İhsan DAĞI
Ufkumuz sınırlarımızı aştı. Artık ulus devletin düşüncemize ve yaşam alanımıza çizdiği dar kalıplar içinde kalmaya niyetimiz yok. Çünkü, hayatın ulus devlet düzeneğinden ibaret olmadığını biliyoruz. Dışarda kocaman bir dünya var, ve o dünyada olup bitenler hayatımızı fena etkiliyor.
Abant Platformu 25. toplantısında 'Arap Baharı'nı tartışmaya açarken tam da böyle 'dünyalı' bir tavır sergiliyordu. Zirve Üniversitesi'nin evsahipliğinde toplantının Gaziantep'te yapılması bile anlamlıydı. Gaziantep, Arap Baharı'nın ateşini en yakından hisseden ilimiz. Geleneksel olarak Suriye ile çok derin ticari ve sosyal ilişkileri var kentin. Dolayısıyla sınırın öte yanında olup bitenleri kaygıyla izliyorlar; biliyorlar ki sınırlar durdurmuyor sorunların geçişini. İnsanlar Suriye'de, Mısır'da, Libya'da yaşananların hayatlarını, işlerini, geleceklerini etkileyeceğinin farkındalar.
Dolayısıyla tepedeki üç beş yöneticinin yürüttüğü devletlararası siyasi ilişkilerin hayatlarını, işlerini, geleceklerini belirlemesine izin vermektense süreci etkilemeye çalışıyorlar. Sonuçta da 'dış politika' denilen ve düne kadar dışişleri bürokratlarının işiymiş gibi algılanan konuda halk bir aktör olarak öne çıkıyor; ulusal siyasetçilerin dış politika tercihlerini ve kararlarını etkilemeye çalışıyor.
Aslında 'Arap Baharı' denilen 'başkaldırı' hareketi de farklı bir şey değil. Abant Platformu'nda da konuşuldu; süreç, Arap halkının onur, hak, özgürlük ve adalet arayışının sonucu olarak gelişti. Eski Arap rejimleri, ne refah üretebildiler halkları için, ne özgürlük ve güvenlik verebildiler. Verdikleri kabaca bir yolsuzluklar düzeni ve polis devletiydi. Yıkılan, yıkılma tehdidi altındaki rejimler 'yönetim hakkı'nı halkın 'rıza'sına dayandırıp 'meşruiyet' kazanamadılar.
Sonunda da bir kıvılcım on yıllardır pasifize edilen, dışlanan, ezilen halkı sokağa taşırdı. Romantize etmek niyetinde değilim ama, Arap Baharı modern dönemde devleti, siyasi sistemi, kaderi hep 'dışardan' belirlenen bir halkın kendini, kendi iradesiyle ve tercihleri doğrultusunda yeniden inşa girişimidir. Yani Arap devrimleri modern tarihe, modern tarihin kalıplarına birer isyandır. Arap toplumu modern dönemde belki de ilk kez kendi başına bir 'aktör', siyaseti belirleyici bir güç olarak çıkıyor karşımıza.
Ve bu halk yıllarca iki seçeneğe sıkıştırıldı. Ya baskı rejimlerine razı olmaları söylendi onlara ya da İslamcı totaliter bir rejimde yaşamaya hazırlanmaları. Tunus'la başlayan süreç 'üçüncü yol'un mümkün olduğunu gösterdi; halk katılımına ve temsile dayanan demokrasi.
Olan şu; Tunus'tan Suriye'ye halk, değişimin taşıyıcı bir aktörü olarak öne çıkıyor. Yöneticilerinin uzaydan, Batı'dan gelen veya Tanrı tarafından gönderilen 'değiştirilemez süper varlıklar' olmadığını biliyorlar artık. Ve değiştiriyorlar onları...
Yani güçlerini keşfettiler. Bu, demokrasi biçimi alarak kurumsallaşacak mı, bilmiyoruz henüz. Değişimin yönü ve varacağı sonuç tartışılabilir, ama durdurulması bence söz konusu değil.
Arap Baharı'nın henüz ulaşmadığı rejimler de kendine biraz çekidüzen vermek zorunda. Bazı Arap ülkeleri reformlarla, bazıları da 'refah transferlerini' artırarak halklarını memnun etmeye çalışıyorlar. 'Halkın memnuniyeti'ni dert edinen her yönetim gücün, meşruiyetin ve yönetim hakkının kimde olduğunu anlamıştır. Her durumda Arap Baharı, halkın iktidarı ve zenginliği daha fazla 'paylaşması'yla sonuçlanacak. Zaten istenen de bu; paylaşım. Halk, iktidarı ve imkânları paylaşmak ister. Demokrasi de bunun mekanizmasıdır.
Ortadoğu'da tarih hızla akmaya başladı. Modern dönemde adeta derin dondurucuya hapsedilen halk ve 'halk gücü' isyanın ateşiyle 'uyandı'. Boşuna sürece 'Arap Uyanışı' adını da vermiyorlar. Uyanan, kendi iradesi ve iktidarını fark eden halk, yeni bir dünya kuruyor.
Modern Ortadoğu, isminden başlamak üzere kolonyal bir 'icad'. Batı'nın 'icad' ettiği Ortadoğu'nun sonuna geldik. Yapay bir icattan, içe doğru bir yolculukla kendini keşfetmeye çalışan 'yeni Ortadoğu'ya geçiyoruz. Bu yeni Ortadoğu'da Arapların en büyük keşfi, ceberut yöneticilere karşı 'halkın gücü'nün nelere kadir olduğunu görmeleri...
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023