İhsan DAĞI
Evet, “Ne alaka?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Dış politika ve yoksulluk konularını yan yana getirmek alışılmış bir analiz biçimi değil. Ne de olsa dış politika deyince büyük stratejiler, savaşlar, ittifaklar, jeopolitik çatışmalar ve ulusal çıkar lafları duymaya alışmışız.
Ama, yoksullaşmanın nedenlerinden birisi sakın izlenilen fetihçi, çatışmacı, hesapsız ve irrasyonel dış politika olmasın?
Son dönemde ne çok yoksulluk, yoksullaşma tartışması duyuyoruz. Bırakın yoksulluğu ‘açlık’ çığlıkları geliyor kulağımıza. İnsanlar işsizlikten, geçim sıkıntısından intihar ediyor, okuyoruz.
Ekonomik veriler daha somut anlatıyor gün geçtikçe suyun yüzüne vuran yoksullaşmayı. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de yoksulluk oranı yüzde 12,2, yoksul sayısı 10 milyon. Son iki yılda bu sayıya 3 milyon kişi daha katılmış. Asgari ücretin 2 bin 825 TL olduğu bir ülkede Türk-İş, dört kişilik bir aile için yoksulluk değil ‘açlık sınırı‘nı 2 bin 830 TL olarak açıklıyor. Ülkede tüm ücretli çalışanların yarısı asgari ücret civarında bir ücret alıyor. Metropoll’ün Nisan araştırmasına göre toplumun yüzde 27’si temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yüzde 54 ise sadece beslenme/barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.
Halkın yüzde 80’i hala geçim derdindeyse Özal’ın bir zamanlar meşhur deyimiyle ‘orta direk’ yıkılmış, insanlar adeta ilkel toplumların ‘hayatlarını sürdürme’ temel dürtüsüyle yaşıyor demek. Bir toplumda orta sınıfyoksa ne demokrasi olur ne kalkınma, ne sivil toplum gelişir ne de sanat ve kültür.
İşsizlik, geçim sıkıntısı, zamlar… Geçtim bunları, ‘açlık’ konuşuyoruz bu ülkede.
Yoksullaşma, son yıllarda yaşadığımız demokrasi erozyonu, kurumların yıkımı, hukuk devletinin iflası ve özgürlüklerin imhasıyla birebir alakalı elbette.
Bir de dış politikayla…
Dış politika, yanlış yapıldığında yüksek maliyetli bir iştir. Yanlışlıkların bedelini de devlet değil millet öder. Devlet dediğimiz ‘şey’ acı çekmez, aç kalmaz, çocuklarına bakamamanın utancını yaşamaz. Devletin sırtındaki eli kırbaçlılara da bir şey olmaz. Halktır dış politikadaki hataların sonucunu işsizlik ve açlıkla, kimi zaman da ölerek ödeyen.
Rusya’dan gereksiz, anlamsız ve hesapsız bir şekilde 2,5 milyar dolar verip S-400 aldıysanız yoksullukla dış politika arasında bir ilişki vardır.
Bunu yaparak ana ticaret ortaklarınızla, ülkenize giren doğrudan yatırımların kaynağı müttefiklerinizle onarılmaz güven krizleri yarattıysanız dış politikayla yoksulluk arasında bir ilişki vardır.
Fetih hayalleriyle ve Müslüman Kardeşler dayanışmasıyla Suriye’de iç savaşın bir parçası olmuşsanız, iç savaştan kaçan 3,5 milyon Suriyeliye yıllardır harcadığınız kaynaklar 50 milyar doları bulmuşsa dış politikanızla halkınızı yoksullaştırıyorsunuz.
Özgür Suriye Ordusu diye kimsenin ne ve kim olduğunu bilmediği binlerce kişiye yıllardır para, silah aktarıyorsanız dış politikanızla halkınızı yoksullaştırıyorsunuz.
Neredeyse tüm komşularınızla kavgaya tutuşmuş, bölgenizdeki herkesle çatışma halindeyseniz, ulusal şirketleriniz artık bu ülkelere giremiyor, yatırım yapamıyor, mal satamıyor, alacaklarını alamıyorsa dış politikanızla halkınızı yoksullaştırıyorsunuz.
Libya’ya ve Azerbaycan’a gönderdiğiniz binlerce Suriyeli paralı askeri maaşa bağlamışsanız dış politika ile yoksulluk arasında bir ilişki vardır.
Aman yatırım yapın, herkes sizin hizmetinizde demenize rağmen Amerikalı şirketlerin CEO’larını ikna edemiyorsanız parası olanlar size güvenmiyor ve inanmıyorsa dış politikanız ile gelmeyen yabancı yatırımcı ve ülkenizdeki işsizlik arasında bir ilişki vardır.
2005 yılında elinde Türk bayraklarıyla Avrupa Parlamentosu’nda alkışlarla Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen temsilcileri olan bir halk, yaptıklarınıza ve konuştuklarınıza tepki olarak bugün Rusya ve Çin’in önünde hasım olarak bu ülkenin adını anıyorsa dış politikanız ile yoksulluk arasında bir ilişki vardır.
Büyük devlet olmayı dünyanın dört bir yanında ‘örtülü operasyonlar’ yapmak sanıyor, bunun için kamu kurumlarını hatta yandaş yurttaşlarınızı kullanıyorsanız, sonuçta yurt dışındaki bütün yurttaşlarınızı ve temsilcilerinizi zan altında bırakıyorsanız dış politikanız ile yoksulluğumuz arasında bir ilişki vardır.
Yaptıklarınız ve konuştuklarınızla yurt dışına iş yapmaya, okumaya, çalışmaya giden insanlarınızı engelliyor, seçeneklerini daraltıyorsanız dış politikanızla halkınızı yoksullaştırıyorsunuz.
Oraya asker gönderdik, burada üssümüz var, şu örgüt bizim kontrolümüzde diyerek halkı coşturmak mümkün, ama bu, halkınızın yoksulluğunu gidermez, açlığını doyurmaz.
Sovyetler Birliği battığında Sovyet askeri teknolojisi de uzay teknolojisi de hala ileri düzeydeydi, dünyanın birçok yerinde askeri de vardı, üssü de. Dünyadaki yanlış işlerine, askerine, askeri harcamalarına, örtülü operasyonlarına para yetiştirmeye çalıştıkça halkını yoksullaştırdı ve battı.
Pandemi döneminde halkına 4 trilyon dolarlık destek ve teşvik paketleri verebilen ABD dünyadan çekilmeyi hesaplıyorsa, yıllardır savaştığı ve şimdiye kadar 978 milyar dolar harcadığı Afganistan’ı adeta Taliban’a teslim edip gidiyorsa artık dış politikasının maliyetini katlanamaz bulduğu için. ABD’nin çekilip gittiği yerlere kendi askerinizi yerleştirmeyi önerip bununla da ‘büyük devlet’ olacağınızı sanıyorsanız dış politikanızla halkınızı yoksullaştırmaya devam etmeye niyetlisiniz demektir.
Kısaca, dış politika maliyetli bir iştir. Yanlış politikalar halkı yoksullaştırır. Yoksulluk artıkça bu defa da dış politikayı halkın gözünü boyamak için kullanırlar. Gerdikçe gerer, kahramanlıktan kahramanlığa koşarlar! Yoksullaşan halk dur demeden de bu kısır döngü bitmez.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023