Levent Gültekin
Sevgili gençler,
Bu mektubu size, ülkenin kötü gidişatından endişe duyan, bunu dert edinen, bu amaçla neler yapılabileceğini araştıran, her kesimden insanla konuşan, dertleşen bir kardeşiniz olarak yazıyorum.
Ülkenin içinde bulunduğu durum, hepimizi daha da huzursuz eden bu gidişat en çok sizin hayatınızı etkileyecek.
Çünkü gelecekte sizler varsınız. Bundan sonra yapılacak işler, atılacak her adım, ülkenin varacağı her nokta sizin hayatınıza etki edecek. Sizin yaşam koşullarınız, nasıl bir ülkede, hangi şartlarda yaşayacağınız bu gidişatın sonunda ortaya çıkacak şartlara bağlı.
Siz de biliyor ve görüyorsunuz ki gidişat pek parlak değil. Demokrasinin, özgürlüklerin, hukukun, insan yaşamına değer veren anlayışın, insan gibi yaşama olanağı sağlayan şartların olmadığı bir ülke nereye varabilir ki? İşte böyle bir ülkenin vardığı noktada huzurlu bir hayat sürmek neredeyse imkansız.
Siz de bunun farkındasınız.
Bu mektubu size yazmamın sebebi şu: Belki de birilerinin çıkıp bu gidişatı durduracağını, işleri yoluna koyacağını, size yaşanabilir, huzurlu bir ülke bırakmak için bir şeyler yapacağını düşünüyorsunuz. Bu düşüncenizin yersiz, temelsiz olduğunu size söylemek için yazıyorum bunu.
Ülkede onlarca yıldır süren inanç, mezhep, ideoloji kavgaları sizden yaşça büyük insanların zihinlerini felç etti, ruhlarını katılaştırdı. Hayatın gerçekleriyle
İçinde bulundukları bu ideolojik çatışma, onun neden olduğu ideolojik katılık bu insanların duygularını köreltti. Kelimelerini, düşüncelerini, kişiliklerini… her şeyini etkiledi.
Bu durum ister istemez o insanların farklı kesimlerle bağlarını da kopardı. Kendileri gibi düşünmeyen insanlarla iletişim kurmak, onların hassasiyetlerini anlamak, o hassasiyetleri hesaba katarak bir tutum belirlemek onlar için artık neredeyse imkansız hale geldi
Herkes ancak kendi mahallesiyle diyalog kurabiliyor, onların derdini dert ediniyor. Çünkü sadece onların dilini anlıyor. Mesela İslamcı bir yazarın, siyasetçinin Atatürkçü bir genç ile diyalog kurması, oturup onunla dertleş
Veyahut solcu ya da Kürt siyasi hareketine mensup bir yazarın, siyasetçinin MHP’li bir gençle oturup konuşması, onun hassasiyetlerini anlaması, onu
Aynı durum milliyetçi, muhafazakar yazarlar ve siyasetçiler için de geçerli. Mesela onlar da Kürt hareketine mensup bir gençle diyalog kurup onunla konuşacak bir dil kuramıyorlar. Alevi bir gencin karşısına oturup onunla dertleşecek, onu anlamaya çalışacak bir çaba içerisine giremiyorlar.
Dediğim gibi hem ruhları katılaştı, hem de dilleri yabancılaştı.
Sizden yaşça büyük insanların arasında ülkenin geleceğinden endişe duyan, gidişatı dert edinen, gece gündüz çabalayan, canını dişine katan çok kıymetli insanlar var.
Fakat çaba yetmiyor. Çünkü ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. İdeolojiden, inançtan, mezhepten bağımsız bir dil oluşturamıyorlar. Bunu yapamadıkları için de kendileri gibi düşünenlerden başka kimseye ulaşıp harekete geçiremiyorlar.
Sevgili gençler,
Sizden yaşça büyük aydınların, siyasetçilerin çok az bir kısmı hariç başka bir dünyada yaşıyorlar. Yani eski dünyada, yani katı ideolojik sınırlarla çizilmiş dünyada.
Ülkenin veyahut o ülkeyi bir arada tutan değerlerin değil; ideolo
Eski dilden, eski yaklaşımdan, eski anlayıştan kurtulup da sizin yeni dünyanıza bir türlü gelemiyorlar. Üstelik dünyadaki değişimle gelen bu yeni durumu kavrayamıyorlar da.
Bu nedenle yakınmaktan, sızlanmaktan başka bu kötü gidişatı durduracak bir şey yapamıyorlar. İyi niyetle çabalıyorlar ama sonuç alıcı işler yapamıyorlar.
İş size düşüyor gençler. Siz bir şey yapmazsanız, siz kendi geleceğinizi, kendi yaşamınızı dert etmezseniz kimse bir şey yapmayacak, yapamayacak. Siz kendi hayatlarınıza kıymet vermezseniz kimse sizin hayatınıza kıymet vermeyecek.
Siz nasıl bir ülkede yaşayacağınıza kafa yormazsanız, insan gibi bir yaşam için elinizi taşın altına koymazsanız, kendi aranızda oturup ortak evrensel değerler üzerinde anlaşmazsanız, kendi yaşıtlarınızla yeni bir Türkiye hayali kurmazsanız, bilin ki sizin hayatınız da aynen bizimki gibi heba olacak.
“Siyaset bana gör değil” deyip yaşadığımız bu yıkıma duyarsız kalamazsınız. Hiçbirimiz yaşadığımız ülkeden bağımsız hayatlar kuramayız. Ülke kötü haldeyken huzurlu hayatlar süremeyiz.
Hayat tecrübelerim bana gösterdi ki ideolojilerin, inançların, etnik kökenlerin iyi, çalışkan, karakterli, ahlaklı insan olmada zerre kadar etkisi yok.
Bu nedenle geçmişten gelen bu anlamsız tartışmaların tarafı da malzemesi de olmayın.
Sizi yıllardır bitmeyen bu çatışmaların taraftarı yapmalarına, sizin üzerinizden bu kavgaları sürdürüp kendilerine alan açmalarına izin vermeyin.
İnancına, mezhebine, ideolojisine, giyimine, yaşamına, cinsel tercihine bakmadan herkesle demokrasi, özgürlük, eşitlik, hukuk gibi evrensel değerler etrafında bir araya gelmenin yollarını bulun.
Etnik kökene, inanca, mezhebe bakarak biriyle ilişki kuran bu hastalıklı yaklaşımdan uzak durun.
Hepinizin bu ülkenin evladı olduğunu, hep beraber huzur içinde bir yaşam sürmenin mümkün, esasında çok da kolay olduğunu fark edin. Daha azına razı olmayın.
Size dayatılan ayrımcılığa prim vermeyin. Size dayatılan çatışmalara, kavgalara asker yazılmayın. Zalimlerden korkmayın. Gelecek sizin. Onlar yok olup gidecekler.
Hem zaten ömür boyu korkarak sefil bir hayat süremezsiniz. Cesur olun. Hakkınız olan insan gibi yaşamı korkmadan, çekinmeden isteyin.
İnanma, inandığı gibi yaşama hatta inanmama, istediğiniz gibi giyinme, istediğiniz gibi yaşama özgürlüğünüzü kimseye kaptırmayın. Sizi bu ülkede söz sahibi yapacak demokrasinin yok edilmesine müsaade etmeyin.
Demokrasi, özgürlük, hukuk gibi evrensel değerler olmazsa insanca yaşam olanağını yaratamazsınız bu ülkede. Bu değerlerin elinizden alınmasına sessiz kalırsanız köle gibi bir yaşam sürersiniz.
Bu kifayetsiz modası geçmiş, ortaçağdan kalma siyasetçilerin sizi kendilerine köle yapmalarına müsaade etmeyin.
İstediğinizi elde etmek için ideolojileri, inançları, farklı kimlikleri kalbinize gömün ve bu ülkenin evladı olmak ortak paydasında birlik olun, çabalayın ve alın. Siz almak için çabalamazsanız, bu gidişata ilgisiz, vurdumduymaz olursanız bilin ki kimse size bunu vermeyecek.
Yani demek istediğim o ki yazarlar, gazeteciler aydınlar, kanaat önderleri, siyasetçiler bir şey yapacaklar ve size yaşanabilir bir ülke bırakacaklar diye düşünüyorsanız gerçekten yanılıyorsunuz. Kendileri için yaşanabilir bir ülke yaratamamış, kendilerine huzurlu bir yaşam kuramamış insanlar sizin için nasıl kuracaklar ki?
O nedenle iş size düşüyor gençler. Kendi kaderinizi kendiniz yazın. Sizi anlamayan, sizin gibi düşünmeyen insanlardan size kader yazmasını beklemeyin.
Zaten buna müsaade de etmeyin.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023