Markar ESAYAN
Kış ve yağmurlar yasaklanmalı diye düşündük.
Yaş almak mı, yoksa kendini keşfetmek mi bilemedim, ama loş havaları, hüzünlü ve karanlık kış günlerini sevdiğini varsaydığım ben, son yağmurlarda kansız bir darbe yaptı Ben’e karşı. Kansız demek sert olmadığı anlamına gelmemeli. Oldukça sertti, çünkü hâlâ yağmura ve hüzne bağlı birlikler direnişlerini sürdürüyordu. Battal güllerden kopardıkları sivri dikenleri ve kötü kokan solmuş orkideleri, çok çaresiz kaldıklarında ise, kem nazarlarını atıyorlardı birbirlerinin üzerine. Lakin oldukça kibardılar. Mücadeleyi kazanan yaz ve güneş cuntası, teşekkür konuşmasında, Ben ile Ben’in sağladığı çeşitliliğin kişisel kuruluş tarihimde bana kattıklarını övdü ve kutladı. İçimdeki tüm ötekiler Türküyle, Kürdüyle, Çerkesi, Lazı, Mıhallemisi, Ermenisi, Alevisi, solcusu, dindarı, ateisti, kadını, heteroseksüeli ve eşcinseliyle bu zarafeti çılgınca alkışladılar. Herkes gıptayla izledi bu durumu.
Ben’in zafer konuşmasına göre, tok ve güçlüysem bunu demokratik ruhsal dengeme ve çok çeşitli duygularıma, matruşka gibi iç içe geçmiş kimliklerime, bu çeşitliliğe sağladığım eşit yaşama ve adil yarışma imkânına borçluymuşum. Bu durumda her duygu yan yana barış içinde yaşayabiliyorlar, kavga edebiliyorlar, ama birarada olmaktan mutlu olabiliyorlardı. En azından ötekilerin varlığından rahatsız değillermiş.
Ama artık değişim zamanı. Değişimi yadsımak çürüme demek. Yani hâlâ kışı ve yağmuru sevmediği hâlde, her kışın o en uzun gününde, hüzün mabedine kağnı yürütmek daha ne kadar tatmin edebilir ki insanı, bile bile. Cumhuriyet, halkın kendi kendini aldatması mıdır?
Ama yağmur da yağıyordu, kış da geliyordu işte. Olgular karşısında olgun olmak gerekir. Bu, yağmuru ve hüznü seven bir tarafımın her zaman olacağı anlamına da gelecekti. Ama ben daha çok ışık olsun, daha sıcak olsun, güneş olsun diye arzuluyordum. Hayal kurmak da mı yasak? Ya özlem duymak? Hem hayallerin gerçeklerle ilişkisi ne kadar geçişken değil mi? Curiosity Mars’a gittiyse, Higgs Bozonu bulunduysa, bunu sizin gibilerin şüpheyle baktığı bizim gibiler başardı.
İnsanın kendi etrafında bir tam dönüşü neye tekabül eder?
Ya sevdiklerinin çevresi etrafında bir tam dönüşü? Zamansal olarak neye tekabül eder bilemem, ama bu vesileyle “tekabül” kelimesinin ne kadar zarif bir sözcük olduğunu size fark ettirebilirim. Görüyorsunuz ya, her şey çok karmaşık ve düşünmek çok zahmetli bir iş.
Tam bir dönüş. Mükemmel bir 360 derecelik tur...
Hayat kaç kez 360 derece dönmemize müsaade eder acaba? Hayır, bunu bilemeyiz. Bilmemiz istense bilirdik, bilmiyorsak vardır bir hikmeti. Eldeki her 360 dereceye giderken, 357, 358, 359’ların kıymetini bilmek gerek o zaman, değil mi?
Ama benim her küçük ve büyük turumda, kendimi, bıraktığım yerde, aynı kişi olarak bulamayışım, kışı ve hüznü seven Ben’in ne zaman ve hangi turda değiştiği, bunun makbul bir şey olup olmadığı.. sahi diğer insanlar neler düşünür? Ne yer, ne içerler? Onların da böyle abuk sabuk düşünceleri var mıdır?
Bilemedim. Bilmek ne demek, onu da... Nasıl bilinir ki bu faydasız şeylerin cevabı? Yoksa Neruda bir noteri kesik bir zambakla niye korkutmak istesindi ki durduk yerde? Ya bir rahibenin kulaktozuna vurup öldürmeyi istemesine ne demeli? Ne kadar çaresiz hissetmiş olmalı, “Sonunda, kendimi bulduğum yerde mi yitirdiniz beni” diyerek yüreğini açtığı binlerce ruhu yüklenip tek başına kaldı. Oysa, bunların faydası ve zararı hesaplanamaz. Başkalarınca yitirilmiş olmanız, kaybolmuş olduğunuz anlamına gelmez, ama kaybolmuş olmasanız bile, yitirmiş olabilirsiniz. Son nefesinizi verirken adisyonu istemeye vaktiniz olacak mı zannediyorsunuz? Hepimiz bu hayata takarak gideceğiz bu hayattan.
Mahcup ve borçlu...
Eğer bir diktatör olsaydım, ya da milyonları büyüleyecek kadar büyük bir hatip, kışı, soğuğu ve yağmuru, yağmurda sevgililerin yürümesini yasaklardım. Yazın plajda, baharda ormanda yürüyünüz efendim! Ne kadar sinirledim bakın şimdi! Bu hiçbir temeli olmayan, insanları durduk yere gerip grip eden, romantik olduğu asla ispatlanmamış lümpenlik yüzünden, sırf âşıkların gönlü olsun diye tarih boyu olup olmadık zamanlarda hep yağmur yağdı, seller oldu, damlar aktı. Bu kadar da sorumsuzluk olmaz ki! Bencillik bu!
İtiraf ediyorum, bunu yapardım. Yani şu yasaklama işini diyorum. Herkesin içinde bir azılı diktatör vardır. Benim diktatörüm de bunu yapardı. İstiyorsanız yargılayın siz tüm yağmur ve kışseverler, Ben’i. Sizlerin de yazı ve güneşi yasaklatmak için gizli çalışmalar içinde olduğunuzu biliyorum, benden daha soylu ve temiz değilsiniz asla. Sadece, temiz bir kavga olsun derim ben. Sonuçta, hepimizin dört mevsime de ihtiyacı var. Birbirimizden bir fincan çiy, bir tutam güneş huzmesi isteyecek yüzümüz olsun.
Kapılar hep aralık kalmalı. Hangi turda neler yaşanacağını kim bilebilir ki!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019