İhsan DAĞI
Doğu’da sorunları liderlerin çözeceğine ilişkin bir kültür vardır. Türkiye’nin de liderleri var; biri Türklerin lideri Başbakan Tayyip Erdoğan, diğeri de bugünlerde Kürtlerin liderliği konumunu kimsenin sorgulamadığı Abdullah Öcalan.
Haberlere bakılırsa bu ‘iki lider’ anlaşıp Kürt sorununu çözecek, PKK isyanını sonlandıracaklar. Böylece Kürt meselesinin aslında ‘PKK, hatta Öcalan sorunundan ibaret’ olduğunu söyleyenler de haklı çıkmış olacak! Yeni ‘barış süreci’, daha doğrusu ‘İmralı süreci’nin ana aktörü ve muhatabı kuşkusuz Abdullah Öcalan. Mevcut girişimin temelindeki strateji de Öcalan’la anlaşarak ‘bu iş’i bitirmek. Bu ‘yeni’ bir strateji. Hükümetin daha önceki girişimleri farklıydı. 2009 ‘demokratik açılım’ projesi Öcalan’la müzakereye dayanmıyordu. Hatta Öcalan neredeyse devrede yoktu. Bu nedenle de BDP-PKK çizgisi ‘muhatap Öcalan’dır’ çağrısında bulunuyordu. Hükümet ise kimseyi doğrudan muhatap almaksızın ‘Kürt meselesi’ni siyasal inisiyatiflerle çözmek niyetindeydi.
Siyaseten önemli sayılacak adımlar atıldı. Türkiye, sorunu ve çözüm yollarını tartıştı ama muhatap alınmayan muhataplar süreci sabote etmeyi başardılar. Onların temel endişesi sürecin ‘müzakeresiz ve muhatapsız’ siyaset yoluyla çözülmesinin hem Öcalan’ı, hem PKK’yı hem de BDP’yi işlevsiz bırakma ihtimaliydi. Sürecin sonunda Kürtler istediklerini alacaklardı belki, ama bunda Öcalan-PKK ve BDP’nin rolü olmayacak, ‘bunları biz aldık’ diyemeyeceklerdi. AK Parti doğrudan Kürt halkıyla muhataptı ve ‘verdikleri’yle de onları kazanacaktı. Böyle bir strateji karşısında PKK-BDP’yi ‘tasfiye’ korkusu sardı. Habur ve Reşadiye ile de süreç durduruldu. ‘Toplum muhatap alınarak izlenen çözüm stratejisi’ böylece sonuca ulaşamadı. Ardından hükümet başka bir strateji üzerinden yol almaya çalıştı. Açılım siyaseti fiilen durduruldu ve MİT üzerinden PKK’nın Kandil ve Avrupa kanatlarıyla görüşmeler yoğunlaştırıldı. Öcalan da sürecin içindeydi ama inisiyatif sahibi muhataplar diğerleriydi.
Görüşme kayıtlarının sızması süreci kesti. Öcalan PKK ve BDP’yi suçladı. 2011 seçimlerinin aşılmasından sonra da hem hükümet hem PKK neredeyse topyekun savaşa girişti. 2009 sonrası uygulanan iki stratejinin de başarısız olması ve 2012’de PKK şiddetinin AK Parti’yi rahatsız edici bir doza yükselmesi iktidar partisini yeni arayışlara yöneltti. Bulunan ‘yeni’ yol; barışı ‘lider’le yapmak. PKK’nın savaş beyleriyle uğraşmaktan ve açılımın PKK’yı susturabilmesi kuşkulu uzun vadeli siyasetine bel bağlamaktansa liderle anlaşıp bu işi bitirmek... Bu hem hükümete hem de Öcalan’a mümkün görüldü. 2009 sonrasındaAK Parti ve Erdoğan konumunu güçlendirmiş, devlet haline gelmişlerdi. Eskiden ‘kimle savaşıyorsak onunla barış yapmalıyız’ diyerek AK Parti hükümeti yerine askeri muhatap gören PKK-Öcalan ise artık AK Parti’nin devlet olduğunu ve aslında son yıllarda da onunla savaştıklarını anlamışlardı. Muhatapları ‘eski devlet’i temsil eden ordu değil, yeni devletin sahibi AK Parti ve Erdoğan’dı artık.
Birkaç yıl önceye kadar AK Parti Öcalan’a güvenmiyordu. Öcalan ‘derin devletin’ kontrolündeydi. Onunla diyalog halinde olan da, ona ‘AK Parti’ye boyun eğme’ diyen de derin devletin adamlarıydı. Son iki yıldır Öcalan üzerindeki denetim tamamen AK Parti hükümetine geçti. Dolayısıyla Öcalan’a ‘diren, AK Parti geçici’ telkinlerinde bulunanlar artık onunla görüşemiyorlar. Ancak yine de AK Parti’nin Öcalan’a güveni sınırlıydı. Ta ki açlık grevlerine kadar. Açlık grevlerinin sona erdirilmesi Öcalan için bir ‘test’ti ve Öcalan bu testi geçti. Hükümet artık Öcalan’a hem güveniyor hem de sahada sözünün tutulur olduğunu düşünüyor; yani tek muhatap.
Kısaca Doğu’ya döndük. Bu topraklarda barışı ‘liderler’ yapar; toplum ve siyasetten beklenen de liderlerine inanmak ve güvenmek...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023