Lale KEMAL
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, yılların politikacısı diye bilinen Baykal'ı ve partisi CHP'yi ters köşe yapıp, Meclis başkanlığını, Anayasa'yı ihlal pahasına kopmamakta direndiği partisi AKP'nin ele geçirmesini sağladığına tanık olduk. Cumhurbaşkanı AKP'li, Meclis Başkanı AKP'li ve geçici hükümetin Başbakanı yine AKP'li. Dolayısıyla, Meclis başkanlığı seçimleri, koalisyon hükümeti şansının bir hayli azaldığı ve Türkiye'nin erken seçime gideceğine dair önemli ipuçlarını verdi.
7 Haziran seçimlerinde AKP'nin, 13 yıllık tek parti iktidarını kaybetmesiyle birlikte Erdoğan'ın, köşesine çekilmeyip çok ince hesaplar yapmaya başlayacağını diğer partilerin görmesi ve oyuna gelmemeleri gerekiyordu. Ama MHP ve CHP, bilerek ya da bilmeyerek bu oyuna geldiler. Ne de olsa her iki partinin de tabanda asıl beslendikleri kaynak vesayetçiler olageldi, ülkenin asıl sahibi vatandaşın gücü hep arka plana atıldı. Böyle olunca da ülkenin gidişatı iyi okunamıyor. AKP ise vatandaşın dini duygularını sonuna kadar istismar edip, gerekli gördüğünde devletle kurduğu geçici ittifaklar yoluyla oy kapma yarışını sürdüregeldi.
CHP, salt vesayet zihniyetinden beslenmek yerine son seçimlerde, kısmen de olsa halka dokunabilmeyi başardı. MHP'nin ise devletle dansı, hızlandırılmış ritimlerle devam ediyor. MHP, 7 Haziran seçimlerinin yapıldığı günün geç saatlerinde, lideri Devlet Bahçeli aracılığıyla, yok ilan ettiği HDP'li bir koalisyonda, artı hiçbir koalisyon oluşumunda yer almayacağını, yavru muhalefetten anamuhalefet konumuna gelerek mutlu, mesut olacağını ilan etti. MHP'nin salvoları bitmedi, devamı geldi. Meclis başkanlığı seçimlerinin son turunda MHP, Baykal'ı desteklemeyip geçersiz oy vererek AKP'nin adayı İsmet Yılmaz'a gümüş tepside Meclis başkanlığını sundu.
Böylece, yüzde 60'lık MHP, CHP, HDP yeniden onarım cephesindeki çatlak derinleşti. Bahçeli'nin, seçim gecesi açıklamasından Meclis başkanlığı seçimlerine uzanan süreçteki uzlaşmaz tutumunun pek çok MHP'li seçmeni de rahatsız ettiğini söylemek mümkün. Ama partide Şahinlerin sesinin daha gür çıktığını ve parti politikalarının şekillenmesinde ağırlık koyduklarından dolayı uzlaşmaz bir MHP tablosunun ister istemez ortaya çıktığını daha önce yazmıştım.
Dedik ya CHP, kısmen de olsa artık vesayetçilerden beslenmiyor biraz olsun halka yaklaştı. Ne var ki MHP'de bu yönde bir eğilimi görmek bir yana tam tersine devletle dansın ve flörtün arttığını görüyoruz. Bu dansın en bariz örneğini, Kürtlere dönük neredeyse nefreti içinde barındıran söylemler ve politikalarda görmek mümkün.
Son zamanlarda kimi MHP'liler, bilinen Kürt karşıtlığı politikalarını, televizyon kanallarında ve açıklamalarında, kimi zaman karşı tarafı rencide edecek boyutlarda sıkça dile getirmeye başladılar. Kürt sorununu iyileştirmek değil aksine derinleştirecek bu söylem; 30 yıl Türkiye'yi kana bulayan ve adına düşük yoğunluklu denilen savaşın, tek sorumlusunun sanki PKK ve Kürtler olduğuna dair. MHP'lilerin, bu savaşın tek başına verilmediği ve devletin, acemi erleri düzensiz birliklerle çatıştırma gibi ağır hatalarını dile getirmiyor olmaları, yangına körükle gitmek gibi bir şey.
Terörle mücadelenin ancak profesyonel birliklerle yapılmakla birlikte savaşın kazananının olmayacağını, barış dilinin esas alınması gerektiğini dile getirmeyen bir anlayış, ülkenin şimdi acil gereksinimi olan yeniden inşasına katkıda bulunamaz.
MHP, bugün siyasetin önünü tıkayan devletle dans kıvamındaki politikalarının bedelini sandıkta ödeyebilir. Ödeyecekleri böyle bir bedel ise kendilerini bağlar. Ama aslolan, partilerin, ülke çıkarlarını parti çıkarlarının üzerinde tutmalarıdır.
Yazarlar
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016