İhsan DAĞI
AKP sonrası dönemde demokrasi ve hukuk devleti inşa edilebilecek mi? Bu soruyu erken bulanlar olabilir. Muhalefet için temel öncelik, elbette gelecek seçimlerin kazanılması. Otoriterliğin kökleşip, kurumsallaşmaması adına öncelikli hedef, sandıktan bir değişim çıkarmak. Sanırım bütün muhalif kesimler bu konuda mutabık.
Yine de yorgun ve umutsuz demokratlara, AKP’den başka iktidar görmemiş gençlere, bir nebze özgürlük için vatanlarından kopanlara, kopmaya hazırlananlara seçimden sonra güçlü bir özgürlük vaadi, kalıcı bir demokratik rejim umudu gerek.
Seçimden sonra ‘yeni iktidar’ı özgürce eleştirebilecek miyiz? Yönetenlerden hesap sorabilecek miyiz? Yapılan yanlışları her zaman ve her yerde protesto edebilecek miyiz? Adalete güvenebilecek, hakkımızı arayabilecek miyiz?
Seçim tarihi yaklaştıkça bir yandan değişim beklentisi yükseliyor öte yandan ‘umutlar yeniden hayal kırıklıklarına döner mi’ endişesi.
Muhalefet partilerinin birçok konuda net olmayan görüşleri, duruşları elbette gözden kaçmıyor. Yeni bir Anayasa meselesinden Kürt sorununa, güvenlik politikasından laiklik anlayışına, ekonomide kamunun ve piyasanın rolüne kadar bazı temel konularda muhalefetin nasıl uzlaşacağını bilmiyoruz. AKP politikalarının kışkırttığı milliyetçilik, içe kapanmacılık, Batı düşmanlığı, müdahaleci dış politika gibi eğilimlerin nasıl aşılacağı, aşılmak istenip istenmeyeceği konusunda kuşkular da yok değil.
Dolayısıyla nedensiz değil endişeler, kuşkular, karamsarlıklar…
Orhan Kemal Cengiz’in ifadesiyle, “Abdülhamit’ten kurtulup İttihatçıların eline düşenlerin ülkesi burası“.
Otoriterlik döngüsünü bir türlü yenemeyenlerin, tek parti rejimini halk oyuyla devirip halk oyuyla gitmemek için türlü baskı mekanizmaları kuranların ülkesi burası.
Muhalefetteyken demokrat, iktidar olunca zorbalaşanların, askeri vesayet rejimini yıkıp, tek adam vesayeti kuranların ülkesi burası.
Türkiye’nin yakın tarihi otoriterlik ile görece özgürlük arasında sürekli gidip gelen bir sarkaç. Böyle bir tarihsel tecrübenin ardından iktidarla sınanmamış ‘demokratlara’ bile kuşkuyla bakıyor insanlar.
Ancak, muhtemeldir ki sarkaç bir kez daha özgürlüğe doğru savruluyor.
Muhalefet hazır mı demokratik bir Türkiye’ye? Böyle bir Türkiye’yi kurmaya ve işletmeye?
Altı muhalefet partisinin güçlendirilmiş parlamenter rejime geçiş mutabakatları ve 6’lı Masa toplantılarının sonuç bildirileri bu konuda güçlü mesajlar veriyor. 6 liderin uzlaştıkları ana konunun demokratik ve hukuka uygun bir yönetim olduğu anlaşılıyor. Masa etrafında buluşan liderlerin kendilerini ‘otoriter AKP rejimi’ne karşı konumlamaları ‘alternatif bir vizyon’un habercileri. Ancak bu vizyonun nasıl uygulamaya konulacağı konusunda soru işaretleri de yok değil.
Muhalefet Anayasa değişikliğini en azından referanduma götürecek bir Meclis çoğunluğuna sahip olmadıkça mevcut ‘sistem’e göre ülkeyi yönetecek. Bu da ‘denge ve denetim’ mekanizmalarından yoksun bir başkanlık sisteminin devamı demek.
Elinde otoriterleşmeye ve keyfiliğe müsait bir sistem bulunan siyasetçilerin ‘iyi niyetli’ olmaları AKP iktidarına benzemelerini engellemeye yetmez. Keyfi yönetimi engellemenin yolu, denge ve denetim mekanizmalarını oluşturan kurumların, süreçlerin ve teamüllerin varlığı. Bu yok bugün, yarın muhalefet seçimi kazandığında da olmayacak. Güvencemiz, muhalefet liderlerinin verdiği sözler, kendi aralarında vardıkları mutabakat ve ‘iyi niyetleri’ gibi görünüyor.
Ancak, bunlar hala AKP sonrası demokratik ve özgürlükçü bir rejimi garantiye almak için ‘zayıf güvenceler.’ Asıl güvence, AKP’nin seçimde yenilmesinin ardından ortaya çıkacak olan ‘halk gücü‘; herhangi bir anayasa değişikliğinden önce sisteme bir ‘denge ve denetim’ aygıtı olarak katılacak ‘halk gücü.’
AKP iktidarını, yargı dahil tüm devlet kurumlarını partilileştiren, ekonomiyi, medyayı ve sivil toplumu neredeyse tümüyle kontrol eden bir iktidarı demokratik yollarla göndermiş bir ‘irade’ yeni bir ‘tek adam’ rejimine izin vermez. ‘Demokratik devrim’in halka verdiği güç ve özgüven karşısında seçilmişlerin ‘raydan çıkmaları’ epeyce zor. Seçilen cumhurbaşkanı muhalefetten kim olursa olsun böyle bir halk gücünü karşısına alamaz. Din sosuyla meşrulaştırılan bir ‘popüler otoriterliği’ sandıkta yenen bir halk, hak ve özgürlüklerini kolayca bir başka ‘lider’e devretmez.
Dolayısıyla, ‘yeni iktidar’ın son yıllarda görülmeyen bir kamuoyu baskısı ve aktivizmi altında işini yapacağını öngörebiliriz. İktidara hazırlanan siyasetçiler büyük bir özgüvene sahip, özgürlüğünün ve hakkının peşinde, haksızlığa sessiz kalmayan bir kitleyi yönetmeye hazır olmalılar. AKP sonrası son derece renkli, aktif, etkin bir sivil toplum göreceğiz. Yeni iktidar, her dediğine evet demeyen, kolayca manipüle edilemeyen politik bilinci yüksek bir ‘vatandaşlar’ grubu bulacak karşısında.
Açıkçası, ben muhalefet liderlerinin verdikleri sözlerden, vardıkları anlaşmalardan çok demokratik ve özgür bir Türkiye ülküsü adına mevcut gidişe sandıkta ‘dur’ diyecek halk iradesinin yaratacağı yeni dinamizme güveniyorum. Dolayısıyla demokratik ve özgürlükçü bir düzene ulaşmanın yolu, otoriterliği, hak ve hukuk tanımazlığı ve keyfi yönetimi somut bir rejime dönüştürmüş bir iktidarın önümüzdeki seçimde yenilmesiyle açılacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023