Mehmet CAN
Sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış bir toplum. Mustafa Kemal bu topraklar da toplumu tanımlarken bu şekilde bir tarif yapmakta ve toplumda sınıfların olmadığını söylemekte. Bunu söylerken kendisi ise bazı sınıflara dayanmakta, gücünü bu sınıflardan almakta. Kimdi bu sınıflar; Asker-sivil bürokrasi, azınlıkta olsa da o dönemin kentsoyluları ( burjuvazi ) ticaret burjuvazisi demek daha doğru olur. Çünkü sanayi burjuvazisi Türkiye’de 1950’lerle yani Demokrat Parti iktidarı döneminde yavaş yavaş ortaya çıkmaya gelişmeye başlayacaktır. Toprak ağaları ve mülk sahibi sınıflar. Bu sınıflar Kemalizm’in, Mustafa Kemal’in arkasında duran, kendi bürokratik önderliğini ve iktidarını pekiştiren toplumsal sınıflar. Dolayısıyla Mustafa Kemal boşlukta duran bir siyasal önderlik değildir. Belli toplumsal sınıflara dayanan ve bu toplumsal sınıfların çıkarı doğrultusunda hareket eden bir siyasal önderliktir.
Mustafa Kemal, sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir toplum tarifi yaparken kendisiyle çelişmekte, arkasına aldığı toplumsal sınıfları ve bunların çıkarına hareket etme niyetinin, pozisyonunun üzerini örtmektedir. İşin başında kapsayıcı bir siyaset gütmemekte, bir sosyal sınıfa karşı, başka bir sosyal sınıfın çıkarlarını gözetip, kollamaktadır. Mustafa Kemal’de birleşebilmemiz için Kemalizm’in demin yukarıda saydığım azınlık bir sınıfın dışında, daha geniş toplumsal sınıflara hitap etmesi, onları da içine alan bir siyaset izlemesi gerekirdi.
Kemalizm’in, Mustafa Kemal’in doğuş ve gelişim seyrine baktığımızda, Mustafa Kemal’in hangi sınıfsal tabakadan geldiğini analiz ettiğimizde veya Mustafa Kemal’in nasıl daha sonra ‘’Atatürk’’ olduğunu anladığımızda tarihsel olarak bu şekilde bir yolu izlemesinin gayet normal ve kendisi açısından kabul edilebilir olduğunu görmekteyiz.
Mustafa Kemal askeri bürokratik bir gelenekten gelmekteydi, daha sonra bürokratik bir önderlik oluşturması kendi çatısı altında, geçmişin kendisini biçimlendirmesi ile birebir alakalıdır. Bu bürokratik önderliği oluşturduktan sonra ise ipleri tamamen ele alınca devlet kapitalizmi ile yeni kurulan ülkeyi yönetmeye başlamış ve yeni kurulan bu ülkede kent soyluları (burjuvazi), toprak ağaları, asker ve sivil bürokrasinin çıkarı doğrultusunda hizmet etmeye başlamıştır.
İttihat ve Terakki’nin birikimine konan Mustafa Kemal, daha sonra bu İttihatçı geçmişini reddederek her şeyin kendisi ile başladığını ilan eden bir resmî tarih yani yeni bir tarih yazımı başlatmıştır. Tabii unutmamak gerekir ki İttihat ve Terakki de, İttihat-i Osmaniye’nin birikimi üzerinden kendisini şekillendirmiştir. İttihat ve Terakki iktidarlaşınca, özellikle 1913 Bab-ı Âli baskınından sonra İttihat-ı Osmaniye’yi reddetmiş, Mustafa Kemal ise 1.Dünya savaşı sonucu İttihatçıların önde gelen kadroları yurtdışına kaçmak zorunda kalınca İttihatçıların daha önce Anadolu’da, İstanbul’da kurumsallaştırdığı organizasyonun, birikimin üzerine basarak kendi açısından yeni bir süreci başlatmıştır.
Bu organizasyonun en önemli ayağı, İttihat ve Terakki önderliğinin 1.Dünya savaşı kaybedilince, yurtdışına çıkma aşamasında Anadolu’nun bazı yerlerine, gizli cephanelikler yığılması talimatının verilmesi, özellikle İttihat ve Terakki’nin silahlı kanadının bir parçası olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın önde gelen iki ismine Kara Vasıf ve Kara Kemal’e talimat veren İttihatçı önderlik azımsanmayacak bir silah yığınağı yapması olmuştur. Bu yığınaklar sınırlı sayıda insanın bilgisi dâhilinde yapılmıştır… İşte Mustafa Kemal bu cephaneliklerin üzerine konmuştur. Yine bunun yanında kadrosal anlamda İttihatçıların önde gelen kadrolarının boşalttığı yerleri doldurmasını bilmiş ve 1923 yılında kendi önderliği altında, kendi ve arkasına aldığı toplumsal sınıfların çıkarları doğrultusunda bir kuruluş gerçekleştirmiştir.
İttihat ve Terakki önderliği ile Mustafa Kemal arasındaki tarihsel bağ ayrı bir yazıyı başlı başına hak ediyor. Biz tekrardan konumuza geri dönelim: Kemalizm sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir toplum tasavvuru olmayan tam aksine toplumun azınlığına hitap eden, onların çıkarı doğrultusunda hareket eden, asker-sivil bürokrasi, burjuvazi, toprak ağaları, kısacası mülk sahibi sınıfların sahiplendiği ve sahiplenmesi gereken bir ideolojidir. Kemalizm’in o dönem arkasına aldığı bu toplumsal sınıflarda günümüzde sıralama değişmekte, o dönem güçsüz olan kent soyluları (burjuvazi ) bugün ustalık dönemini yaşamaktadır. Bu gelişimde, burjuvazinin bu kadar palazlanmasında Kemalist önderliğin emeği büyüktür. Kemalizm’in geniş toplumsal kesimler üzerinde kurduğu baskı, işçi sınıfı, yoksul kesim üzerindeki olumsuz anlamda yaptığı yasal düzenlemeler, burjuvazinin güçlenip, zenginleşmesindeki en önemli olgudur. Dolasıyla evet bu toplumun yarattığı zenginliğe el koyan azınlık bir kesim Kemalizm’de birleşebilir ama Kemalizm’in toplumun büyük bir kesimini kendi çatısı altında birleştirme yeteneği, kapasitesi olmadığı gibi tarihsel ve sınıfsal olarak da öyle bir çapı yoktur. Toplumun çoğunluğu burjuvazinin ideolojisi Kemalizm çatısı altında değil, ancak kendi sınıf ideolojisi olan sosyalizm çatısı altında gerçek anlamda birleşebilir.
Mehmet Can
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2018
4.02.2017
13.10.2017
15.09.2017
1.02.2017
2.02.2017
18.07.2017
3.02.2017
10.06.2017
4.02.2017