İlker DEMİR
Türkiye gibi demokrasi kültürünün olmadığı ülkelerde siyasete katkıda bulunmak ancak demokrasi dışı tutumlarla daha mümkün, ancak amaç çabuk etkin olmak değil kalıcı olmaktır.
Daha önce ulus meseleleri, halkların eşitliği ve kendi kaderini tayin meselesi tartışılırken bir arada yaşam mı, bir arada örgütlenme mi, seksiyon mu, çok tartışıldı.
Ama demokrasi kültürü zayıflığından ve gücün etkinliğinden mi nedir, tartışmalar geri düzeylerde kaldı.
Bilindiği gibi Türkiye'deki sol önce her sorunu devrimle eşitledi; her şeyi devrimle çözeceğini ilan etti, bir nevi cennet vaad etti.
Gelemezdi, gelmedi tabi.
Sonra gerçek kendini adeta dayatarak kabul ettirdi, egemen güçler dahil herkes kabul etti, devletin her Diyarbakır seyahatinde Kürd sorunu "çözüldü".
Solda örgütlenmeler önerildi çözümler sunuldu; bir çözüm fırtınası yaşandı, ama fikir fırtınası yaşanmadı.
Çünkü eşit olmayan şeylerin ortak yönetiminden eşit yönetim çıkmayacağı dolayısıyla önce tarafların eşitlenmesi gerektiği anlatıldı uzun uzun ama önerilen çözüm buna denk değildi.
Çünkü çözüme yine fikir ya da ilke değil pratik, güç etkin oldu.
Öyle ya, içe işlemiş, "toprak işleyenin su kullanın" ve gücü yeten yetene dolayısıyla, susta kalındı.
Eşitliğin yolları yapılmadı.
Suriye Baas Partisi'nin 11 siyasi partinin oluşturduğu halk konseyi tipi bir örgütlenmeye benzer bir yönetimle, bileşenlerden oluşan ama adına halklar denilen bir örgütlenme kuruldu: HDP.
Buna rağmen desteklendi.
Komünistlerin derdi Kürd milliyetçiliği mi idi ki desteklendi?
O halde neden Kürdlerden bile fazla, kraldan kralcı derecesinde olundu?
Çünkü daha ileri ilişkilere giden yolda önce eşitlik eşiğinin aşılması gerekliydi, bunu Kürdler önerdi diye tartışma önemsenmedi, ertelendi.
Ama olmadı, eşitlenmedi, "Aynı çatı altında boşa geçti seneler."
Çünkü eşitlik için Kürdlerin kendi çatısı, evi olmalıydı, HDP konsepti o değildi.
Eşitlik, kendi çatısı, inisiyatifi, haklarını alması, kullanması, zenginleştirmesi, maliyesini yönetmesi demekti ve bunların toplamı olan örgüt bağımsızlığı eşitliğinin bir ilanıydı.
Olmadı.
Çünkü bileşenler adıyla aynı çatıya dolundu, komisyon diktasıyla iradeye adeta ambargo koyuldu.
Oy veren, hapse düşen, gözaltı, infaza uğrayan Kürdler tıpkı çatıya zeval gelmesin mantığıyla sustu, her koşulda desteğini sürdürdü.
Aynı çatı altında mevsimler boyu oturdular, hayal kurdular ama bir türlü Kürdler haklı yerinde olamadı.
Neydi kılavuz söz, eşit olmayan ilişkiden eşitlik çıkmazdı.
Çıkmadı.
Öyleyse artık bu yanlıştan vazgeçme zamanı.
Hiç ajitasyona lüzum yok, bu kadar saldırılar varken bunlar ayrıntı denmemeli.
Bu ayrıntı çözümün aslı.
Siz hiç Filistin'e üst yönetimde kontenjanla gidildiğini duydunuz mu?
Duyamazsınız.
Zira saygısızlıktır.
Türkiye'de bu yıllardır yapılıyor ve Kürdler de bir biçimde buna alet oluyor.
İvedilikle düzeltilmesi gerekiyor.
Gölgesinde oturanların varoluş biçimleri değiştirilmeli ki dayanışmalarının içtenliği ortaya çıksın.
Her bileşene gücü oranında mevki, makam değil gönüllü sivil kadro tavsiyesinde bulunulmalı.
Ve Kürdler kendi partisinin çatısını da politikasını da kendi oluşturmalıdır.
Bak o zaman Kürd halkının canhıraş desteğin artışına!
Bak o zaman ortada Kürd partisi, Türkiye partisi olsun mu olmasın mı tartışması kalıyor mu?
Çatı Türkiyeli neden taban Türkiyeli değil çelişkisi de kendiliğinden ortadan kalkmıyor mu?
O zaman HDP Türkiye'nin demokrat Kürd partisi olacak.
Türkiye'nin de tam ihtiyacı bu, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti.
Demokratik Türkiye Cumhuriyeti, kürdler yok sayılarak ya da devlet partilerinin kuyruğuna takılarak değil eşitlerin ittifakı ile kurulacak.
Yazarlar
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.01.2026
19.01.2026
14.01.2026
9.01.2026
5.01.2026
4.12.2025
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025