Markar ESAYAN
Bu yazı yazıldığında oy verme işlemi yeni başlamıştı. Sonuçları bilmeden yazdığım bu yazıda propaganda sürecinin bir değerlendirmesini yapmak uygun olacak.
AK Parti İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı olarak seçim sürecini öncekilerden çok daha farklı yaşadım. Bir gönüllüler ordusu olan AK Parti teşkilatından çok etkilendim. Kanser tedavisine ara verip çalışmalara katılanları, çocuklarını komşuya bırakanları, yoğun bakımdaki hastalarını akrabalarına emanet edenleri gördüm.
Böyle bir sevgi ve idealizmle çalışan bu teşkilat dünyanın örgütlü en büyük sivil toplum kuruluşu özelliğini taşıyor. Siyasete güvenin bu kadar artması, kan gölüne dönen Ortadoğu'nun ve Afrika'nın hemen yanıbaşındaki Müslüman bir ülke için büyük bir başarı. Bu başarı hem Doğu, hem de Batı için farklı ama çok değerli imkanlar ihtiva ediyor.
AK Parti seçmenleri, ki ülkenin yarısından fazlasını oluşturuyorlar, politik anlamda çok bilinçli bir topluluk ve siyasete inanıyorlar. Siyasetin AK Parti sayesinde onların sorunlarını çözebilmiş olması, hayat kalitelerinin artması sivil ve barışçı bir hak arama yolu olan siyasete inancı daha da güçlendirmiş. Erdoğan'a tapmıyor, onu ailelerinden birisi olarak çok seviyor ve saygı duyuyorlar. Kibirli analizlerin aksine, lider ve seçmen arasında olabilecek en demokratik ilişki kurulmuş.
Erdoğan onları, onlar da Erdoğan'ı güçlendiriyorlar. Seçmen ve Erdoğan arasındaki ilişkinin sözleşmesi karşılıklı dürüstlüğe dayanıyor. AK parti seçmenlerini dindar oldukları için “sürü” yerine koyan analizler adil veya iyiniyetli değil.
Bunun simetrisinde yer alan muhalefet partileri ile seçmenleri arasında daha farklı bir ilişki var. Ülkedeki sağlıklı/demokratik laikliği sahiplenen dindarlar olsa da, laikçi diye anılan daha az dindar ve kentli kesimler, bürokratik partilere mahkum olmuş durumda. Dindarların kendileri ile eşit haklara sahip olmasını haksızlık olarak görmeye eğilimliler. Ve bu eğilim CHP ve sosyalist grupçuklar tarafından insafsızca sömürülüyor. Anamuhalefet partisi CHP hiçbir hizmet götürmeden yüzde 25'lik bir oyu bu sınıfsal çelişkiden ötürü otomatik olarak alıyor. Milliyetçi parti olan MHP ise daha oynak oranlara gebe. O da varlığını PKK şiddetine bağlamış durumda. Şiddet arttıkça MHP güçleniyor, azaldıkça oylar AK Parti'ye kaçıyor. Bu son ittifakla birlikte sonuç ne olursa olsun taşınamayacak bir yük. Etkilerini Çözüm Süreci'ne bağlı olarak göreceğiz.
HDP ise, Çözüm Süreci ile ayağına kadar gelen fırsatı kullanmayıp, statükonun yanında yer almayı seçti. Oysa 44 bin insanın can verdiği son 35 yıllık çatışma döneminden sonra, Erdoğan gibi bir liderin büyük toplumu ve şehit ailelerini devletin barış çabalarına ikna etmesi ileri bir aşamaydı. Bunu daha önce deneyen Özal başarılı olamamıştı.
HDP/PKK çizgisi şiddetle yakın ilişki ve laikçi bağlam üzerinden Erdoğan karşıtı laikçi gruplar ile daha kolay yakınlık kuruyor. Bu durumda Çözüm Süreci'ni Erdoğan ile sonuca ulaştırmak onlar adına teslimiyet anlamına geldi. Kaldı ki IŞİD'in Kobani'ye saldırması ile birlikte, Türkiye'den bir Kürdistan çıkarmanın mümkün olduğunu düşünen kesimler var. Bu noktada HDP'de Türkiye'yi kontrol etmek isteyen küresel güçler ile içerideki bu dinamikler kolaylıkla yanyana geldiler. Kandil'in şiddet tehdidi altında hareketin bu savrulmasına itirazı olan HDP'liler de sessiz kaldılar.
Tüm bu nedenlerden ötürü ülke demokrasi tarihinin en garip seçim dönemini yaşadık. Kürt inkarının mimarı olan laikçi/ulusalcı kesimler PKK'lı oldular. 10 bin KCK/PKK'lıyı hapse atan Gülen örgütü ile PKK/HDP birlikte çalıştı. MHP bile HDP ile yanyana propaganda yürüttü. Doğan ve Gülen medyası iki ay boyunca HDP resmi yayın organı olarak dayanışma gösterdi.
Bu durumun sonuç ne olursa olsun muhalefet partilerini derinden etkileyeceği ortada. AK Parti ayakta kaldığı müddetçe bu alışılmadık stratejilerinin açıklamasını seçmenlerine yapmak zorunda kalacaklar. Başarılı olmaları halinde bile seçmenlerinin garipsediği bu durum önlerine çıkacak.
Ama en nihayetinde geleceğimize halkımız karar verecek. Halkın tercihlerini beğenmemek demokrasi yolundan sapmak demektir. Sonuç bazıları için büyük bir mucize bazıları için ise felakete açılan yol olarak hissedilebilir. Oysa demokratik siyasal sistemi işlettiğimiz müddetçe başarının asıl konusu bu olacaktır. Çünkü demokratik siyasal süreçler içinde her türlü sorunu müzaker edebilir, barışçı çözümler bulabiliriz. Ama Meclis'in ve siyasal düzenin işleyemeyecek kadar hasar aldığı ülkeler, asla halkın iradesi ile yönetilmezler, vesayete veya şiddete mahkum olurlar.
Sonucun tam olarak bizim istediğimiz gibi olmaması, sağlıklı işleyen bir demokratik sürecin ana kuralıdır ve diğerlerini sisteme davet etme potansiyelini bu özelliğinden alır. Bazen o öteki siyasal rakibimiz, bazen ise bizler oluruz.
Umarım bu yazıyı okuduğunuzda tecelli etmiş olacak halk iradesi ülkemiz ve bölgemiz için en iyi denklemi sunar. Ben buna inanıyorum. AK Parti'nin hazzetmeyeceği bir sonuç da başımızın üzerinde bir durum olacaktır. Çünkü genel sağduyudan tecelli etmiş her durum bize ummadığımız olanakları da beraberinde getirir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019