İlhami IŞIK
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için bir süre yanlarından ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış."
Fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş."
Jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış."
Matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış."
Antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.''
Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir:
"Boru yetmedi."
Maalesef gerçek hayatta her "yetmeyen boru’’ kendiliğinden, sırf yetersizliği yüzünde doğru sonuçlarla buluşma imkanını elde edemiyor. Eğer Kürt meselesinin çözümünü tıpkı soba yakmak ve ısınmak gibi bir ihtiyaç olarak kabul ediyorsak, çözüm süreçleri adıyla döşediğimiz yetersiz borunun, bugün başımıza ciddi sorunlar çıkardığını da kabul etmemiz gerekiyor. Ama başımıza artık bela olan sorunları tek tek tasnif etmeden önce, bu sorunu başımıza bela eden güçler hakkında daha net ve kesin bilgilere sahip olduğumuzu belirtmeliyim. Önce aslında "masayı kim ya da kimlerin devirdiği"meselesiyle hesaplaşmamız gerektiğine inanıyorum. Bugün de dönüp olan bitene baktığımızda masayı deviren güçlerin, çözüm sürecine karar veren güçler olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çok kısa bir ufuk turunun ardından sadece hafıza kayıtlarımıza bağlı olarak gerçek failleri teşhis edebileceğimize benim güvenim tam. Sırasıyla;
1- FETÖ darbe yapacak kadar semirmiş ve her türlü iç ve dış siyaseti manipüle edecek kadar palazlanmış. Özellikle güvenlik güçleri içindeki yapılanmasıyla, çözüm sürecini bilerek isteyerek sabote ettiğini belgeleriyle biliyoruz.
2- ABD'nin PYD/YPG ile kurduğu bugünkü ittifak ilişkisinden anlıyoruz ki, çözüm sürecine son verip her şeyi kendi kontrolü altına almak için elinden geleni ardına koymamış.
3- İran, Irak'taki egemenlik alanını genişletmek ve tek başına Irak ve Suriye'de aktör olmak için, Türkiye'nin elindeki çözüm süreci kartını iptal etmek ve işlevsiz hale getirmek için Kandil dahil herkesle işbirliği içine girmiş.
Bu yazı dizisi boyunca, her gücün nasıl ve hangi yöntemlerle çözüm sürecini sabote ettiğini ve sonuçta neler kazandıklarını tek tek yazmaya çalışacağım. Ama önce eğer çözüm süreci askıya alınmadan devam etseydi neler olabileceğini kısaca hatırlatmak isterim.
Çözüm sürecine rıza gösteren iradelerin, bu süreci bir an olsun sonlandırmadıklarını ve çözüm talep etmedeki ısrarlarını sürdürdüklerini hayal ettiğimizde, ne Türkiye'nin bugünkü Türkiye ne de Ortadoğu’nun bugünkü Ortadoğu olmayacağını kestirmek hiç de zor değil.
Çözüm süreci kesintiye uğradığı için bugün Irak siyasetinde bu kadar etkisiz bir pozisyonun içindeyiz. Çözüm süreci kesintiye uğradığı için Suriye iç savaşında ABD bu kadar büyük bir inisiyatif elde etme şansını buldu.
Eğer çözüm süreci devam ediyor olsaydı, açıkça söylüyorum, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde o talihsiz referandum yapılmazdı. Buna gerek kalmazdı. Bütün taraflar birlikte hareket edecekleri için hiç kimse yekdiğerini "oldubittilerle" baş başa bırakmazdı. En kötü ihtimalle ne İran, ne Rusya, ne de ABD’ye ihtiyaç duyulmadan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle birlikte bütün tarafların çıkarına uygun bir siyasi çözüm bulunurdu. İran ile ittifak yapıp hiçbir kazanım elde edilmeden, Bölgesel Yönetim dahil, bir bütün olarak Irak siyaseti İran’a altın tepsi içinde emanet edilmezdi.
Referandumun yapılacağı 25 Eylül gününe kadar hem referanduma karşı çıkmak, hem de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle büyük emeklerle kurulmuş olan bütün o ilişkiler korunabilirdi. Bunun yerine hangi siyasetin izlendiğini biliyoruz ve sonuçları itibarıyla bu siyasetin Türkiye’ye hiçbir şey kazandıramadığını da biliyoruz. Tam tersine kayıplar sadece siyasi değil, belki de daha büyük kayıplar ekonomik alanda yaşanıyor.
Bu süreci durdurmak ve yeniden eski ilişkileri inşa etmek mümkün müdür? Evet, mümkündür. Henüz tren kaçmamıştır. Büyük bir kriz içine yuvarlanan Türkiye, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ilişkilerini onarmak ve yeniden yapılandırmak mümkündür.
Suriye meselesinde iş işten geçmiş gibi görünüyor olsa bile, eğer Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ilişkiler onarılma yoluna gidilirse, buradan elde edilecek imkan, fırsat ve kazançlarla tekrar Suriye meselesine müdahil olmak imkan dahiline girebilecektir. (Pazartesi günü bu konuya devam edeceğim.)
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
1.12.2025
25.10.2025
28.09.2025
14.09.2025
9.09.2025
1.09.2025
23.08.2025
10.08.2025
23.07.2025