İhsan DAĞI
Yirmi yıl geçmiş üzerinden. Hatırladıkça insanın hâlâ yüreği sızlıyor.
'Savaş hukuku'nun bile yüksek bir medeniyet standardı olarak mumla arandığı günler, aylar ve hatta yıllardı. Bebekler, çocuklar, kadınlar öldürüldü. Savaş suçu da işlendi, insanlık suçu da. Bosna'da, çok değil, daha yirmi yıl önce 'toplu katliam ayinleri' yaptılar. Biz seyrettik, insanlık lekelendi...
Avrupa'nın göbeğinde, 20. yüzyılın sonunda toplama kampları kurdular, köyleri, şehirleri yaktılar. Tecavüz sistematik bir siyasete dönüştürüldü. Olup biten bir soykırımdı. İnsanlar Bosna'da, kendi ülkelerinde Boşnak oldukları için katledildiler.
Ne duymadık diyebiliriz, ne görmedik. Şahittik; şahitliğimizi yapmadık. O günlerin, o acıların görüntülerini zihinlerimizden kovmak mümkün değil. Belki bizim ödediğimiz bedel de bu; hatırlamak...
O küçücük ülkeden 250 bin kişi öldürüldü. Bir milyon kişi ülke dışına zor attı kendilerini. Bir milyon da ülkenin başka yerlerine sığındı. Dünyanın en nazenin şehirlerinden Saraybosna, dört yıl kuşatma altında kaldı. İnsan avcıları tepelerinde... Ekmek almaya, su getirmeye gideni vurdular. Yaşayanları değil sadece tarihi de 'temizlemek' adına vurdular. İnsanlık kadar 'insanlık mirası' da hedefti... Mostar Köprüsü'nü bombalarla yıkanlar önce içlerindeki insanlığı yıkmış olmalılar.
Saraybosna'da geçen hafta bir cadde üzerine dizilen 11 bin 547 kırmızı sandalyeyi gördünüz mü? Kuşatma altında ölen Bosnalıları anmak için hazırlanmış. Saraybosna sokaklarında akan kanı temsil ediyor. Boş, kırmızı sandalyeler ürperti vericiydi belki. Peki savaşın kendisi nasıldı acaba?
İnsanlar her şeylerini kaybederken Bosna'da ben doktoramı kazanmaya çalışıyordum İngiltere'de... Öfkeli, ama çaresizdik. Yapabildiklerimiz öfkemizi biriktirmek, bazen de kampüste yardım toplamaktı mülteciler için. Ziyaretine gittiğimiz bir grup Boşnak mülteci bize Türk kahvesi yapmıştı; Bosna'dan getirdikleri üç beş eşyanın arasında bakır cezve de vardı kahve yaptıkları... Tarihlerinden ve kimliklerinden dolayı cezalandırılsalar da onu hep yanlarında taşıyorlardı.
BBC'den dinlediğim bir röportajı hatırlıyorum. Bir Sırp konuşuyordu. Anlamıyorum, ama içinde bolca 'Türk' sözü geçiyordu. İngilizceye çevrilirken 'Boşnak' diyordu BBC; Sırp, Türk diyor, BBC Boşnak. Balkanlarda kimliklerin bu kadar geçişken olduğunu bilmiyordum doğrusu ve Boşnakların 'Türk' diye öldürüldüğünü... Öldürülmek için dedelerinin Müslüman olmaları, kendilerinin isimlerinin o geçmişi çağrıştırması yeterliydi.
Bosna'ya yıllar sonra gidebildim. Utancımdan bakamadım şehre, insanlarla göz göze gelemedim. Dört yıl boyunca yalnız bırakılan, tepelere yerleşmiş keskin nişancıların, topçuların insafına bırakılan bu şehre utanmadan bakmak mümkün değildi. Etrafı kuşatan haydutlara 'hayat'ın direnişini anlatıyor bana Saraybosna, ama ölümün de bir o kadar hayata dair olduğunu...
Bosna belki eski 'barış'ını hiç bulamayacak. Belki Saraybosna 'Avrupa'nın Kudüs'üne artık benzetilmeyecek. Ama her durumda savaşın bitmesi değerli... Savaşı bitiren Dayton Antlaşması mükemmel değil; hatta saldırganı ödüllendiren, Bosna'yı bölen, ülkeyi yönetilemez hale getiren bir anlaşma. Ama bütün bunlardan vahimi, acıların göbeğinde büyüyen öfke ve nefret... Boşnak, Sırp ve Hırvat Bosnalıları için için yiyen, tüketen öfke ve nefretleri. Yaşanan her şeye rağmen Bosna'ya yakıştıramadığım bu. Savaş Bosna'yı yok edemedi, ama nefret eder.
Bosna nefrete yenik düşerse kaybedecek asıl savaşı. Çoğulculuk, çokkültürlülük, farklı olana saygı Bosna'nın alamet-i farikası... Ve böyle de kalmalı. Kalmalı ki ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, nefret söyleminin yayıldığı Avrupa'da 'başka türlü yaşamanın mümkün olduğunu' gösteren bir örnek kalsın.
Ama unutmayalım Bosnalının yaşadığını; Srebrenitsa soykırımının kurbanlarını, tecavüze uğrayan kadınları, masum insanların toplu mezarlarını, toplama kamplarını, keskin nişancılara aldırmadan hemşehrilerinin anısına şehrin merkezinde çellosunu çalan Vedran Smailovic'i... Kovaçi Şehitliği'nde ak güvercinler gibi yatan Saraybosnalıları unutmayalım. İçimizdeki nefrete yenilmeden analım, hatırlayalım...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023