İbrahim Kiras
Aşıyı siyaset konusu yapmayın diyorlar. Bu hepimizi ilgilendiren bir konu diyorlar… Aslında tam da bunun için, yani sonuçları hepimizi ilgilendirdiği için konuşmamız gerekiyor bu konuyu. Hükümetin aşı politikasının yanlışlarla, noksanlarla, çelişkilerle dolu olduğu ortada. İktidar ne yaparsa yapsın bunu doğru diye savunmak durumunda olanlar buradaki yanlışları da savunuyorlar çaresiz. Bunu da her kurdukları cümlenin bir önceki cümleyle çelişmesi pahasına yapıyorlar. İktidar kadrosu da aynı şeyi yapıyor zaten. Gelgelelim, mızrak çuvala sığmıyor.
Olay şundan ibaret: Aşı tedariki için vaktinde harekete geçilmedi. Gerisi lafügüzaf. Aşı tedariki derken, yeterli miktarda ve birbirinin alternatifi olabilecek çeşitlilikte aşı temininden bahsediyoruz. Bizim dışımızdaki neredeyse bütün ülkelerin yaptığından. Yoksa Çin aşısı için nispeten erken zamanda harekete geçildiği iddia edilebilir. Ama Çin’den alınması sözkonusu olan aşının Türkiye’ye yetecek miktarda olmadığı da meydanda. 50 milyon doz aşı en fazla 25 milyon kişiye yetiyor çünkü. (En az iki doz uygulanması gerekiyor.)
İkincisi, henüz üçüncü faz ara sonuçları açıklanmamış olan bu aşının elverişsiz olduğunun anlaşılması durumunda alternatifi olmayacak.
Bütün bunlara rağmen “Neden hükümetin aşı politikasını eleştiriyorsunuz, bu hepimizi ilgilendiren bir konu” diyerek tereyağı gibi üste çıkmak isteyenlere hak mı verelim?
Düşünün ki aşı geliştirme çalışmalarında Pekin’le ortaklık yapan Endonezya bile alternatifsiz bırakmadı vatandaşını. Keza bizim gibi Çin aşısı alan Şili, Meksika, Brezilya gibi ülkeler ayrıca batılı firmaların aşılarına da müşteri oldular. Çin’in kendisi bile AstraZeneca/Oxford aşısı için 200 milyon dozluk sipariş verdi. Dahası var mı?
***
Bizim hükümetin ise Çin aşısı konusundaki ısrarının sebebini bugüne kadar öğrenemedik, muhtemelen bundan sonra da öğrenemeyeceğiz. Üstelik hükümet yetkilileri bu konudaki tepkiler üzerine sanki böyle bir tutum içinde hiç olmamışlar gibi konuşmaya başladılar son günlerde. “Biz her türlü aşıyı almak isteriz ve alacağız” falan diyorlar artık. Ama bir dedikleri öbür dediklerini tutmuyor. Öncelikle Çin aşısının diğer aşılardan daha üstün özelliklere sahip olduğu için tercih edildiğini söylüyorlar. Bu aşı yüz küsur yıldır kullanılan bir teknikle üretilmiş, olumsuz yan etkisinin olma ihtimali bu yüzden azmış. Hatta “çocukluğumuzun aşısı” diyerek nostaljik bir tat kazandırılmaya çalışıldı olaya.
Ama şu sorunun cevabı yok: Aşının bilinen en eski usulde üretiliyor olması güvenirliği ve etki gücü açısından en önemli noktaysa dünyadaki yüzlerce ilaç firması ve üniversiteler niye başka başka usullerde aşı üretmeye uğraştılar, uğraşıyorlar? (İşin doğrusu, bu aşıların her birinin hem üretim safhasında hem de kullanımında görülen ayrı ayrı avantajları ve dezavantajları var. “Bu aşı daha güvenlidir, şu aşının etki gücü daha azdır” diyebilmek için uygulama sonuçlarına bakmak gerekir.)
İkinci soru da şu: Bilinen eski usulde üretildiği için bu aşının tercih edilmesi gerektiğini bizim hükümet biliyor da öbür ülkeleri yönetenler bundan niye habersizler?
***
Bu sorular cevaplanamayınca “Aslında biz diğer aşılardan da almak istiyoruz, alacağız” açıklamaları yapılmaya başlandı. Önceki laflarla çelişme pahasına… İnsan sormadan edemiyor: Çin aşısı en güvenilir olanıysa, o zaman ne diye başka aşıdan da almak istiyorsunuz? Hem de sipariş edilmemesinin sebebini “etkinliği düşük” diyerek açıkladığınız Oxford aşısını almaktan bahsetmek tuhaf değil mi? Çelişki değil mi? Eğer mesele Çin’den yeterli miktarda aşı gelmeyecek olması ise bunu yeni mi öğrendiniz? Zaten 50 milyon doz sipariş verilmiş. “Nasıl olsa bu kadarını veren fazlasını da verir” mi dediniz? Niye nüfusumuza yetecek miktarda sipariş vermediniz? 50 milyon dozun bile gelmesi garanti olmadığına göre bunun için niye bir tedbir almadınız?
Bir de Türk bilim insanları geliştirdiği için gurur duyduğumuz Biontech/Pfizer aşısı var. Gurur duyduk ama sipariş etmedik. Niye? Çin aşısı daha güvenilir diye… Başka açıklaması yok. Sonra ne oldu? Hem “tek bir aşıya mahkûm edildik” eleştirileri bunaltmaya başlayınca hem de -daha önemlisi- Çinlilerden bütün ülkeye yetecek miktarda aşı gelmeyeceği anlaşılınca ağız değiştirildi. Biontech/Pfizer aşısından da alacağız denmeye başlandı.
Daha önceleri “İki Türk bilim insanının geliştirdiği aşıyı niye almıyoruz” sorusuna verilen cevap “Bu aşı eksi 70 derecede muhafaza ve nakliye şartları gerektiriyor” şeklindeydi. Sonra Çin aşısının daha güvenli olduğu iddiası da bu gerekçeye eklendi. Yani biz istemiyorduk. Bu net…
Mamafih bir süre sonra aynı sorunun cevabı değişir oldu. “İsrail’e verdiler, bize vermediler” diye “haber”ler yayınlandı. Pfizer firmasının “İsrail’e aşı verip de Türkiye’ye vermemesi”ni başka anlamlara (Siyonist komplo vs.) çekerek birilerinin kusurlarını örtme arzusuyla yapılmış haberler… Oysa İsrail sipariş verip ödemesini yapmışken biz buna nedense yanaşmamıştık. “Çocukluğumuzun aşısı” daha güvenilir olduğu için belki…
Anlaşılan o ki şimdi yumurta kapıya dayanınca Biontech kurucusu Uğur Şahin “Madem Türk’sün, bize acilen bir kamyon aşı gönder oradan” diye aranmış. (Biontech geliştirici firma, üretici Pfizer.) Uğur Bey de sipariş kotaları dolduktan sonra gelen bu talebi geri çevirmiş olmamak için, ortağı Pfizer adına bu ay bir milyon doz, 2021’in aralığında da 25 milyon doz aşı gönderme sözü vermiş. Yani tamamen sembolik bir sipariş bu.
Umulur ki daha önce aşı siparişi vermekten kaçınmış olduğumuz firmalardan biri veya birkaçı üretim planlarını değiştirir de biz de ülke nüfusuna yetecek miktarda aşı tedarik edebiliriz. Benim şahsen bu aşamada Çin aşısına da itirazım olmaz. Yeterli miktarda bulunması en önemlisi artık…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026