İhsan DAĞI
Bütün dünya ile kavga ederseniz dünyadan kopar, içe kapanır ve yalnızlaşırsınız. İçeride de rahat olamazsınız, çünkü meydan okuduğunuz düşmanlarınızın sizi içeride de rahat bırakmayacağını varsayar, kendi insanlarınız arasında ‘işbirlikçi’ iç düşmanlar ararsınız.
Dışta ve içte düşmanlarla çevrelendiğinizi düşündüğünüzde artık ‘siyaset’ değil ‘savaş’ meydanlarındasınızdır ve savaşta da her şey mubahtır. Demokrasi de, özgürlükler de, hukuk da ertelenebilir; varlığınız tehdit altındadır çünkü. Bu tür bir dünya algısı ve akıl yürütmesi ‘eski Türkiye’nin militarist siyasal retoriğinde hep başroldeydi; toplumu disiplin altına almanın, siyasetin alanını daraltmanın vazgeçilmez aygıtıydı.
Korkarım ki ‘eski Türkiye’nin bu en köhne ve kaba diline, yöntemine, aygıtına yeniden savruluyoruz. Buradan demokrasi çıkmayacağı tecrübeyle sabit... Türkiye’nin dünyaya açıldığı, AB üyeliğini zorladığı, küresel sermayeyi cezbetmeye çalıştığı, bölgedeki çatışmaları sonlandırmaya uğraştığı dönemlerde AK Parti’ye karşı akıl dışı bir muhalefet yapan ulusalcılar tam da bunu söylüyorlardı; ‘bütün dünya bize düşmanken siz nasıl onlarla dost olabilirsiniz? Demek ki siz de işbirlikçisiniz!’ İşte o bildik BOP iddiaları, ılımlı İslam projeleri vs. hep bu ‘düşman ve komplo’ mantığından çıkıyordu. Şimdi bu mantığın aynısını AK Parti’nin yürütmesi çok şaşırtıcı. Bugün bu düşman dilini ve komplo teorilerini kullanan AK Parti doğruyu söylüyorsa eğer, dün ulusalcıların AK Parti karşısında söyledikleri de doğruydu o zaman. Ama değil, ikisi de yanlış!
Dünya ile kavgalı, ona tümden meydan okuyan bir iktidar bu ülkenin dışarıda yatırım yapan, yaşayan, çalışan insanlarının önünü kapatır. İçeride birilerinin hoşuna gidebilir bu, hatta oy bile getirebilir. Dünyaya meydan okuyan bir lider ‘büyük ve korkusuz’ görülebilir. Ama Türkiye’nin kavgaya, meydan okumaya değil barışa ihtiyacı var. Özlenen ‘büyük Türkiye’yi kurmanın bile yolu bu; kavga etmek, meydan okumak değil. İktidarın bilinmediği bir yöntem de değil bu. 2002’den 2009’a kadar izlediği politikayı hatırlaması yeterli; yani Davutoğlu’nun komşularla sıfır problem politikasına dönüş... Ama anlaşılıyor ki bu yaklaşım sürekli bir ilişki modeli olarak değil, geçici bir ‘taktik’ olarak değerlendirilmiş. Ne zaman ‘sıfır problem’den ‘merkez ülke’ politikasına yönelip etrafa nizam vermekten, Osmanlı’nın dirilişinden söz etmeye başladık, dostlar düşman oldu, Türkiye ile çalışmak isteyenler azaldı, yolumuza engeller döşeyenler çoğaldı. Bunda şaşılacak bir şey de yok.
Bölgede hegemonya peşinde koşan bir ülke olarak görüldüğünüzde kendi etrafınıza duvarlar örersiniz. Dostlarınızı bile ürkütür, tedirgin edersiniz. İnsanlarınız, şirketleriniz, sivil toplum örgütlerinizin etrafında görünmez engeller oluşur. Tam da ekonominiz, sivil toplumunuz, insanlarınız kendini aşmaya, sınırlardan taşmaya, dünyaya yayılmaya başlamışken dünyayı size karşı komplolar kuran düşmanlardan ibaret görmek, diğer ülkelerle siyasal gerginliklere gömülmek toplumun önünü kapatıyor. Devletin görevi ise tam tersidir; toplumun önünü açmak.
Birkaç yıl önce herkesle işbirliği halinde, diyalog içinde olduğumuz etrafımıza bakalım; İran’la türlü türlü sorunlarımız var. Daha dün her grupla diyalog içinde olmakla övündüğümüz Irak’ta meşru hükümetle bile görüşemez haldeyiz. Suriye artık içeriye de akan bir bataklık, kaos. Lübnan Hizbullah’ı Suriye’de ve bölgede Türkiye’ye meydan okuyor. Mısır’ı kaybettik. Gayri meşru bugünkü yönetim Türkiye’yi muhaliflere silah yollamakla suçluyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle ters düştük. İsrail’i geçtim. Geriye bir tek Filistin, daha doğrusu Hamas kaldı. O da Mısır’daki darbeden sonra Türkiye’ye değil, İran’a doğru dönüyor.
Bu Ortadoğu nereden çıktı? Biz ne yaptık? Hâlâ yanlış yapmadığımız kanaatindeyseniz, buyurun devam edin. Dünün Kemalist-sekülerist iktidarları bile Ortadoğu’da bu kadar yalnızlaşmamışlardı, çünkü Ortadoğu’nun iç çatışmalarına bu kadar batmamışlardı…
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023