları kötü gösteriliyor diye başka bir dizi yasaklanır mı? Yasaklanabilir tabii. Burası çifte standartlar memleketi. Ama önemli olan bir şeyi yasaklamak veya boş verip ilişmemek değil. Bu itişmeden nasıl bir siyasi sonuç çıkacağı. Hangisi toplumsal kutuplaşmaya daha fazla hizmet eder görünüyorsa, hangisinin karşıt kampları daha çok kenetleyeceği düşünülüyorsa o yol tercih edilir.
Ancak, siyasetçilerin hesaplarından bağımsız olarak, tarikat ve cemaat bağlılarının toplumdaki eleştirel yaklaşımları daha soğukkanlı şekilde karşılayıp kendi içlerindeki problemleri çözme fırsatı saymaları daha iyi olurdu.
Bu cenahtaki yanlışlar, bozukluklar, çürümeler belki TV dizilerine konu olmadan önce, “özeleştiri” şeklinde ele alınması gerekirdi. Bu yapılmıyor, yanlışlar görülmüyor, kol kırılır yen içinde kalır felsefesinden vaz geçilmiyor. Sonra da “karşı taraftan” eleştirel bir yaklaşım gelirse hemen “mağdur” olunuyor! Yasaklama çağrıları, protesto kampanyaları yapılıyor.
Yanlış yapılıyor. Ama kendilerine yanlış yapıyorsunuz bile denilemiyor.
Yazarlar
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026