İhsan DAĞI
İslamcıları bir tarafa bırakın. Onlar toplumun hiçbir zaman ana gövdesini, merkezini, büyük bir kısmını temsil etmediler, şimdi de etmiyorlar.
Dolayısıyla bazı temel soruların muhatabı onlar değil; genelde sağda duran, merkez sağ ve milliyetçi partilere oy veren Türkiye muhafazakârları ve dindarları. Bu büyük gövde demokrasi istemeden memlekete demokrasi gelmeyecek. Onları demokrasi istemekten alıkoyacak tuzakların başında ‘kimlik siyaseti,’ daha doğrusu ‘kimlik vesayeti’ geliyor. Kimlik siyaseti insanları ‘zorunlu’ tercihler yapmaya yöneltiyor, yani tercihsizliğe. Aidiyet hissettiklerine destek vermek, onlardan taraf olmaya zorlanmak sadece özgürlüğün değil siyasetin de bittiği yerdir... Sizden olanların yaptıklarına değil kimliklerine bakarsınız. Kabileciliktir kimlik siyaseti, ya da postmodern bir tutsaklık. Etnik veya dinî kimliğini taşımak, ama onları reddetmeden kimlik siyasetine mahkûm olmamak, kimlik vesayetine düşmemek ve özgür kalabilmek mümkün mü? Kimlik siyasetinin toplumu denetlemenin araçlarından birine dönüştüğü bir ülkede bu zor ama mümkün.
Aktüel mesele, iktidar partisi tarafından kimlik kıskacına alınan Türkiye muhafazakârları ve dindarlarının konumu... Bu kesimler; ‘ortak kimlik’e işaret eden dinî referanslar üzerinden tercihsizliğe ve dolayısıyla siyasetsizliğe mahkûm edilmeye razı mı olacaklar? ‘Dinî-muhafazakâr kimlik’in sorgulanamaz ‘vâsi’si edasıyla davranan siyasal elite vesayetlerini teslim mi edecekler? Açmaz şu ki, yıllardır statükocu ve otoriter devletçiliğe karşı değişim ve demokrasi mücadelesi verdiklerini söyleyen muhafazakârlar-dindarlar birden bizatihi statükonun, otoriterliğin, devletçi politikanın kendisi haline gelme ihtimaliyle karşı karşıyalar. Böyle bir durumda kimlik siyasetinin cenderesine alınan muhafazakârlar-dindarlar değişimin taşıyıcı bir aktörü olma özelliklerini kaybeder, sicili bizzat dindarlara karşı yaptıklarıyla kirlenmiş olan bir devletin hâmisi ve sözcüsü haline gelirler.
Tercih onların. “Artık bir devletiniz var, daha ne istiyorsunuz?” diye fısıldanıyor kulaklarına. “Şükredin ve bize itaat edin bunun için” diyorlar... Yanılmasınlar, aslında devlet dindarların-muhafazakârların değil; dün olduğu gibi devletin yaptığı her şeye razı olan ve ona itaat edenlerin.
Dolayısıyla iktidarda kim olduğu değil devletin doğası önemli. Devletin ‘kim’liği değil bizi özgürleştirecek olan; iktidarda olanların kimliğinden bağımsız olarak onun sınırlandırılması. Kim yönetirse yönetsin ‘güç kullanma tekeli’ne sahip bir otoritenin sınırlandırılmadığı, sınırlandırılamadığı bir durum toplum için felakettir. Kendini kadir-i mutlak bir varlık gibi gören devlet bu dünyayı cehenneme çevirir. Hükümetin görevi insanların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almak, korumaktır. Varlığının nedeni budur. Bu temel hakları tanımayan ve ihlal eden bir yönetim varlık nedenini kaybeder. ‘İdeoloji’ veya ‘kimlik siyaseti’ne sarıldıkları sık görülür böylelerinin. Son zamanlarda bir kez daha görüldü ki devlet ‘tarafsız’ olmalıdır; ideoloji, felsefe, din ve inançlar arasında ayrım yapmamalıdır. Devlet gücünü ve aygıtlarını kullanarak kendi tercih ettiği bir ideolojiyi, felsefî düşünceyi veya dini teşvik etmez, inşa etmeye çalışmaz. Yaparsa bunları tercihlere müdahale etmiş, sivil alanı devletleştirmiş olur. Kemalist devletin yaptığı gibi… Yine son zamanlarda bir kez daha görüldü ki devletin din ve inanç özgürlüğünü garanti altına alan, farklı dinî grup ve yorumlara müdahaleyi aklından bile geçirmeyen, dinler ve dinî yorum ve gruplar arasında taraf tutmayan bir nitelik taşıması, yani ‘laik’ olması hem sınırlı ve demokratik bir rejimin gereğidir, hem de toplumsal barışın şartı.
Peki, bunlar olmazsa ne olur? Siyaset normalleşmez; herkesin yaşamına karışma aracına, dolayısıyla kamusalın bireysele müdahale ve tecavüz aygıtına ve buna karşı direnişe dönüşür. Muhafazakâr-dindar çoğunluğun tercihi bizi ya bu kısır döngüden çıkaracak ya da ülkeyi tüketen yeni bir kimlik savaşını başlatacak...
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023