İsmet Berkan
Siyaset, dünyanın hiçbir yerinde salt belli bir siyasi ve ekonomik programın eğer seçmenden yeterince oy alırsa hayata geçirilmesi için yapılmıyor.
Siyaset, her zaman ve her yerde, o siyasi ve ekonomik programın çok ötesine geçen anlamlar içeriyor. O anlamlar içinde insanlara nasıl daha iyi, güzel ve doğru bir hayat yaşayacaklarını emreden ahlaki anlayışlar da var.
Kapitalizmi daha erken dönemde başarmış, dolayısıyla bireyselleşmesini de buna göre daha fazlalaştırmış toplumlarda siyasetin dayattığı ahlaki tutumlar ve hayat tarzları daha yumuşak olabiliyor da, bizim gibi kapitalizmi geç görmüş, bireyselleşmesi ise hala çok zayıf olan toplumlarda siyaset kurumunun önerdiği ahlaki tutum/hayat tarzı daha sert, daha kapsayıcı olabiliyor.
O yüzden olsa gerek, bir seferinde Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu, bizdeki siyasi mücadelenin aslında bir ahlak/hayat tarzı mücadelesi olduğunu, birbirine rakip iki ahlaki anlayışın birbirine üstünlük sağlama, hatta bir diğerini yok etme savaşı olduğunu yazmıştı.
Prof. Hanioğlu’nun benzetmesine zaman zaman “kültür savaşı” adını veriyoruz, “hayat tarzı çatışması” diyoruz, “laik-dinci mücadelesi” olarak tanımlıyoruz; “Doğu-Batı” veya “modern-muhafazakar” gibi ayrımlarımızla da aslında bu topyekûn ahlak savaşının parçaları.
Dönem dönem bir ahlak diğerine karşı mutlak üstünlük kurmuş. Örneğin Cumhuriyet’in ilk 27 yılı, modernleşmeci ahlakın üstünlüğü altında geçmiş. Bu ahlak zaman zaman çok aşırı uygulamalarla muhafazakar ahlakı alt etmeye, yok etmeye çalışmış, en azından gözden uzak kalmasını temin etmek istemiş.
Fakat o dönem, muhafazakar ahlakın bilenmesine ve keskinleşmesine sebep olmuş. O döneme ilişkin nefretlerin sık sık bugün aradan onca zaman geçtikten sonra bile dışa vurulması, o dönemin bazı menkıbelerinin bugün bile konuşuluyor olması, o dönemin travmasının muhafazakar hafızada ne kadar yer ettiğini gösteriyor.
Son 20 yıldır bu kez muhafazakar ahlakın iktidar sahibi olduğu bir dönemdeyiz. Tarihsel açıdan rollerin değiştiğini, modernist hayat tarzına sahip olanlar açısından son 20 yılın sürekli şikayetle ve “hayat tarzımızı kaybediyoruz” kaygısıyla geçtiğini söylemek yanlış olmaz.
Nasıl modernist dönemin ahlakı muhafazakar ahlakı yok edemediyse epeydir büyük bir hızla devam eden “kültür savaşı” sırasında muhafazakar ahlak da modernist ahlakı yok etmiş değil.
Ve şu da unutulmasın, gerek “muhafazakar ahlak” dediğimde, gerekse “modernleşmeci ahlak” dediğimde monoblok şeylerden söz etmiyorum; bunlar her biri kendi içinde birer spektrum.
Ama keskinleşme söz konusu olduğunda insanlar için o spektrumun tam neresinde yer aldığının önemi azalıyor, “kaleyi savunma” içgüdüsü daha bir öne çıkıyor. Yaklaşmakta olan seçimin bu keskinleşmeyi arttıracağı ve tarafları “kaleleri savunmaya” çağıracağı kuşkusuz.
Hep özlenen şey, Türkiye’deki muhafazakar-modernleşmeci savaşının zaman içinde tarafların birbirlerini yok edemeyeceklerini görüp şiddetini kaybetmesi ve böylece çoğunlukçu siyasi anlayıştan çoğulculuğa geçiş yapılabilmesi.
Öyle ya, çoğunlukçu olunca, çoğunluğu ele geçiren taraf hemen başlıyor öteki tarafı yok etmek için çalışmaya. Ama çoğulcu olmayı başarabilirsek, farklılıklarımızla birlikte yaşayabiliriz.
13 ay sonra ülkemizde önemli bir seçim olacak. Genel beklenti, son 20 yıldır iktidarda olan Tayyip Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi.
Şimdi ilk soru şu: Tayyip Erdoğan eğer seçimi kaybedecek olursa topyekûn muhafazakar ahlak da seçimi kaybetmiş, yerine modernleşmeci ahlak mı gelmiş olacak?
Hemen izleyen soru da şu: Modernleşmeci ahlak iktidara gelirse muhafazakar ahlaka karşı bir kültür savaşı mı başlatacak?
Önümüzdeki seçimde iktidarı elde etmeyi uman muhalefet ve o muhalefetin göbeğinde yer alan Cumhuriyet Halk Partisi geçen haftaya kadar aslında son derece dikkatli bir çizgide yürüyor, iktidar değişse bile bir “kültür savaşı” yaşanmayacağına dair teminat vermeye gayret ediyor, hatta “helalleşme” adı altında bir çeşit barış projesini anlatıyordu.
Başka da bir şey yapamazdı; çünkü Tayyip Erdoğan’ı yenmenin yegane yolu, Erdoğan’la bir arada durmayan herkesi bir araya toplayabilmekten geçiyordu. CHP siyasi tarihimiz açısından son derece kritik bir kavşakta; hayat CHP’yi çoğulcu olmaya, rakip siyasi anlayışlarla ayrılıkları değil ortak noktaları öne çıkarmaya zorluyor.
CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2017 yılından beri bu ortak zemini kurmaya çalışıyor. O zemin en azından demokrasi ve insan haklarını savunmak konusunda oluşturuldu, aynı metnin altına imzalar da atıldı.
Ama geçen hafta Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisinde çekilen bir fotoğraf ve o fotoğrafta yer alan bir kişiye verilen tepkiler, CHP açısından bunca yıldır kurulmaya çalışılan barışmacı imajın yıkılması ihtimalini ortaya çıkardı. Meğer bu kadar da kırılganmış çoğulculuk.
Bir grubun intikam isteği partinin İstanbul İl Başkanı tarafından da desteklenip parti genel merkezi ağzını açmayınca Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çağrılarının samimiyeti konusunda tereddütler arttı.
Bakalım CHP, oyunun yüzde 25 olduğunu görmezden gelen çoğunlukçu mahalle baskısının mı peşinden gidecek yoksa tarihin onu zorladığı çoğulculuğu mu savunacak?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026