Mensur Akgün
Zeytin ilginç bir meyve. İşlenmeden, suda veya tuzda tutmadan yenemiyor. Dalından koparıldıktan sonra bir şekilde biraz bekletmeniz yenebilecek hale gelmesini sağlamanız gerekiyor. İsterseniz suyunu da sıkıp yağ haline getirebiliyorsunuz, posasından sabun yapabiliyorsunuz. Çekirdeğinden de yararlanmanız mümkün.
Ağacı bir kez dikildikten sonra yüzlerce yıl yaşayabiliyor. Sizi, çocuklarınızı, torunlarınızı, torunlarınızın torunlarını doyurabiliyor. Üstüne yazılmış binlerce kitap, makale, tebliğ ve tabii ki anlatılmış efsane var. Yunan mitolojisinde yeri büyük. Felsefeciler, tarihçiler de çok şey söylemiş hakkında.
Mahmut ve Zerrin Boynudelik “Zeytin Kitabı” adını verdikleri çalışmalarında Yunanlıların zeytin ağacını insanlığa Bilgelik Tanrısı Athena’nın hediye ettiklerine inandıklarını yazıyor. Yine aynı kitapta ağacın yeşerdiği Akdeniz havzasındaki tüm medeniyetlerin bu meyvenin kökeni konusunda bir inancı, bir anlatısı olduğunu görüyorsunuz.
***
Eski Mısır’da insanlara Tanrı Osiris’in karısı Isis’in zeytinciliği öğrettiği anlatılırmış. Zeytin ve ağacına Müslümanlıkta da, Hıristiyanlıkta bir şekilde kutsallık atfedilmiş. Zeytin dalı olimpiyatların ve barışın sembolü olmuş. Dalları da, meyvesi de, yaprağı da Vincent van Gogh’un tablolarına, Shakespeare’in, Nazım’ın, Eyüboğlu’nun, Puşkin’in, Seferis’in ve daha pek çoklarının şiirine, sanatına, romanına yansımış.
Beni en etkileyen kısmı ağacının kendisi. Meyvesini ve yağını da seviyorum ama her nedense ağacının olduğu yerlerde huzur ve dinginlik buluyorum. Belki yıllardır hakkında anlatılanları okuduğum ve mistisizmine kendimi kaptırdığı için. Belki de yaşam bulduğu coğrafyalara soluk da olsa renk kattığı için. Sebebi ne olursa olsun huzurla, sükunla zeytin ağacı arasında bana sanki doğrusal bir ilişki varmış gibi geliyor.
Önerim hayatın gündelik akışından sıkıldığınızda, zeytin ağaçlarının bol olduğu bir yerlere gitmeniz, rüzgardaki hışırtılarını dinlemeniz, mümkünse haklarında yazılmış bir kitabı, bir şiiri ya da bir efsaneyi okumanız yönünde. Türkiye’de zeytinin bol olduğu çok yer var. İsterseniz onlardan birinde hayatın gündelik akışına uyum sağlamayı bırakıp zeytin ağaçlarını dinlemeyi, dinlerken düşünmeyi deneyebilirsiniz.
Mesela Çanakkale’nin Adatepe köyü böylesi bir kaçamak için çok uygun. Ne trafik gürültüsü var, ne de bir yerlere, bir şeylere yetişme duygusu. Hayat mekanın doğası gereği zamansız, koşuşturmacasız akıyor. SİT alanı ilan edildiği için de yapısı ve dokusu bozulmamış. İstanbul’dan gelenler tarafından eski evler orijinal hallerine belli ki büyük ölçüde sadık kalınarak yeniden inşa edilmiş.
Eskiden Rumların ve Türklerin birlikte yaşadıkları bu köyde keyifle kalınabilecek oteller, zevkle yenecek restoranlar var. 1940’lı yılarda yapılan ama artık etkinlik merkezi olarak kullanılan ilkokulu da görülmeye değer yerleri arasında. Tepelerine çıkıp inanmasanız dahi kulağa hoş gelen mitolojik anlatılar eşliğinde Ege’de gün doğumunu ya da gün batımını izleyebiliyorsunuz.
Köyün çevresi de zeytin, çam ve adını bildiğim-bilmediğim onlarca cins ağaçla çevrili. Nereye giderseniz gidin kekikler, lavantalar yaydıkları hoş kokularla sizi karşılıyor. Dendiğine göre çevrede bol miktarda da yabani mantar mevcut. Seviyorsanız İda Blue’ya uğrayıp, köyde yaşayan mantar uzmanı Jilber Barutçuyan’ın topladığı porçini ve kuzu göbeğini deneyebilirsiniz.
***
Ama buraya gelirseniz asıl zeytin ağaçlarını dinlemeniz, Kaz Dağlarının temiz havasını solumanız, taş patikalarda yürümeniz, sokaklarındaki kedileri ve köpekleriyle haşır-neşir olmanız, hayatınızın gündelik ritmini sorgulamanız, en azından bir gününüzü dünyanın sorunlarından kopuşa ayırmanız gerek.
Gelmeseniz, gelemeseniz bile kendinizden kaçmayı bulunduğunuz yerde deneyin derim. Güzel bir film izlemek, bir roman okumak, bir sanat galerisini ya da bir sergiyi gezmek de insana iyi gelebiliyor. Önemli olan galiba rutinin dışına çıkabilmek, dünyaya ve kendi hayatımıza dışarıdan bakabilmek.
Hesaplaşma değil demek istediğim. Çünkü o zaman huzur çok zor. Sadece insan olduğumuzu, sıradan olduğumuzu, istisnai olmadığımızı hatırlamak. Bazen bir ağaca, bazen bir kitaba, bazen de aynaya bakarak bir tür tefekkür etmek. İyi bir hafta sonu dileğiyle…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
4.02.2026
28.01.2026
25.01.2026
21.01.2026
18.01.2026
14.01.2026
11.01.2026
7.01.2026
4.01.2026